Reklam
Reklam
corumda baraj dolulugu yuzde 36ya dustu tarimsal sulamaya sinirlama geliyor tHBgfL2I
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Nisan, 2025 04:45 tarihinde yayınlandı
0

Çorum’da baraj doluluğu yüzde 36’ya düştü: Tarımsal sulamaya sınırlama geliyor

DSİ 5. Bölge Müdürü İbrahim Yaroğlu, Çorum’da bulunan barajdaki doluluk oranının yüzde 36’ya düştüğünü belirterek, içme suyunda sorun beklenmediğini lakin ziraî sulamada kısıtlamaya gidileceğini açıkladı.

Çorum Valisi Ali Çalgan başkanlığında düzenlenen İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda, 2025 yılı kamu yatırımları değerlendirilirken, Devlet Su İşleri (DSİ) 5. Bölge Müdürü İbrahim Yaroğlu da baraj doluluk oranlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Vali Çalgan’a toplantıda bilgiler aktaran DSİ 5. Bölge Müdürü İbrahim Yaroğlu, barajlardaki su düzeylerinin geçen yıla nazaran önemli oranda azaldığını söyledi. Yaroğlu, “Barajlardaki doluluk oranına baktığımızda geçen seneye nazaran doluluk oranımız düşük. Geçen sene yüzde 54 olan doluluk oranımız, bu sene yüzde 36’ya geriledi. Burada bilhassa içme suyu noktasında çok büyük bir derdimiz yok. Lakin sulama noktasında önemli sorunlarla karşı karşıya kalacağımızı öngörüyoruz” dedi.

Yaroğlu, ziraî sulamada bu yıl kısıtlamaya gidileceğini belirterek, “Suyumuz yok, kısıtlı sulama yapacağız. Suyla ilgili çok büyük bir sorun var. Bu durumla alakalı kelamını veremeyiz fakat çiftçimizi mağdur etmemek için planlama ve programı ona nazaran yapıyoruz. Kısıtlı sulamanın da durumu bu şekilde” tabirlerini kullandı.

Önceliğin içme suyuna verildiğini söz eden Yaroğlu, “Bazı sulamalarımızda kısıtlı sulamaya gideceğiz, kimilerinde ise tahminen duruma nazaran sulama yapamayacağız. O yüzden içme suyu önceliğimiz. Bu sene içme suyunda rastgele bir sorun öngörmüyoruz. Önümüzdeki yıl inşallah önemli bir yağış alırsak, hem sulamada hem de içme suyunda sorun yaşamayı düşünmüyoruz” halinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin