Yaklaşık 4 bin metre kare alan üzerine inşa edilen Belediye İş Merkezi A ve B Blokları tamamlanarak hizmete girdi.
Karabük Belediyesi yeni hizmet binasının da içinde bulunduğu inşaatları zamanında bitiren Çebioğlu Grup Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Çebi, basın mensuplarına iş merkezini gezdirdi.
Çebioğlu grup olarak, hem Karabük Belediyesi hizmet binasını ve hem de İş Merkezini Karabük’e kazandırdıklarını kaydeden Adnan Çebi, “ Bulunduğumuz binada 77 tane ofisimiz var, bunların yarısını sattık, şu anda kiralamalar ve satışlarımız devam ediyor. Kendi ofisimize de geçtik bundan sonra müşterilerimizi burada daha iyi bir şekilde ağırlamak ve satışlarımızı burada yapmak istiyoruz. Yaptığımız binamız kente ayrı bir canlılıkta kattı. Binamızda şuan Garanti Bankası açıldı, TEB Bankası ile anlaşma yapıldı yakın bir zamanda gelecek, Finans Bank ile görüşmelerimiz devam ediyor, bir de Odeabank’la görüşüyoruz. İnşallah dışarıdan banka olarak Odeabank gelecek. BİM marketleri ile görüşüyoruz. Ofislerimize Avukatlarımızın, Doktorlarımızın talepleri çok yüksek onlarla da görüşüyoruz. Oyak Bank Borsa yatırımı ile ilgili bir ofisimizi kiraladı. Güzellik merkezi açılıyor. Mimarlarımız, Mühendislerimiz ofis kiralamaya başladı. Zaten Avukat, Mimar ve Mühendislerin yoğun ilgi gösterdiği bir yer olarak burayı tasarlamıştık ve onların da bir ilgisi var. Restorant için iki tane yerimiz var” dedi.
Adatepe bölgesine yapılacak yeni proje hakkında da bilgiler veren Çebi, “ O bölgede bir ada da sona ulaştık. 6-7 tane yeri alamamıştık onlarla görüşmelerimiz devam ediyor. Onu da aldığımız takdirde bir ay içinde kazmayı vurabilecek durumdayız. İlk etapta 450 daire yapabiliyoruz” diye kaydetti.
İşadamı Adnan Çebi, Çebioğlu grup olarak burada iyi bir iş bitirme aldıklarını ve bundan sonra Devlet ihalelerinde yer alacaklarını da kaydederek, “ Burada gösterdiğimiz üstün başarıyı orada da gösterebilirsek bundan sonra Karabük için bütün ihalelere gireceğiz. Dışarıdan gelen firmalar geliyor, parayı kazanıp gidiyor. Biz yapıyoruz, parayı kazanıyoruz Karabük’te harcıyoruz. Yani bizim kötü yaptığımız bir şey devamlı bize geri döneceği için bizim kötü yapma şansımız yok, ondan dolayı da yerli firmalara ne kadar ihale verilirse o kadar başarılı olur” ifadesinde bulundu.


Çebioğlu Twin Towers Hizmete Girdi
ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.
Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.
Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.
Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:
1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.
2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.
3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.
4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.
5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.
6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.
Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.
İlyas Erbay


