Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
27 Temmuz, 2016 07:20 tarihinde yayınlandı
0

Cevizli park ve Çengeller köprüsü arasında park yasağı başladı

KASTAMONU Belediyesi tarafından Cevizli Park ve Çengeller Köprüsü arasında bulunan alanda park yasağı başladı. Kasrtamonu’da ana cadde üzerinde park sorununun çözüme kavuşturulması ve trafikteki yoğunluğun azaltılması adına başlatılan otopark projelerinin ilki olan 420 araçlık belediye önü katlı otopark projesi vatandaşlara hizmet vermeye başladı. Bu projenin tamamlanmasıyla birlikte Kastamonu Belediyesi ilk etapta Cevizli Park ve Çengeller Köprüsü arasında parkomat uygulaması kaldırılarak park yasağı getirildi. Cevizli Park ve Çengeller köprüsü arasında her iki yönde uygulamaya geçirilen park yasağıyla trafiğin en yoğun olduğu saatlerde dahi sıkışıklık görülmedi. Yapılan otoparkların ana yol üzerindeki park sorunun çözmek için atılan bir adım olduğunun altını çizen Belediye Başkanı Tahsin Babaş, “Vatandaşlarımızın talepleri ve şehrimizin ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştirilen projelerle Kastamonumuzu her alanda ileri taşımayı hedefliyoruz. Cevizli Park ve Cumhuriyet Meydanı arasında her iki yönlü yaşanan trafik sıkışıklığı sorununu otopark projelerimizi hayata geçirerek etap etap çözeceğiz. Şehir Parkı otoparkımız ve Cumhuriyet Meydanı yeraltı otoparkımızın tamamlanmasıyla birlikte ana yol üzeri parklanmaları tamamen kaldıracağız. Böylelikle ana yol üzerinde bir kilometrelik alanda oluşan trafik yoğunluğunu da çözmeyi amaçlıyoruz” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin