Çorum’daki patlamada kan donduran detay: Patlamadan önce komşuları gaz sesini duymuş - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
04 Kasım, 2024 04:45 tarihinde yayınlandı
0
0

Çorum’daki patlamada kan donduran detay: Patlamadan önce komşuları gaz sesini duymuş

Çorum’da 1 kişinin ölümüne, 33 kişinin yaralanmasına sebep olan patlama ile ilgili konuşan bina sakini, olaydan yaklaşık 45 dakika önce patlamanın yaşandığı evden gaz sesinin geldiğini söyledi.
Olay, öğlen saatlerinde Çorum il merkezi Osmancık Caddesi’ndeki Hilal Apartmanı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, apartmanın 3’üncü katında bulunan evden doğalgazdan kaynaklanan patlama meydana geldi. Patlama sebebi ile sokak adeta savaş alanına döndü. Olayda 1 kişi hayatını kaybederken, 33 kişi yaralandı. İhbar üzerine sokağa çok sayıda AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Olayda yaralanan vatandaşlar binalardan itfaiye ekipleri tarafından tahliye edildi. Hastanelere kaldırılarak tedavi altına alınan yaralıların sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından patlamanın sebebinin tespiti için soruşturma başlatıldı. Yetkili doğalgaz şirketi olan Ahlatçı Holding’e bağlı Çorumgaz ekipleri de binada incelemelerde bulundu.
Patlamadan önce gaz sesi gelmiş
Patlamanın yaşandığı evin üst katında yaşayan Rafet Kazak isimli vatandaş olay anını İHA muhabirine anlattı. Patlamadan bir süre önce patlamanın yaşandığı evden gaz sesi geldiğini ve eşinin zili çalmasına rağmen kapının açanın olmadığını söyledi. Bu olaydan bir süre sonra patlamanın yaşandığını söyleyen Kazak, patlama anında büyük korku yaşadıklarını söyledi. Paylamanın ardından yaralıları kurtarmaya çalıştıklarını belirten Rafet Kazak, “Oturma odasında televizyon izliyordum. Hanım geldi, ‘aşağıki kattan doğalgaz ses, geliyor’ dedi. Ben de ‘bir zilini çal, uyar’ dedim. Aşağı indi, zile basmış, açan olmuyor. Sonra doğalgaz vanasını kapatmaya çalışmış, gücü yetmemiş. Daha sonra evdeki vatandaşın kızını arıyor, ‘ses geliyor, babanız içeride’ diyor. Ama kimse gelmiyor. Sonra, 45 dakika, 1 saat aralığında bu olay oluyor. Sonra ben çocuklara koştum. Eşimin üzerine duvar yıkılmıştı, onu kurtardım. Küçük zedelenmeleri vardı. Sonra hepsini itfaiye ile balkondan aşağı indirdik. Sonra aşağı indim. Kimseyi göremedim. Birçok vatandaşı benim binamdan dışarı çıkarttık. Yaralılara şifalar diliyorum” dedi.
Öte yandan patlamanın şiddeti ile iş yerleri zarar gören esnaf ise dükkanlarına gelerek temizlik yapmaya başladı. Vatandaşlar olay anında büyük panik yaşadıklarını ve basıncın etkisi ile bayıldıklarını söyledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay