Çorum’da 1 kişinin öldüğü, 4 kişinin yaralandığı silahlı taarruz ile ilgili yapılan açıklamada, olayın failinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü duyuruldu.
Olay, dün akşam saatlerinde Ulukavak Mahallesi Fatih Caddesi Damat Şükrü Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye nazaran, kahvehaneye gelen H.C.S., husumetlisi olan bir şahsa silahla ateş açtı. Şahsın silahından çıkan kurşunlar kahvehanede bulunan S.K. (56), Barış Can Özel, İ.Y., O.Z. (23) ve Ş.M.S.’ye (58) isabet etti. Vurulan 5 kişi yaralanırken, H.C.S. olay yerinden kaçtı.
İhbar üzerine olay yerine gelen sıhhat takımları tarafından birinci müdahaleleri yapılan S.K., Barış Can Özel ve İ.Y. Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne, O.Z. ve Ş.M.S. ise kentteki özel bir hastaneye kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralılardan Barış Can Özel kurtarılamayarak hayatını kaybetti. S.K.’nin ise hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi.
Öte yandan, mevzuyla ilgili Çorum Valiliği’nden yapılan açıklamada, olayın failinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi. Açıklamada şu sözlere yer verildi:
“Saat 21.40’ta ilimiz Ulukavak Mahallesi’nde bulunan bir çay konutunda, ateşli silahla taammüden öldürmeye teşebbüs olayı meydana gelmiştir. Olaya ait silah seslerinin bölgeye yakın yaya polis devriyelerince duyulması üzerine acilen bölgeye polis ve 112 takımları gönderilmiştir. Olay yeri güvenlik önlemleri alınmış, yaralılar çeşitli hastanelere sevk edilmiştir. Saldırganın olay yerine bir araçla geldiği ve olayı gerçekleştirdikten sonra tıpkı araçla olay yerinden kaçtığı tespit edilmiştir. Beş kişi yaralanmıştır. Tedaviye alınan yaralılardan biri hayatını kaybetmiş dört yaralının tedavisi sürmektedir. Olayın failinin yakalanması için başlatılan çalışmalar devam etmektedir.”


Çorum Valiliği’nden kahvehanedeki silahlı saldırıyla ilgili açıklama
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

