karabuk
İmsak 06:03
Güneş 07:28
Öğle 13:08
İkindi 16:08
Akşam 18:38
Yatsı 19:58
İmsaka kalan son --:--
Namaz Vakitleri
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
29 Nisan, 2024 11:04 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocukların gizlediği dijital zorbalığa dikkat

Son yıllarda dijital mecralarda geçirilen süreler her geçen gün artıyor. Özellikle çocukların dijital zorbalığa maruz kaldıktan sonra içine kapandığına dikkat çeken uzmanlar, bu sorunun ise çeşitli psikolojik travmalarla sonuçlanabileceği uyarısında bulunuyor.

Teknolojinin hızla geliştiği son yıllarda özellikle çocuklar oyun, sokak, park ve halı saha ortamından çıkarak dijital ortamda olmaya başladı. Dijital ortamda bir çok tehlikeye dikkat çeken uzmanlar, çocukların gizlediği dijital zorbalığın önlem alınmaması halinde çeşitli psikolojik travmalarla sonuçlanabileceği uyarısında bulunuyor. “Birçok ebeveyn aslında çocuğunun zorbalığa uğradığının farkında bile değil” Konya Teknik Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Görsel İşitsel Teknikler ve Medya Yapımcılığı Bölümü Başkanı, Bilişim Uzmanı Doç. Dr. Yağmur Küçükbezirci, “Eskiden birebir yapılan zorbalıklar, bizim kendi dönemimizde bu dijital çağdan önce okul çağlarında olan veya daha sonraki çağlarda yaşadığımız bütün o zorbalıklar tamamıyla dijital alana yöneldi. Dijital alanda maalesef dijital zorbalıklar diye tırnak içerisinde özellikle belirtmek istiyorum zorbalıklar başladı. Bu konuda birçok ebeveyn aslında çocuğunun zorbalığa uğradığının farkında bile değil. Çünkü çocuk içine kapanıyor, söylemiyor. Bu dijital zorbalık dediğimiz olay, çocuk sosyal medyaya girdiğinde veya bilgisayar oyunları oynarken hiç bilmediği insanlarla tanışabiliyor, onlarla temas edebiliyor, bir iletişim içerisine girebiliyor. Burada karşı taraf çocuğun resmi, fotoğrafı veya videosunu isteyebiliyor. Bunları aldığı zaman şu anda deep fake (derin sahtelik) denilen dijital uygulama yapılarak onun yüzü veya fiziksel görüntüsü başka görüntülerle birleştirilip farklı amaçlarla kullanılabiliyor. Özellikle burada çocuklar tehdit ediliyor. Gerek maddi anlamda gerekse farklı konularda çocuklar tehdit edilip siber zorbalık uygulanabiliyor. Bu konuda benim öncelikle çocuklara tavsiyem yani o bilgisayar kullanan çocuklara tavsiyem; bilmediğiniz insanlarla ne bilgisayar oyununda ne sosyal medyada ne de farklı sosyal mecralarda iletişime geçmeyin. Ailelere tavsiyem de şu olur kesinlikle, çocuklarınızla anne ve baba ilişkisinden daha da öte arkadaş ilişkisi kurup çocuğunuzun hangi sitelere girdiği, kimlerle temas ettiği, kimlerle görüştüğüne dikkat etmeleri gerekiyor" dedi. "Dijital dünya öyle dışardan görüldüğü gibi saf ve masum değil" Çağın en büyük sıkıntısının siber zorbalık olduğunu söyleyen Bilişim Uzmanı Doç. Dr. Yağmur Küçükbezirci, "Bu ilkokul, ortaokul ve lise çağlarında yaşanabiliyor. Çocukların fotoğrafları alınıp ya da bazen çok güveniyor karşı tarafa kendi fotoğraflarını gönderebiliyor. Bunlarda olumsuz yönde kullanılabiliyor. O anlamda bunun yaşı da yok. İlkokul, ortaokul, lise hatta yetişkinler için bile siber zorbalık yapılabiliyor. Buradaki en çok dikkat edilmesi gereken nokta şu; dijital dünya öyle dışardan görüldüğü gibi saf ve masum değil. Hatta ailelere bazen şunları da söylüyorum. Siz çocuğum dışarda, sokakta oynamıyor güvenli bir şekilde evimizin içerisinde kendi odasında oturmuş bilgisayarı veya tabletin başında çalışıyor diyorsunuz ancak inanın bazen o bilgisayar, tablet veya dijital oyunlar dış dünyadan daha tehlikeli olabiliyor" ifadelerini kullandı. "Maalesef biz sosyal medyada dünya ortalamasının üzerindeyiz" Dijital mecrada kullanım yaşının gün geçtikçe düşmeye başladığını ifade eden Doç. Dr. Küçükbezirci, "Ülkemizde de maalesef dünya ortalamasına baktığımız zaman sosyal medya kullanımında dünya sıralamasında yerimiz var. Türkiye Cumhuriyeti olarak sosyal medyayı fazlasıyla kullanıyoruz. Burada tabii ki olumsuz anlamda şunları söyleyebiliyoruz; bir çocuk sosyal medya kullanırken özellikle yaş anlamında söylüyorum, yaş ortalaması gün geçtikçe aşağı doğru iniyor. Bunun sebeplerinden bir tanesi şu; ebeveynler tarafından çocuklarını susturmak için eskiden emzik veriliyordu şimdi telefon veya ekran veriliyor. Bu şekilde çocuklar susturulmak adına ya da oyalanmak adına dijital dünya ile çok erken yaşlarda tanışmış oluyor. Bununla ilgili bir örneğimiz var; anne çocuğunu emziriyor, küçük yaşlarda çocuğu emzirirken eline telefon veriyor ve çocuk her karnı acıktığı zaman götürüyor annesine cep telefonunu gösteriyor. Karnım acıktı anlamında burada bir şartlandırma var. Sosyal medya kullanım yaşı Türkiye Cumhuriyeti olarak söylüyorum maalesef biz sosyal medya kullanımında dünya ortalamasının üzerindeyiz" diye konuştu.(İHA)
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
22 Şubat, 2026 20:15 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

BEUN’da sağlıklı yaşam kültürü yaygınlaşıyor

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Ereğli Eğitim Fakültesi Kampüsü, Alaplı Meslek Yüksekokulu Kampüsü, Çaycuma Kampüsü ve Devrek Kampüsü, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen program kapsamında "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri" ünvanına layık görüldü.
Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri (BDFAD) Programı; sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite başta olmak üzere sağlıkla ilgili alanlarda çalışanlarda davranış değişikliği oluşturmayı, sağlığın korunmasını ve geliştirilmesini hedefliyor. Program ile aynı zamanda sağlıklı, güvenli ve üretken bir iş yeri ortamının oluşturulması amaçlanıyor.
Bu kapsamda BEUN’un Ereğli, Alaplı, Çaycuma ve Devrek kampüsleri; Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkanlığı Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Birimi tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda söz konusu ünvanı almaya hak kazandı. Yapılan incelemeler, kampüslerde sağlıklı yaşamı teşvik eden uygulamaların başarıyla hayata geçirildiğini ortaya koydu.
BEUN’un ilgili kampüslerinin söz konusu ünvanı almaları dolayısıyla değerlendirmede bulunan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün, programın temel amacının çalışanların sağlıklı yaşam alışkanlıklarını güçlendirmek ve iş yerlerinde sağlığı teşvik eden uygulamaları yaygınlaştırmak olduğunu ifade etti.
Uzm. Dr. Gün, açıklamasının sonunda bu programa hassasiyetle yaklaşarak kampüslerde yürütülen çalışmaların titizlikle uygulanmasına destek veren başta BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere emeği geçen tüm yönetici ve personele teşekkür etti. Ünvan almaya hak kazanan kampüsleri tebrik ederek başarılarının devamını diledi.
Rektör Özölçer: "Sağlıklı Yaşam Kültürünü Üniversitemizin Her Alanına Taşıyoruz"
BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede üniversitenin yalnızca akademik başarıya değil, sağlıklı yaşam kültürünün kurumsal bir değer haline getirilmesine de büyük önem verdiğini belirterek şu sözleri ifade etti:
"Üniversiteler yalnızca akademik bilgi sunarak öğrencileri meslek hayatlarına hazırlayan yükseköğretim kurumları değildir. Aynı zamanda sağlıklı, bilinçli ve örnek yaşam alanları inşa etmekle de sorumludur. Kampüslerimizin ‘Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri’ ünvanına layık görülmesi, benimsediğimiz bu anlayışın somut ve kıymetli bir göstergesidir. Çalışanlarımızın ve öğrencilerimizin beden ve ruh sağlığını önceleyen bir yaklaşımı esas alıyoruz. Sağlıklı beslenmeyi teşvik eden uygulamalarımız, fiziksel aktiviteyi destekleyen imkânlarımız ve farkındalık çalışmalarımızla kampüslerimizi daha nitelikli ve daha bilinçli yaşam alanlarına dönüştürmeyi hedefliyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; sağlıklı bireyler güçlü kurumları, güçlü kurumlar ise güçlü bir toplumu inşa eder. Bu duygu ve düşüncelerle programa verdikleri kıymetli desteklerden dolayı başta Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve Sağlık Bakanlığı ailesine şükranlarımı sunuyorum. Sürecin titizlikle yürütülmesinde büyük destek sunan Zonguldak İl Sağlık Müdürümüz Sayın Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün’e, değerli Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerine ve değerlendirme ekibine gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca bu sürece büyük bir hassasiyetle katkı sağlayan kampüslerimizin kıymetli yöneticilerine, akademik ve idari personelimiz ile sevgili öğrencilerimize yürekten teşekkürlerimi iletiyorum. Sağlıklı kampüs uygulamalarımızı daha da geliştirerek yaygınlaştırmaya ve bu alandaki çalışmalarımızı artan bir kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz."

Bizi sosyal medyadan takip edin