Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
31 Ocak, 2018 14:26 tarihinde yayınlandı
0

CHP Safranbolu İlçe Başkanı İbrahim Ayhan: “Safranbolu’yu AKP zihniyetinden kurtaracağız”

CHP Safranbolu İlçe Başkanı İbrahim Ayhan Safranbolu’yu AKP zihniyetinden kurtarmak için  kararlı biçimde çalışmalara başladıklarını ifade ederek, “AKP döneminin şehrimizde yarattığı tahribatı tamir edip Safranbolu’yu tekrar her yönden örnek alınan bir marka şehir haline getirmeye kararlıyız. Çünkü başka Safranbolu yok” dedi.

CHP Safranbolu İlçe Başkanlığı ve yönetim Kurulu olarak her zaman Safranbolu Halkı adına yanlışların takipçisi, doğruların da yanında olmaya çalıştıklarını belirten Ayhan yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“ 16 yıllık AKP iktidarı sonucunda ülke siyasetinin geldiği nokta, ülkemizin, hepimizin gözleri önünde gittikçe demokrasiden uzaklaşması, içinde bulunduğu durum hepimizin içini acıtıyor.

Ahlaken tutulacak hiçbir yerleri kalmayanlar kendilerini kurtarabilmek, işgal ettikleri koltuklarda biraz daha oturabilmek adına sırt sırta vererek ülkemizi çok ciddi risklere sokmaya çekinmiyorlar. Her fırsatta tamamen siyasi amaçlarla milli duygularla oynayabilenler, hamasi nutuklar atarak halkımızın samimi milli duygularını sömürme peşindeler.

Bugün iktidarın bilmem kaçıncı aldatılışının sonucu olarak ortaya çıkan savaş ortamında, vatan güvenliği için gözünü kırpmadan ateşin üzerine giden evlatlarımızın alnından öpüyor, bu kutsal görevde muzaffer olmalarını diliyoruz. Bu uğurda şehit olan evlatlarımıza Tanrı’dan rahmet diliyor, ülkemizin içinde bulunduğu bu duruma sebep olanları da, önce Türk Milletine sonra Allah’a havale ediyoruz.

Son yıllarda ilçemiz belediyesinde yaşanan pek çok usulsüzlük peş peşe su yüzüne çıkmaya başladı. CHP Safranbolu ilçe örgütü olarak “ bu yapılanlar yanlış, böyle iş olmaz” diyerek yaptığımız şikâyetler üzerine tutulan raporlar, kazanılan davalar, yapılan suç duyuruları, mızrak çuvala sığmaz misali ortalığa dökülmeye başladı.

Safranbolu Belediyesinin görevden alınan AKP’li Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy ve çoğunluğu AKP’li 10 belediye meclis üyesi hakkında İçişleri Bakanlığınca soruşturma izni verildi. Soruşturma konularından, makam araçları hakkında meclis üyelerimiz soru önergeleri ile olayın açığa çıkmasını sağlamıştı. Karıt kavşağında yapılan yurt binası hakkında açılan dava kazanıldı. Şehrin ana caddesi üzerinde sergilenen imar rezaleti hakkında ilgili kuruma yapılan müracaatla konunun kapatılmasına engel olundu. Önceki AKP ilçe yönetiminin, istifa ederken yaptığı basın açıklamasında vebal almama ile ilgili olarak, görevden alınan AKP’li Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştuk.

AKP iktidarının genel politikalarına uygun bir şekilde çalıştıkları (!) için, kendilerini güvende hissederek hak,hukuk,adaleti dikkate almayanlar ve onları destekleyenler, CHP Safranbolu İlçe Başkanlığımızın ısrarlı takipleri ve usulsüzlüklerin üzerinin örtülmesini engelleyen girişimleri sonucunda, bugün “bu gün yediğin hurmalar gün gelir bir tarafını tırmalar” noktasına geldiler.

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun gerçekleştirdiği Adalet Yürüyüşü sırasında da vurguladığı gibi hukuku, kanunların üstünlüğünü sağlamayan ülkelerin yaşama şansı olmaz. 16 yıllık AKP iktidarı sonucunda yerel yönetimlerde pek çok AKP’li il belediye başkanı görevlerinden zorla istifa ettirildiler. Yerlerine yine AKP’li başka insanlar geldi. Yaptıklarını, iptal edilen ihaleleri basından ilgi ile takip ediyoruz ama bizi öncelikle kendi şehrimizde yaşadıklarımız ilgilendiriyor.

Belediyemizin şu anda OHAL ortamında Kayyum eliyle yönetiliyor olması bizleri üzüyor. İlçemiz Kaymakamının Kayyum sıfatı ile yönettiği belediyemizde Belediye meclis üyelerimiz de dışlanmış, halkımızın kendilerine hizmet etmeleri için oylarıyla seçtikleri kişiler görev yapamaz duruma getirilmiş durumdalar.

Önümüzdeki yıl seçim yılı. CHP ilçe teşkilatı olarak Safranbolu’yu AKP zihniyetinden kurtarmaya kararlı biçimde çalışmalarımıza başladık. Geçmiş yıllarda CHP bayrağı altında Hilmi Bayramgil’le, Kızıltan Ulukavak’la, Erdoğan Caymaz’la nasıl belediyecilik hizmeti gerçekleştirilmişse, günü geldiğinde aynı kalitede bir belediyecilik anlayışı ile hareket edecek kadrolarla Safranbolu halkının önüne çıkacağız. AKP döneminin şehrimizde yarattığı tahribatı tamir edip Safranbolu’yu tekrar her yönden örnek alınan bir marka şehir haline getirmeye kararlıyız. Çünkü başka Safranbolu yok.

Takdir Safranbolu Halkınındır. Bekle bizi Safranbolu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay