Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener, 16 Nisan’da oylanacak olan Anayasa değişikliğine kimlerin karşı çıktığını sorarak, “Türkiye’de icrayı çabuklaştırdığı için, bürokratik vesayeti belli oranda yok edeceği için, krizler çıkamayacağı için, krizlerden nemalanan siyasi oluşumlar buna karşı çıkıyor” dedi
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener, Eğitim Bir Sen, Önder ve Cihannüma Dernekleri tarafından Karabük Öğretmenevi’nde düzenlenen “Yeni Türkiye ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi” toplantısına katıldı.
“DIŞ POLİTİKADA 2 PRANGAMIZ VAR”
Şener burada yaptığı konuşmada, “Kişiler baz alınarak sistem oluşturulmaz” diyerek, “Türkiye’de dış politikada bırakılan iki tane pranga vardır. Bir tanesi Kıbrıs meselesi, bir tanesi de Ermeni meselesi. Eğer biz dış politikada onurlu, şahsiyetli dış politika izleyerek önemli adımlar atmaya başlarsak hemen Ermeni meselesi gündeme gelir, hemen Kıbrıs meselesi gündeme gelir ve bizi durdururlar. Bu cumhuriyet tarihi boyunca böyle olmuştur. İç politikada da siyasetin üretken olmasının önündeki en büyük engellerden bir tanesi meclis iç tüzüğü ve diğeri de mevcut anayasadır” dedi.
“CHP, SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİNE NEDEN KARŞI ÇIKAR ÇÖZMEKTE ZORLANIYORUM”
16 Nisan’da oylanacak olan Anayasa değişikliğine kimlerin karşı çıktığını soran Şener, “Türkiye’de icrayı çabuklaştırdığı için, bürokratik vesayeti belli oranda yok edeceği için, krizler çıkamayacağı için, krizlerden nemalanan siyasi oluşumlar buna karşı çıkıyor. Kim karşı çıkıyor 16 Nisan’daki anayasa değikliğine? FETÖ terör gurubu karşı çıkıyor. Kim karşı çıkıyor? PKK karşı çıkıyor. Kim karşı çıkıyor? HDP karşı çıkıyor. Kim karşı çıkıyor? Her ihtilali yapmaya hazırlık yapan ve ihtilalden sonra kendisine hükümet etme yetkisi verilen CHP karşı çıkıyor. O zaman normal işleyen demokrasilerde kendilerine siyasi ikbal görmeyen sınıflar, Türkiye’de PKK’yı iktidar yapar mı bu millet? Yapmaz. FETÖ’yü yapar mı? Yapmaz. Onlar da ihtilale girişti çünkü iktidar olmak için. İktidar umudu olmayan marjinal olan gruplar buna karşı çıkıyor, bunu anlayabiliriz. Ama CHP, bu cumhuriyetin kurucusu Atatürk’ün kurduğu bir parti. Bu partinin bu grupların arkasına takılarak, bu yeni Türkiye’ye hizmeti hızlandıracak olan sistem değişikliğine, iki başlılığı ortadan kaldıracak olan sistem değişikliğine neden karşı çıkar çözmekte zorlanıyorum” ifadelerini kullandı.
“YAŞADIĞIMIZ SÜRECİ HAFİFE ALMAYIN”
Anayasa değişikliğinin yalnızca ‘cumhurbaşkanının şahsi ihtirasına hizmet edeceği’ ve ‘tek adam olacağı’ yönünde bir karalama yapıldığını da aktaran Şener, şunları söyledi:
“100 yıl sonra yine uluslararası sistem Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada adından söz edilen, gelir seviyesi artan, parlayan bir ülke olmasını gördüğü için bunun önüne geçmek için tedbirler alıyor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra batı dünyasından tepkiler 15-20 gün sonra gelmeye başladı. Neden? Çünkü bu darbe girişiminin başarılı olacağını ve kendilerinin güdümünde olan bu aşağılık sınıfın kendilerine hizmet edeceğini düşünüyorlardı. Şoke oldular, birden farklı bir sonuç çıkınca bu defa dediler ki; ‘eyvah ne yapalım, ne diyelim, ne düşünelim, ne söyleyelim.’ Bir müddet kendilerine gelemediler, 15-20 gün sonra cılız tepkiler gelmeye başladı. Bir şeyi ölçmek istiyorsanız Türkiye’nin bu hızlı adımlarla, büyük adımlarla tarihi misyonuna geri dönmesinden endişe eden batılı devletlerin yaklaşımını iyi izlememiz lazım. 15 Temmuz’da ordu içine yuvalanmış ihanet şebekelerinin darbe ve işgal girişimi, bu sadece darbe girişimi değildir, bu Türkiye’yi işgale hazır hale getirecek bir iç savaş hazırlığıdır. Yaşadığımız süreci hafife almayın. Ordu içinden pek çok insanın ordudan atıldığı ve hapse atıldığı dönemdeki, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde terörle mücadele etmesi gereken bütün birimlerin komutanları tutuklu ve ihraç edildi. Bu size bir şey anlatıyor mu? Şimdi bütün bu sayısal olarak eksilmiş olmasına rağmen ordumuz bugün Suriye içlerine girerek terör şebekelerinin tepesine binmiştir. Belki de düzenli orduya geçildikten sonra ki döneme ait söylüyorum, bu kadar komuta kademesinin olmadığı bir dönemde ordu çok daha büyük başarılar elde etmiştir. Neden? Çünkü burada bir oyun içinde değiller.”
Şener, daha sonra katılımcıların sorularını cevapladı.
Toplantıya; Karabük Valisi Mehmet Aktaş, AK Parti İl Başkanı Timurçin Saylar, ilçe kaymakam ve belediye başkanları, kamu kurum müdürleri ve STK temsilcileri katıldı.


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şener’den Karabük’e Ziyaret
Meyvelerin en büyük düşmanına Samsun’da savaş açıldı
Dünyada meyvelere en çok zarar veren türlerin başında gelen Akdeniz meyve sineği ile mücadele kapsamında Samsun’da 110 çiftçiye bin 600 adet kitlesel tuzak dağıtıldı.
Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Samsun Büyükşehir Belediyesi ortaklığında, meyve yetiştiriciliğinde kalitenin artırılması ve kimyasal ilaç kullanımının azaltılması amacıyla “Samsun İli Akdeniz Meyve Sineği Biyoteknik Mücadele Projesi” hayata geçirildi. Dünyada ve Türkiye’de meyve üretimine en büyük zararı veren etmenlerin başında gelen Akdeniz meyve sineği, meyvelerde çürümeye yol açarak ciddi ürün ve pazar kayıplarına neden oluyor. Hasat dönemine yakın yapılan kimyasal ilaçlamalar meyvelerde kalıntı riski oluştururken, bu durum insan sağlığını tehdit ettiği gibi ihraç edilen ürünlerin geri dönmesine de yol açıyor. Bu nedenle olumsuzlukların önüne geçmek, doğal dengeyi korumak ve tüketicilere kalıntısız gıda arz etmek amacıyla kimyasal mücadele yerine biyoteknik mücadelede gaza basıldı.
Yılbaşına kadar Atakum, Canik ve İlkadım ilçelerinde yürütülecek bu proje kapsamında, toplam 400 dekar şeftali üretim alanında kitlesel tuzaklama yöntemi uygulanacak. Projeden bölgedeki 110 üretici faydalanacak, zararlıyla etkin mücadele edilmesi amacıyla sahaya toplam bin 600 adet Akdeniz meyve sineği tuzağı dağıtıldı. Toplam bütçesi 352 bin TL olan ve yüzde 75’i Samsun Büyükşehir Belediyesi desteği, yüzde 25’i ise üretici katkısı ile finanse edilen bu çalışma sayesinde hem birim alandan elde edilen ürün miktarı artırılacak hem de kimyasal ilaç kullanımı alışkanlığı ve miktarı azaltılacak.
Yılmaz: “Kimyasal mücadele üründe kalıntı bırakıyor, ihracatı olumsuz etkiliyor”
Tuzak dağıtım töreninde konu hakkında açıklamalarda bulunan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, “Bitkisel üretimde hastalık ve zararlarla mücadele konusu oldukça önemli bir konu olup mücadele edilmediği takdirde üründe ciddi verim ve kalite kayıpları yaşanabilmektedir. Üretimde ciddi manada verim ve kalite kayıplarına neden olan bir zararlımız da Akdeniz meyve sineğidir. Akdeniz meyve sineği ile mücadele edilmediği takdirde meyvelerde çürüme olur ve ciddi anlamda verim ve kalite kaybı yaşanır. Akdeniz meyve sineği ile mücadelede özellikle kimyasal mücadeleden ziyade biyoteknik mücadeleyi uygulamak istiyoruz ve öneriyoruz. Özellikle geç dönemde kimyasal uygulandığı zaman üründe kalıntıya sebebiyet verebilmekte. Bu da ihracatımızı olumsuz anlamda etkilemektedir. Üreticilerimizin verim ve gelir kaybı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla biz biyoteknik mücadeleyi kullanarak hem çevreyi, doğayı korumuş oluyoruz hem kalıntı problemini ortadan kaldırmış oluyoruz hem de daha sürdürülebilir bir üretim yapılmasına da imkan sağlamış oluyoruz” dedi.
Projeye destek veren Samsun Büyükşehir Belediyesi’nden Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Mehmet Yıldız ise “Samsun’da tarımla ilgili, üretimle ilgili her noktada varız. Sağ olsun il müdürümüz bu konuda bizi hiçbir zaman yalnız bırakmıyor. Her türlü konuyu oturup istişare edip projelendirdikten sonra uygulamaya geçiyoruz ve bu süreç içerisinde üretimdeki değişimi, çiftçilere olan faydayı, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan da memnuniyet duyuyoruz” diye konuştu.
Öte yandan proje süreci boyunca il ve ilçe müdürlüklerinde görevli ziraat mühendisleri ve teknik personel sahada aktif olarak izleme faaliyetleri yürütecek, sürekli tarla ve işletme ziyaretleri gerçekleştirecek. Üreticilere tuzakların doğru kullanımı konusunda gerekli eğitimler verilecek. Bu biyoteknik mücadele atağı ile Samsun şeftalisinin kalitesi, güvenirliği ve pazar değerini artırmak, çevre ve insan sağlığı korunarak sürdürülebilir bir üretim modeli sağlamak amaçlanıyor.


