ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİMİZİN 107. YILI KUTLU OLSUN - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
18 Mart, 2022 13:50 tarihinde yayınlandı
0
0

ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİMİZİN 107. YILI KUTLU OLSUN

“2004 yılından itibaren tam altı kez ziyaret ettiğim, görevli olarak anma törenlerine katıldığım Çanakkale ve Şehitliklerle ilgili daha önce yazdıklarımdan farklı olarak bugün muharebenin seyrini, saldırı sırasında yaşanan olayları rakamsal verilerle siz değerli dostlarıma sunmaya çalıştım. Bu makaleyi hazırlarken ziyaretlerim sırasında duyduğum heyecanın, yaşadığım duyguların yinelendiğini sizlerle paylaşmak isterim. Uzun bir yazı oldu belki ama, ilgilenenler için yararlı olacağını düşünerek saygılarımla değerlendirmenize sunuyorum.”

Kendilerinden o kadar emindiler ki; 17 Mart gecesi Queen Elizabeth zırhlısında toplanan amiraller boğazı geçip üç gün sonra İstanbul önlerinde olacaklarını umuyor, “ Bekle bizi İstanbul, geliyoruz “ diyerek iki gün önce hastalanarak doktor raporuyla görevi bırakan Amiral Calden’in yerine atanan itilaf devletleri donanması komutanı Amiral De Robeck’le birlikte kadeh kaldırıyorlardı.

1Oysa İstanbul’u hayal ederlerken 7-8 Mart gecesi sabaha karşı Nusrat mayın gemisinin boğazın en geniş yeri olan Erenköy önündeki Karanlık Liman denilen koyda, kıyıya yakın ve paralel olarak 4 metre derinlikte ve ters şekilde yerleştirdiği 26 mayından haberleri yoktu.

17 Mart günü keşif için görevlendirilen mayın tarama gemisi ile bir uçak havanın puslu, denizin dalgalı olması nedeniyle bu mayınları fark edememişti. 18 Mart saldırısının başarısızlıkla sonuçlanmasından bir gün sonra temiz raporu veren uçağın pilotu kurşuna dizilerek idam edildi.

Çanakkale Boğazı 62 Km. uzunluğunda, 1.2 Km. ile 7 Km. arasında değişen bir genişliğe sahiptir. Boğaz boyunca Ege Denizine doğru akan yüzey akıntısı Ege’den boğaza giren gemiler için hız kesicidir.

Boğazın savunması Cevat Paşa’nın komutasında, Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı tarafından 2 piyade tümeni, çeşitli topçu bataryaları ve mayınlarla sağlanmaktaydı. Seferberliğin ilan edildiği 3 Ağustos 1914’ten itibaren 12 Şubat 1915’e kadar 403 mayın kullanılarak 4-5 metre derinlikte, 40-45 metre aralıkla kıyılara dikey olarak 10 mayın hattı oluşturulmuş ayrıca bu hatların ön ve arkasına da birer denizaltı ağı yerleştirilmişti. Bu mayınların 175’i Trabzon açıklarından toplanan Rus mayınları, İzmir açıklarında ele geçirilen Fransız mayınları ve Balkan Harbinden kalan Bulgar mayınlarıydı.

İngiliz ve Fransız filolarının oluşturduğu İtilaf Donanması ilk saldırısını 3 Kasım 1914’te yapmıştı. Fransızlar Anadolu yakasında Ege’ye bakan Kumkale ve Orhaniye tabyalarını. İngilizler ise Geibolu yarımadasındaki Ertuğrul ve Seddülbahir’i bombalamışlardı. Bu bombarduman sırasında Seddülbahir tabyası ve merkez cephaneliği tamamen tahrip olmuş, 5 subay ve 89 askerimiz şehit olmuştu. Giderek artan ve sayısı 150’ye ulaşan ve Bozcaada’nın Mondros limanı çevresinde toplanan İtilaf Donanmasının boğazı geçme girişiminde bulunacağı zaten bekleniyordu. Cevat Paşa ve kurmayları bu girişimde zırhlı savaş gemilerinin kademeli olarak tertipleneceğini tahmin etmişler ve bataryalarımızın ateşinden rahatsız olacak gemilerin manevra yapabilmek için Karanlık Liman’ı tercih edeceklerini düşünmüşlerdi. Bu yüzden Almanya’dan trenle Edirne’ye kadar getirilen ve büyük zorlukla Çanakkale’ye ulaştırılan 26 mayının kıyıya paralel yerleştirilmesine karar vermişlerdi.

Komutanlığın emrinde Bleriot XI-2 tipi tek bir keşif uçağı bulunuyordu. 3 Mart günü Pilot Üsteğmen Cemal Bey ve Makinisti Vahran Usta yaptıkları keşif uçuşunda boğaz girişinde bulunan mayınların bir bölümünün gemilere geçit verecek şekilde temizlendiğini gördüler ve bunu rapor ettiler. 17 Mart günü Almanya’dan getirilen üç uçaktan birinin montajı o gece acele olarak tamamlandı ve Gotha tipi uçak 18 Mart sabahı erken saatlerde Binbaşı Karl Schneider ve pilot Yüzbaşı Serno ile keşif uçuşuna çıktı. Alman pilot Yüzbaşı Serno, 19 zırhlı ve kruvazörün boğaza doğru ilerlediğini gördü ve rapor etti. Aynı bilgiyi Üsteğmen Cemal Bey’de yaptığı keşif uçuşuyla doğrulayınca saldırının başladığı anlaşıldı. Bu bilgiler üzerine Çanakkale Müstahkem Mevki hemen alarma geçti ve silah başı yaptı.

2Topçu bataryaları üç grup halinde dış savunma, orta savunma ve iç savunma (Merkez Tahkimat) düzeni şeklinde tertiplenmişti.. Boğazın ana savunma düzeni, Merkez Tahkimat kesimiydi. Uzun menzilli toplar ve mayın hatları Merkez Tahkimat bölgesinde yerleştirilmişti. Ayrıca düşman gemilerini yanıltmak için üç tahkimat bölgesinde de sahte topçu mevzileri yapılmış, bunlara duman çıkartacak araçlar eklenmişti. Böylece bu sözde bataryalar ateş açar görünümü vererek düşman gemilerinin ateşini üzerlerine çekeceklerdi.

• Dış Tahkimat, Gelibolu Yarımadası’ndaki Ertuğrul ve Seddülbahir, Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye tabyalarıydı. Dış Tahkimat’ın silahları 150 mm’lik 19 ağır top, 6 havan ve 4 adet “mantelli” adı verilen toplam 29 adet eski model toplardan oluşmaktaydı. Hepsi de, “çakılı” yani sabit toplardı.
• Orta tahkimat, her iki sahildeki 15 cm’lik 24 obüs, 12 cm’lik 8 dağ topu, 21 cm’lik 10 havandan oluşan, toplam 42 toptan ibaretti. Bu tahkimat, hareketli toplardan oluşmaktaydı. Orta tahkimatın görevi, mayın tarama teknelerini ve diğer gemilerin gerideki Merkez Tahkimat’ı dövmelerini engellemekti.
• Merkez Tahkimat ise Kepez – Soğanlıdere hattı ile Nara – Değirmendere hattı arasında kalan kesimdi. Avrupa Yakası’nda Degirmendere, Namazgah, Rumeli Hamidiyesi (Hamidiye 2), Anadolu Mecidiyesi, Anadolu Yakasında Nara, Rumeli Mecidiyesi, Çimenlik, Rumeli Hamidiyesi (Hamidiye 1), Çimenlik, “Dardanos” ve Mesudiye olmak üzere on tabya (topçu bataryası) halinde düzenlenmişti. Tahkimatlarda menzilleri 16,9 km. olan 35,5 cm’lik 24, diğerleri daha küçük çaplarda olmak üzere toplam 137 top bulunmaktaydı. Boğazın asıl savunması bu bataryalar sayesinde sağlanacaktı. Bizim elimizde değişik tip ve modelde, birbirleriyle uyumlu olmayan, 230 top bulunurken. İtilaf donanmasının gemilerinde 15-18 Km. menzilli, büyük çap ve ateş gücüne sahip 247 namlusu bulunuyordu.

Saat 10.30’da boğaza yönelen gemiler Cevat Paşa’nın tahmin ettiği gibi kademeli olarak tertiplenmişlerdi.
Önde 1. hatta İngiliz Queen Elizabeth, Agememnon, Lord Nelson ve Inflexible zırhlıları,
2. hatta Fransız Gaulois, Cherlemagne, Bouvet ve Suffren zırhlıları,
3. hatta İngiliz Vengeance, Irresistable, Albion ve Ocean zırhlıları bulunuyor, geride Majestic, Prince George, Swiftsure, Triumph, Caropus ve Cornwallis adlı destek ve yedek gemiler yer alıyordu.

Amiral De Robeck 4’ü Fransız, 12’si İngiliz olmak üzere 16 zırhlı, 4 kruvazör, 14 destroyer , 7 denizaltı, 21 mayın tarama gemisi, otuzdan fazla bot, bir muhrip ana gemisi, bir gambot ve çeşitli destek gemilerinden oluşan 100 parçalık bir donanmayla saldırıyı başlatmıştı.

Gemilerin hedefleri ve nereleri vuracakları önceden belirlenmişti. Buna göre 1. hattaki İngiliz savaş gemileri sağ ve sol taraflarındaki Mecidiye, Namazgah, Hamidiye (1) ve Hamidiye (2) tabyalarını ateş altına alacaklardı. Saat 11.00’de Kumkale tarafından açılan ateş altında Agememnon liderliğinde boğaza girmeye başlayan İngiliz gemilerinden ilk ateş Queen Elizabeth’ten yapıldı. On dakika sonra bütün gemiler uzun menzilli toplarıyla tabyalarımızı dövmeye başladılar. Yarım saat kadar süren bu bombardumana tabyalardan tek tük atılan mermiler dışında karşılık verilmedi. Bu durum düşmanın umudunu artırmış, moralini yükseltmişti. Amiral De Robeck 12.06’da 2. hattaki Fransız zırhlılarının 1. hat arasına girmeleri emrini verdi. İşte tam bu sırada bütün tabyalar birden ateşe başladı. İlk anda atılan mermiler Inflexible’in önce pruva direğini ve taretlerden birini parçaladı, Güverteye düşen diğer mermiler büyük hasar yarattı ve yangın çıkardı. Bu sırada Queen Elizabeth’de isabet alıyordu, top ambarı hasar gördükten sonra vinçler parçalandı ve ön bacada büyük bir delik açıldı. Aynı sıralarda Erenköy taraflarındaki dört obüsten açılan ateşle 12 isabet alan Agememnon ani bir marevrayla yarım daire çizerek uzaklaştı.

İlerlemekte olan Fransız gemilerinden Bouvet, Rumeli Mecidiye’den açılan yoğun ateş sonucunda büyük hasar aldı ve gemi sancak tarafına yatarak devre dışı kaldı. Diğer taraftan Gaulois ve Cherlemange mermilerin hedefi oluyor ve yara alıyorlardı. 14 isabet alan Suffren’de yangınlar başladı. Bunun üzerine Amiral De Robeck Kepez burnu ilerisini temizlemek için mayın taramaları harekete geçirdi. Bunu fark eden topçularımız kısa sürede üç mayın tarama ile bir destroyeri batırdı. Bu olay üzerine geri çekilme emri alan gemiler manevra yaparken Rumeli Mecidiye tabyası ateşini Inflexible üzerine yoğunlaştırdı. Aynı anda Anadolu Mecidiye’de aynı hedefe döndü. Ateş ve dumanlar arısında kalan, büyük yaralar alan gemi kaçmak zorunda kaldı. Öte yandan Fransız Gaulois’de iki isabet aldı ve gövdede yedi metrelik bir yarık açıldı. Su alan gemi batmamak için Tavşan adasına yöneldi ve burada karaya oturtuldu. 15.15’te geri dönüş manevrası yapan Bouvet, Nusrat’nı döşediği mayınlardan birine çarptı ve üç dakika içinde alabora olarak içindeki 710 mürettebatından 660 kişiyle birlikte battı. Anadolu ve Rumeli Mecidiye tabyalarının ateşlerinin Irresistible üzerine yoğunlaşması nedeniyle kaçmaya çalışan gemi sancak tarafından bir mayına çarptı ve boşaltıldıktan sonra 19.30’da battı.

Irresistible’ın durumu De Robeck’in 17.30’da geri çekilme kararı vermesini kolaylaştırdı. Bu arada Ocean zırhlısı Dardanos ve Soğndere bataryalarının yoğun ateşinden kurtulmaya çalışan ve dümeni parçalanan gemi mayına çarparak battı.

Yaklaşık altı saat süren muharebe sırasında İtilaf donanmasının Bouvet, Ocean ve Irresistible zırhlıları batmış, Agememnon, Inflexible ve Gaulois zırhlıları ağır hasar almış, 800 personeli can vermiştir. Vatannın savunan Türk Ordusu’nun kaybı 79 kişi olup, yardımcı olan Almanlar da 18 kayıp vermişlerdir.

3

Çanakkale Deniz Zaferimizin 107. yılında daha önce yayınlanan makalelerimde adlarını ve destansı kahramanlıklarını anlattığım yiğit Mehmetçiklerimizi rahmet ve saygıyla anarken Nusrat Mayın gemisinin cesur ve fedakar Grup Komutanı Binbaşı Nazmi Bey, Tophaneli Yüzbaşı Hakkı Bey, 1. Çarkçı Önyüzbaşı Ali, 2. Çarkçı Ahmet, 3, Çarkçı Hasan, Güverte Yüzbaşı Hüseyin, Elektrik Subayı Teğmen Hasan’la birlikte 26 erimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
KAYNAKÇA :
1- Gelibolu 1915, Erol MÜTERCİMLER
2- Çanakkale, Bir Avuç Kan, Bir Avuç Toprak, Yaşar AKSAN
3- Bir Numaralı Mayın, Bismillah Fundo, F. GÖKÇE
4- Çanakkale, Henri BENAZUS
5- Jandarma Eğitim Dergisi, Çanakkale Geçilmez, 2004, Sayı 29
GÖRSELLER :
1- 25 Nisan 2010 Kara savaşlarının yıldönümünde Gazi Kıtasıyla geçit resmi
2- Nusrat Mayın Gemisi
3- Queen Elizabeth zırhlısının topları
4- Toplarımızdan birinin kalan namlusu

Bizi sosyal medyadan takip edin
tasarim7
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
04 Nisan, 2026 13:29 tarihinde yayınlandı
0
0

Bakan Bayraktar: “Türkiye çok güçlü bir sanayiye sahip olmak zorunda”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kardemir’in 89. kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmada, yaşanan küresel krizlerin Türkiye’nin milli sanayisini güçlü kılması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye çok güçlü bir sanayiye, imalat sektörüne, kendi kendine yeten milli ağır sanayiye sahip olmak zorunda” dedi.
Karabük‘teki temasları kapsamında Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (Kardemir) A.Ş.’yi ziyaret eden Bakan Bayraktar, burada düzenlenen törene katılarak 2 No’lu Sürekli Döküm Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Törende bir konuşma yapan Bayraktar, Türkiye’nin sanayi geçmişinde ve kalkınmasında Kardemir’in önemli bir yeri olduğunu belirtti.

“Kardemir, 89 yıl sonra hala ülkemizin göz bebeği”
Fabrikanın on yıllar boyunca kritik bir vazife ifa ettiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ülkemizin sanayi geçmişinde müstesna bir yeri olan, ülkemizin kalkınmasında en önemli itici güç kaynaklarından biri olan, adeta onun temellerini oluşturan Kardemir, 89 yıl sonra hala ülkemizin en önemli göz bebeği kurumlarından birisi. Fabrikalar yapan fabrika Kardemir, on yıllar boyunca ülkemizin içinden geçtiği dönemde çok önemli bir vazifeyi ifa etti. Ama inanın bundan sonrası çok daha önemli. Zira içerisinde bulunduğumuz, içerisinde yaşadığımız günler, içerisinde olduğumuz kriz dönemleri bize şunu söylüyor: Türkiye çok güçlü olmak zorunda. Türkiye çok güçlü bir sanayiye, imalat sektörüne, kendi kendine yeten milli ağır sanayiye sahip olmak zorunda. Dolayısıyla inşallah Kardemir, adeta cumhuriyetle yaşıt olan bu büyük, köklü kuruluş, Türkiye’nin en önemli markalarından bir tanesi, bundan sonraki yüzyılda da, Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle Türkiye Yüzyılı’nda da bu katkıyı ülkemize vermeye, ülkemizin ekonomisine, gücüne güç katmaya devam edecek.”

“Enerjide hedefimiz Türkiye’yi tam bağımsız kılabilmek”
Küresel krizlerin kendi kendine yetebilmenin önemini gösterdiğini vurgulayan Bakan Bayraktar, enerji hedeflerine de değinerek şunları söyledi:
“Dünyada büyük bir kriz var. Hemen bölgemiz bir ateş çemberi. Bütün bu yaşananlar, özellikle son birkaç yıldır yaşananlar, ülkemizin her alanda kendi kendine yetebilir olmasının ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu. Bir diğer alan enerji alanı. Enerjide de hedefimiz Türkiye’yi tam bağımsız kılabilmek. Onun için çok büyük çalışmalar yapıyoruz. Onun için Türkiye’nin yerli enerji kaynaklarını, yenilenebilir enerji kaynaklarını hayata geçiriyoruz. Türkiye artık denizlerinde, karalarında petrol, doğal gaz arayan, üreten bir ülke haline geldi. Şimdi bir hafta sonra cuma günü inşallah Somali’de olacağız. Çağrı Bey sondaj gemimiz Somali’de bir sondaj faaliyetine başlayacak. Dolayısıyla şu özellikle 10-15 yılda geliştirdiğimiz kabiliyetle Türkiye’yi enerji alanında da dışa bağımsız hale getirmek için gece gündüz çalışıyoruz.”

“Türkiye savunma sanayinde adeta çağ atladı”
Savunma sanayisinin gelişiminde demir çelik sektörünün rolüne dikkat çeken Bayraktar, “Türkiye savunma sanayinde adeta çağ atladı. Ama savunma sanayinin, tüm sanayinin esas itici gücü, esas önemli temeli bu içinde olduğumuz demir çelik endüstrisi, demir çelik sektörü ve onun da hakikaten kurucu babası diyebileceğimiz Kardemir fabrikası. Dolayısıyla Kardemir’in önünde çok önemli bir potansiyel var, çok önemli bir görev var” ifadelerini kullandı.

“Limanın güney kısmını sanayicilerin kullanımına açıyoruz”
Kardemir’in ve bölge sanayicisinin beklediği liman konusuna da değinen Bakan Bayraktar, Filyos Limanı’ndaki çalışmalardan bahsederek, “Tabii uzun yıllardır beklenen konulardan bir tanesi malumunuz liman konusu. Elbette ki Kardemir’in beklediği, elbette ki Karabük‘teki diğer haddehanelerin, diğer sanayinin, imalathanelerin beklediği önemli bir konu. Ve o konu da bizim bakanlığımızla alakalı. Çünkü malumunuz Karadeniz gazını biz Filyos Limanı’na getiriyoruz ve Filyos Limanı’nda çok önemli bir çalışma yürütüyoruz. Ama şimdi özellikle limanın güney kısmını ağırlıklı Karabük‘teki sanayicilerimiz için, Kardemir başta olmak üzere burada bundan sonra da inşallah gelecek imalatçılarımızın kullanımına açıyoruz. Ve bu sayede inanıyorum ki Karabük gerçek potansiyeline çok daha fazla yaklaşacak, çünkü daha çok ihracat yapacak, daha iyi lojistik imkanlara sahip olacak. Yolda gelirken Eskipazar’ı gördüm, oradaki çalışmalar, OSB’deki çalışmalar inşallah orada olabilecek lojistik çalışmalarla beraber de hakikaten bütün bölgeye faydası olabilecek çok önemli gelişmeleri birlikte yaşayacağız. Yine Kardemir’in Karabük halkıyla buluştuğu mekanları hayata geçiriyoruz. İşte benim dönemimde Mühendisler Kulübü, daha sonra bundan birkaç ay önce geldiğimde gördüm Havuzlu Bahçe… Bunlarla beraber aynı zamanda hem o eski Karabük‘ü, eski Kardemir’i yad ediyoruz, onları tekrar Karabük halkıyla buluşturuyoruz. Bunun da güçlü bir şekilde devam edeceğini ben yönetim kurulundaki arkadaşlarımızdan duydum, fevkalade memnun oldum. Değerli kardeşlerim, çok projemiz var. Burada milletvekillerimiz, belediye başkanımız, sayın valimiz, onlarla bunları defaatle konuştuk ama dediğim gibi bunların özünde Karabük‘ün Kardemir’le beraber bir bütün olarak çok güçlü olması lazım. Kardemir’in dünyada değişen gelişen gelişmelere göre kendini hazırlaması lazım. Bu konuda enerji konusundaki yaptığı yatırımları destekliyoruz, işte yenilenebilir enerji olsun diğer alanlardaki yatırımların da inşallah biz onlara destek olmaya devam edeceğiz. Ve inanıyorum ki sizlerin çabalarıyla, gayretleriyle inşallah Karabük çok daha farklı bir noktada olacak Kardemir fabrikasıyla beraber. Ben tekrar bu müstesna günün hepinize, bütün Karabük halkına ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah hedeflerimizden bir tanesi 3 Nisan’ı Türkiye Sanayi Günü, Milli Sanayi Günü ilan ettirmek. Bunun da Kardemir’e yakışacağına, Karabük‘e yakışacağına inanıyorum. Bu teklifimizi de bu vesileyle buradan yapmış olalım. Bir başka öneriyle sözlerimi sonlandırmak istiyorum. Şimdi seneye 90. yıl. Bunlar çok önemli. Türkiye’de bu kadar köklü geçmişi olan çok fazla markamız, şirketimiz yok. 90. yıla şöyle uluslararası güzel bir konferans yakışır. Burada inşallah üniversitemizle beraber de böyle bir konferansı tertip etmek suretiyle önümüzdeki yılki kutlamalar çok daha anlamlı hale gelir. Bunu da bu vesileyle sizlere iletmiş olayım.”
Konuşmasını yatırımların hayırlı olması temennisiyle bitiren Bakan Bayraktar, 3 Nisan tarihinin ‘Türkiye Milli Sanayi Günü’ ilan edilmesi yönündeki teklifini de yineledi ve Kardemir’in 90. kuruluş yılı için uluslararası bir konferans düzenlenmesi önerisinde bulundu. Törenin ardından yaklaşık 75 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen 2 No’lu Sürekli Döküm Merkezi’nin devreye alınması gerçekleştirildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin