Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Temmuz, 2024 08:07 tarihinde yayınlandı
0

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “(Netanyahu) O Hitler müsveddesi”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun geçtiğimiz günlerde ABD Temsilciler Meclisi’nde yaptığı konuşmanın alkışlanmasına tepki göstererek, “Netanyahu gibi birine kırmızı halı sermek, çok daha ileri gidip yalanlarını elleri şişinceye kadar alkışlamak, Amerika için büyük bir akıl tutulmasıdır. Bir tarafta Temsilciler Meclisi’nde o Hitler müsveddesi gibi olanın konuşmasını alkışlayanlar var. Ama diğer tarafta da Temsilciler Meclisi’nin dışında bakıyorsunuz orada da yine binlerce insan bunları lanetliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün Rize Valiliği önünde düzenlenen Ayder Yaylası Koruma ve Yenileme Projesi ile İl Geneli Kentsel Dönüşüm ve Afet Konutları Anahtar Teslimi ve Toplu Açılış Töreni sonrasında ismini taşıyan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde düzenlenen RTEÜ Geliştirme Vakfı Kurucular Kurulu Toplantısı’na katıldı. Erdoğan, ardından Rize’deki sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileri ile akşam yemeğinde bir araya geldi.

“Halen ateşe benzin döküyorlar”

Ramada Otel’de yenilen yemek sonrası bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ilk olarak Rusya ile Ukrayna arasında süren savaşın 2,5 yıldır devam ettiğini hatırlattı. Savaştan Batılı baronlar dışında kazançlı çıkanın olmadığını kaydeden Erdoğan, “Türkiye’nin yakın çevresinde yaşanan olayları siz de takip ediyorsunuz. Millet olarak neredeyse her gün bölgemizde patlak veren yeni bir krizle uyanıyoruz. Rusya ve Ukrayna bizim Karadeniz’den iki komşumuz. Bu iki komşumuz arasındaki savaş maalesef 2,5 yıldır devam ediyor. On binlerce insan öldü. Şehirler yıkıldı, çocuklar yetim kaldı. Batılı savaş baronları dışında bu kan deryasından kazançlı çıkan olmadı. Halen ateşe benzin döküyorlar. Yangını körüklemek için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Biz ise barışın ve istikrarın tesisi için çalışıyoruz. İlk günden itibaren hep bunu yaptık. Bunun için mücadele ettik. İki komşumuz arasında hakkaniyetli davranarak dengeli politika izleyerek bu ateşin Karadeniz’e sirayet etmesine engel olduk. Çatışmalar başladığında bizi eleştirenler, bize laf edenler, hatta Türkiye’yi kışkırtanlar şimdi bize hak veriyor, hakkımızı teslim ediyorlar” diye konuştu.

“Önceki gün Amerikan Temsilciler Meclisi’ndeki o rezil sahneleri hep beraber seyrettik”

Aynı durumun Gazze için de geçerli olduğunu ifade eden Erdoğan, “7 Ekim’den beri Türkiye zulme karşı durarak insanlığın vicdanı oldu. Kimseden çekinmeden kimseden lafımızı esirgemeden kimin ne dediğine bakmadan Gazzeli ve Filistinli kardeşlerimiz için harekete geçtik. İnsani yardımlarda miktar bakımından Gazze’ye en fazla yardım malzemesi gönderen ülkeyiz. İştirak ettiğimiz bütün uluslararası toplantılarda İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamları gündeme getirdik. Batı dünyası ise bu süreçte gerçekten çok kötü bir sınav verdi. Savunduklarını iddia ettikleri değerleri çiğneme pahasına İsrail’in yanında yer aldılar” şeklinde konuştu.

“Önceki gün Amerikan Temsilciler Meclisi’ndeki o rezil sahneleri hep beraber seyrettik” diyen Erdoğan, “Açıkçası orada gördüklerimiz karşısında insanlık adına biz utandık. Yemek kuyruğunda bekleyen insanları, çadırlarında uyurken vurulan çocukları, hastane kuvözlerinde öldürülen bebekleri düşündükçe gerçekten büyük bir mahcubiyet yaşadık. Mehmet Akif’in ‘Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’ ifadesinde anlamını bulan o değişmez hakikate bir kez daha şahit olduk. Bakınız burada şunu açık açık söylemek isterim. Netanyahu gibi birine kırmızı halı sermek, çok daha ileri gidip yalanlarını elleri şişinceye kadar alkışlamak, Amerika için büyük bir akıl tutulmasıdır. Ülkemden bazı siyasi partiler diyorlar ki ’şu anda hükümet Filistin Başkanını Türkiye’ye davet etsin ve parlamentoda konuştursun.’ Ya size bunu davet etmediğimizi kim söylüyor? Davet ettiğimiz halde gelmeyen Sayın Abbas kusura bakmasın. Önce bizden ayrıca özür dilemesi lazım. Davet ettik ama gelmedi. Bekliyoruz, bakalım gelebilecek mi? Gelir veya gelmez. Ama biz Filistin halkının, Filistinli kardeşlerimizin adına zaten söylenmesi gerekenleri her yerde, her toplantıda dile getiriyoruz. Kalbinde zerre kadar insanlık olan, vücudunda taş yerine kalp taşıyan hiç kimse böyle bir vicdansızlığı meşrulaştıramaz. Hortlatılmak istenen Haçlı zihniyeti tam olarak işte budur. Bir tarafta Temsilciler Meclisi’nde o Hitler müsveddesi gibi olanın konuşmasını alkışlayanlar var. Ama diğer tarafta da Temsilciler Meclisi’nin dışında bakıyorsunuz orada da yine binlerce insan bunları lanetliyor. 40 bin masumun katilini alkışlayanları gördükçe sadece insanlık için değil, kendi geleceğimiz için de endişeleniyoruz. Bugün Gazze’yi yerle yeksan edenlerin o kirli gözlerini yarın Anadolu’ya dikmeyeceklerini kim garanti edebilir? Bugün Gazze’deki katliama ses çıkarmayanların aynısı başka ülkelerin başına geldiğinde tepki vereceğini kim iddia edebilir. Bunun için her fırsatta Türkiye güçlü olmak, caydırıcı olmak, her alanda kendi kendine yeter konumda olmak zorundadır diyoruz” ifadelerini kullandı.

“Tam bağımsız Türkiye hedefimize ulaşmak için koşturuyoruz”

Erdoğan, ekonomide, savunmada, siyasette, turizmde, güvenlikte, tarımda ve diğer alanlarda tam bağımsız Türkiye hedefimize ulaşmak için koşturduklarını da belirterek şunları söyledi:

“Verdiğimiz mücadelenin tek bir gayesi vardır. Geçmişte muhannete muhtaç olmanın acısını çok çekmiş, bunun bedelini ödemiş ülkemizi bir daha aynı tercihle karşı karşıya bırakmak istemiyoruz. Son 22 yılda bu iddiamıza hayata geçirmek için gerçekten çok çalıştık. Maruz kaldığımız onca ihanete, sabotaja ve saldırıya rağmen hamdolsun her alanda önemli başarılara imza attık. Ekonomide yılda ortalama yüzde 5,5 oranında büyüme kaydettik, milli gelirimizi 238 milyar dolardan 1,1 trilyon doların üzerine taşıdık. Satın alma paritesine göre ülkemizi dünyada 11. sıraya çıkardık. İhracatımızı 35 milyar dolardan aldık, yaklaşık 256 milyar dolara yükselttik. Turist sayısını 15 milyondan yaklaşık 57 milyona turizm gelirlerimizi de 54,3 milyar dolara çıkartarak büyük bir başarıya imza attık. Savunma sanayinde göreve geldiğimizde yüzde 80’leri bulan dışa bağımlılığımız bugün tersine döndü. Yüzde 20 seviyelerine indi. Artık birçok ihtiyacımızı kendimiz karşılıyor. Hatta yıl 5,5 milyar dolardan fazla savunma ürünü ihracatı gerçekleştiriyoruz.”

Terörle mücadele konusunda gelinen noktayı da anlatan Erdoğan, “Terör örgütlerinin mevcudiyetini sınırlarımız içinde önemli ölçüde bitirdik. Sınırlarımız dışında da teröristlere nefes aldırmıyoruz. Irak’ın kuzeyinde devam eden Pençe Kilit Harekatı’yla bölücü örgütü sınırlarımızdan epeyce uzaklaştırdık. Suriye’deki operasyonlarımızda zaten aynısını daha önce başarmıştık. Suriye sahasındaki güvenlik kuşağımızın eksik kalan yerlerini vakti saati geldiğinde inşallah tamamlayacağız. Evlatlarımıza terör tehdidinin olmadığı bir ülke teslim etmekte kararlıyız” dedi.

“Merkez Bankası rezervlerimiz tarihimizin hiçbir döneminde görmediğimiz bir hızla artıyor”

Tüm bunları yaparken ekonomide karşı karşıya olunan zorlukları da inkar etmediklerini kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bunların üstesinden gelmek amacıyla geçen yıl uygulamaya koyduğumuz orta vadeli programın olumlu etkilerini görmeye başladık. Merkez Bankası rezervlerimiz tarihimizin hiçbir döneminde görmediğimiz bir hızla artıyor. Risk primimiz 700 baz puan seviyelerinden 260 baz puanın altına düştü. Daha çok siyasi sebeplerle alındığımız gri listeden çıktık. Yıllardır bize haksızlık yapan kredi derecelendirme kuruluşları bile hakkımızı teslim etmek mecburiyetinde kalıyor. Enflasyonun ateşi bundan sonra daha hızlı düşmeye başlayacak. Son 2 yılda özellikle fiyat balonunun oluştuğu sektörlerde dengelenme hız kazandı. 6 Şubat depremlerinin yaralarını son süratle sararken bütçe dengelerini de iyileştiriyoruz. İstihdam noktasında sevindirici haberler gelmeye devam ediyor. Son olarak Mayıs ayı iş gücü verileri rekorlar kırdığımız 2023 senesi yıllık verilerinden bile daha iyi seviyede geldi. İşsizlik oranı bir önceki yıla göre 1,1 puan azalarak yüzde 8,4 seviyesinde gerçekleşti. İnşallah herhangi bir yol kazasına mahal vermeden ve popülizm tuzağına düşmeden programımızı kararlılıkla uygulayacağız. Buradaki tüm kardeşlerimden bize, hükümetimize ve politikalarımıza güvenmeye devam etmelerini istirham ediyorum. Felaket tellallarına lütfen kulak asmayın. Birlik ve beraberliğimize kastedenlere lütfen prim vermeyin. Türkiye’ye düşmanlık besleyenlerin oyunlarına lütfen gelmeyin. Şunu hiç zaman unutmayın. Türkiye bu sürecin sonunda artık çok farklı bir ülke olacak. Türk ekonomisi bu dönemi atlattıktan sonra hedeflerine çok daha hızlı koşacak. Bugünün Türkiye’si nasıl 20 sene öncesiyle kıyas dahi edilmezse emin olun yarının Türkiye’si de bugünden fersah fersah ileride olacak. Bundan en küçük bir şüphe dahi duymuyoruz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
karadenizde buyuyor dunyaya satiliyor fLCeJI4B
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Mayıs, 2026 12:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Karadeniz’de büyüyor, dünyaya satılıyor

Doğu Karadeniz’de Eylül-Ekim aylarında barajlardan Karadeniz’deki kafeslere bırakılan Türk somonlarında hasat dönemi başladı. Yaklaşık 7 aylık deniz serüveninin ardından 3-4 kilograma ulaşan somonlar, başta Rusya, Japonya ve Avrupa ülkeleri olmak üzere 19 farklı ülkeye ihraç edilirken, sektör yılın ilk çeyreğinde 91 milyon doları aşan gelir elde etti. Son yılların parlayan su ürünleri arasında gösterilen Türk somonu, Türkiye’nin ihracatta yükselen markalarından biri haline geldi.

Türkiye’de son 8 yılda üretim ve ihracatta hızlı yükseliş gösteren Türk somonu, dünya pazarlarında dikkat çeken su ürünleri arasında yer aldı. Özellikle Rusya, Japonya, Vietnam, Kanada ve Avrupa pazarlarında talep gören Türk somonu, geçen yıl yaklaşık 520 milyon dolarlık ihracat geliriyle sektörün “parlayan yıldızı” olarak öne çıktı.

Aslında gökkuşağı alabalığı türü olan ve “Türk somonu” markasıyla dünya pazarına sunulan balık, yaklaşık 20 aylık üretim döngüsünün ardından sofralara ulaşıyor. Üretim sürecinde balıklar ilk olarak 13 ay boyunca tatlı sularda yetiştiriliyor. Ardından deniz suyu adaptasyonu sağlanan balıklar, Eylül-Ekim döneminde Karadeniz’e bırakılıyor ve yaklaşık 7 ay boyunca denizde büyütülüyor. Deniz suyu sıcaklığının ortalama 23 dereceye ulaşmasına kadar süren süreç sonunda hasat edilen balıklar, yumurtadan çıktıktan yaklaşık 20 ay sonra paketlenerek ihracata hazır hale geliyor.

İhracatı yılın ilk çeyreğinde 91 milyon doları aştı

Karadeniz’deki kafeslerde yetiştirilen Türk somonu, yılın ilk üç ayında dış pazarda güçlü talep görmeye devam etti. Ocak-mart döneminde Türkiye’den 19 ülkeye gerçekleştirilen somon ihracatı, hem miktar hem de gelir bazında geçen yılın üzerine çıktı. Türkiye’den yılın ilk çeyreğinde 13 bin 599 ton Türk somonu ihraç edilirken, bu satışlardan 91 milyon 61 bin 416 dolar gelir elde edildi. Geçen yılın aynı döneminde ise 11 bin 879 tonluk ihracat karşılığında 84 milyon 258 bin 203 dolar gelir sağlanmıştı. Böylece Türk somonu ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 14, değerde ise yüzde 8 artış gösterdi.

“Yumurtadan 20 ay sonra pakete giriyor”

Türk somunun özellikle 8 yıllık serüveni içerisinde çok hızlı gelişim gösterdiğini belirten Politek Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Talha Altun, “Dünya pazarlarında aslında Türk somonu inovasyonu markasıyla beraber güzel bir arz açığını doldurduk. Şuanda ihracat tarafında da bir çok ülke tarafından tüketici beğenisini kazandı. Yaklaşık 7 aylık bir sürede somon üretimi yapılıyor. Türk somunu dediğimiz aslında Gökkuşağı alabalığı cinsi bir balık. Ömrünün yaklaşık 13 aylık bir süresini tatlı suda geçiriyor daha sonra tuzlu su adaptasyonu ile beraber Karadeniz sularında 7 aylık bir sürede büyüyüp, 20 aylık bir faaliyet döngüsü içerisinde hasat yapıyoruz. Yumurtadan 20 ay sonra pakete giriyor. Denizde 7 aylık süre Ekim-Kasım ayı içerisinde tatlı sulardan denize nakil ettiğimiz balıkları deniz suyu sıcaklığı 23 dereceye gelene kadar denizde büyütüyor. Karadeniz Bölgesi’nde yaklaşık 7 aylık bir süre denizde kalıyor. Türk somonu ihracatı son dönemin parlayan yıldızı ürünlerinden bir tanesi. Geçtiğimiz seneye yaklaşık 520 milyon dolarlık ihracatla kapattık. Dünyada artık bir çok ülke tüketicisinin beğenisini kazanan bir balık türü oldu. Dolayısıyla en büyük ihracatımız şu anda Rusya, Belarus, Japonya, Vietnam, Uzakdoğu pazarları, Kanada bölgesi ve Avrupa pazarları da son dönemde artan tüketici talebini böyle karşılıyoruz” dedi.

“2030 yılına kadar yaklaşık 1 milyar dolar ihracat hedefi var”

Türk somonu üretiminin yaklaşık 100 bir ton seviyelerinde olduğunu kaydeden Altun, “Norveç somonu aslında bir atlantik somonu cinsi bir balık. Bizimki ise gökkuşağı alabalığı dediğimiz balık. İkisi tür olarak farklı balıklar ama lezzet ve kalite olarak Türk somonu biraz daha Omega 3-6 ve yağ oranı açısından biraz daha değerli. Norveç somunu üretimi 1940’larda başlamış dolayısıyla 2 milyon tona yakın bir üretim söz konusu. Tabii ki bir rakip rekabet diyemeyiz. Çünkü Türk somon üretimi yaklaşık 100 bin ton seviyelerinde onun için gidecek çok yolumuz var. Türk somununda 2030 yılına kadar yaklaşık 1 milyar dolar ihracat hedefi var. Bunun artması için iç piyasadaki tüketiminde canlanması gerekiyor. Çünkü iç piyasada kişi başı yaklaşık 7 kilogramlık bir tüketimimiz var. Bunun dünya ortalaması 21 kilogram seviyelerinde özetle genişmiş ülkelerde kişi başı su ürünleri tüketimi oldukça büyük oranlarda. Uzak doğu pazarlarında 50-60 kilogram seviyelerinde oluyor. Bizim kişi başı 7 kilogram seviyemizi artırmamız lazım. Türk somununa sahip çıkmamız gerekiyor. Geçtiğimiz sene 80 bin ton ihracat yaptık. 520 milyon dolara tekabül etti. Bugün herkes yılda 1 kilogram balık yese ihracata balığımız kalmıyor. Dolayısıyla iç piyasa tüketimini artırmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

“İlerleyen dönemlerde tüketim talebinin artacağını düşünüyorum”

“Dünyada yetiştiricilik avcılığı geçmiş durumda” diyen Altun, “Çünkü artan bir nüfus var. Nüfus artışıyla paralel olarak biraz daha yetiştiricilik sektörü ağırlıklı kazanmaya başladı. İç piyasadaki somon tabi ki Türk tüketicisine daha yeni bir ürün. Aslında nasıl pişireceğimizi bile bilmiyoruz. Burada gastronomi sektörüne de önem düşüyor. İlerleyen dönemlerde tüketim talebinin artacağını düşünüyorum. Türkiye teknoloji, yetiştiricilik ve fabrika tarafında her türlü otomasyon, makine tarafında çok iyi işler yapmaya başladı. Dünyada birçok ülke ile yarışabilir konuma gelmeye başladık. Türk somununda özellikle Japonlar bize çok büyük değer kazandırdı. Çünkü sektörde hassasiyetlerini öğrendik. Bu konuda kendimizi geliştirdik. Japonlarla birlikte diğer pazarlara da açıldıktan sonra yeni ürünlerin geliştirmesini yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin