Rize’nin Çayeli ilçesinde gençlere yönelik alanlarda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşları, şehit cenazesi esnasında Fındıklı ilçesinde DEM ve CHP’li milletvekillerinin katıldığı konserli anıt açılışına tepki gösterdi.
Fındıklı Belediyesi tarafından 7-10 Aralık tarihleri arasında düzenlenen ‘Haklar Sempozyumu’ kapsamında 10 Aralık’ta Fındıklı Belediyesi Kadın Korosu tarafından seslendirilen Türk halk müzikleri ve hareketli parçalar eşliğinde ‘İnsan Hakları Anıtı’nın açılışı yapıldı. Konser eşliğindeki açılışın 9 Aralık’ta Isparta’daki helikopter kazasında şehit düşen Teğmen Ceyhun Kalyoncu’nun Çayeli ilçesindeki cenaze töreni ile aynı saatlere denk gelmesi ise tepkiyle karşılandı. DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, BDP Diyarbakır 23. Dönem Milletvekili Akın Birdal ve CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı’nın da katıldığı programda konuşan Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu, açılışta ’unuttuğunu’ ifade ederek, Artvin’in Arhavi ilçesindeki heyelanda hayatını kaybedenlere değinip, ardından şehit ailelerine sabır diledi.
Konserli açılışa, şehit Teğmen Ceyhun Kalyoncu’nun memleketi Çayeli’nde gençlik alanında faaliyet yürüten STK’lardan tepki geldi. STK yöneticileri adına ortak basın açıklamasını okuyan Cevat Suiçmez, Fındıklı ilçesinde düzenlenen programın şehitlere ve Türk milletine yapılan bir saygısızlık olduğunu belirtti. Suiçmez, “Bizler şehidimizi Hacıbaşı Camii’nin avlusundan kaldırırken ve defnederken, şehrimizin bir başka ilçesi olan Fındıklı’nın sözde vatansever belediyesi tarafından şarkılı, türkülü anıt açılışı gerçekleştirildiğini derin sinir ve üzüntüyle öğrenmiş bulunduk. İkindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında şehidimizin al bayrağa sarılı tabutunu saat 15.25’te alarak, kortej eşliğinde Büyüktaşhane Mahallesi’ndeki defnedileceği yere götürdük. Ne tesadüftür ki Fındıklı Belediyesi’nin sosyal medya hesapları ise saat 15.40’da şarkılı, türkülü yapılan açılışı canlı olarak yayınladı. Aynı şehrin bir ilçesinde şehit cenazesi kılınıyor, şehidimiz defnediliyor; diğer bir ilçesinde ise şarkılı, türkülü konser ile anıt açılışı gerçekleşiyor. Bu yapılanı bizler şehitlerimize saygısızlık ve milletimize yapılan büyük ayıp olarak karşılıyoruz. Üstelik cenazeye katılıp şehidin ailesinin acısını paylaştıktan sonra şarkılı, türkülü bir programa katılan CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı’yı da ayrıca kınıyoruz. Bu kadarıyla da kalmadı. Elim helikopter kazasının yaşandığı şehir Isparta doğumlu olan DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve BDP 23. Dönem Milletvekili Akın Birdağ’ın da Fındıklı’da gerçekleştirilen açılış programına katılmaları milletimizi ve bizleri ayrıca kızdırmıştır. Programa katılan bu zatlar, partisi adına teşekkürlerini iletmeyi de eksik etmediler. Bizler ülke olarak şehit acısını en derinden yaşarken, CHP ile DEM Parti’nin kol kola programlarda boy göstermesi milletimizle alay etmektir. Yapılan bu ayıbı başta vatansever Rize halkımız olmak üzere bütün milletimizin takdirine bırakıyoruz” dedi.


CHP’li belediyenin şehit cenazesi sırasında yaptığı konserli açılışa Çayelili gençlerden tepki
Bakan Gürlek açıklamıştı: 20 yıllık faili meçhul olayı zanlıları adliyede
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, 2006 yılından bu yana faili meçhul kalan bir kadın cesedinin kimliğinin tespit edildiğini ve olayla ilgili 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini açıklamasının ardından, Samsun’un Bafra ilçesinde 20 yıllık cinayet dosyası kapsamında gözaltına alınan şüpheliler adliyeye sevk edildi.
Samsun’un Bafra ilçesinde 14 Mart 2006 tarihinde Ozan Çayı’nda bulunan ve uzun yıllar kimliği tespit edilemeyen kadın cesedine ilişkin faili meçhul cinayet dosyasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Mayıs 2026 tarihinde Samsun İl Jandarma Komutanlığı’na gönderdiği yazıda, JASAT personelinden özel bir ekip kurulmasını istedi. Yazıda, Ozan Çayı’nda bulunan cesedin 25 yaşlarında bir kadına ait olduğunun değerlendirildiği, ölümün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı meydana geldiği ve dosyada bugüne kadar herhangi bir gelişme kaydedilemediği belirtildi.
Yalova’da 2004 yılından bu yana kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı
Soruşturmanın yeniden derinleştirilmesiyle birlikte JASAT ekipleri, 2005-2006 yılları arasında kayıp ihbarı verilen kadınlara ilişkin daraltılmış çalışma yaptı. Yapılan analizlerde, cesedin Yalova’da 2004 yılında kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği değerlendirildi.
Bu kapsamda Gülcan Yazıcı’nın kızı Sultan Orta’dan DNA örneği alındı. Bafra Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla buluntu cesetten elde edilen DNA profili ile kızından alınan biyolojik örnekler karşılaştırıldı. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, kimliği meçhul cesedin DNA profili ile SO kodlu kişinin DNA profili karşılaştırıldı. Raporda, kimliği meçhul şahsın yüzde 99,99 ihtimalle SO kodlu kişinin biyolojik annesi olabileceği tespit edildi. Böylece 2006 yılında Ozan Çayı’nda bulunan kadın cesedinin, kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği yönündeki değerlendirme DNA raporuyla güçlendi.
17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya gelmiş
Dosyada yer alan araştırma ve analiz tutanağına göre, Gülcan Yazıcı’nın 17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya geldiği, çocukları Sultan ve Selim’i ziyaret ettiği, bir süre sonra köyden ayrıldığı, kızına bir telefon numarası verdiği ve daha sonra kendisinden bir daha haber alınamadığı belirtildi.
JASAT ekiplerinin yaptığı çalışmada, Ozan Mahallesi ile Boğazkaya ve Darboğaz Mahallelerinin birbirine yakın olduğu, Gülcan Yazıcı’nın son görüldüğü yer ile cesedin bulunduğu bölge arasında bağlantı kurulduğu ifade edildi.
Soruşturma kapsamında, dosyada adı geçen N.Y., B.A. ve O.O. isimli şahısların “olası şüpheli” olarak değerlendirildiği, bu kişilerin ikametlerinde arama yapılması ve eş zamanlı olarak gözaltına alınmaları için işlem başlatıldığı öğrenildi.
Zanlılar Bafra Adliyesi’nde
Savcılığın talimatı doğrultusunda, şüphelilerin adreslerinde 2 Haziran günü saat 07.00 ile 12.00 arasında yapılan aramalar sonucunda 3 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahıslar, geniş güvenlik önlemleri altında Bafra Adliyesi’ne sevk edildi.
Yaklaşık 20 yıldır faili meçhul olarak kalan cinayet dosyasında, DNA raporları ve JASAT ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarla önemli delillere ulaşıldığı belirtilirken, soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü öğrenildi.

