BU ÜLKE KİMSENİN BABASININ ÇİFTLİĞİ DEĞİL,YETER ARTIK !
Türkiye'de kaynakların adil paylaşılmadığı, emeklinin ve asgari ücretlinin geçim sıkıntısı çekerken birilerinin haksız kazanç sağladığı vurgulanarak, fon skandalları ve siyasi nüfuz iddialarının üzerine gidilmesi, adaletin herkes için eşit işletilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Ekmek herkese yetecekti aslında...
Tarlaya karga dadandı, Ambara fare, Fırına hırsız, Memlekete harami!
Yıllar önce söylenmiş bu sözler, bugün Türkiye'nin fotoğrafını anlatmaya yetiyor.
Bir tarafta emekli, pazarın kapanmasını bekleyip ucuz sebze meyve peşinde. Bir tarafta asgari ücretli, maaşıyla ayın yarısını bile getiremiyor. Bir tarafta çocuğuna harçlık veremeyen anne babalar...
Diğer tarafta milyarları konuşan servetler, şaibeli para ilişkileri, fon skandalları, siyasi nüfuz iddiaları ve açıklanması gereken akıl almaz kazançlar!
Ne oluyor bu memlekette?
Bu ülkenin insanı neden yoksulluğa mahkûm ediliyor?
Kaynak mı yok? Para mı yok? Üretim mi yok?
Hayır!
Bu ülkenin asıl sorunu, kaynaklarının adil paylaşılmaması ve kamu gücünün kimler tarafından, nasıl kullanıldığıdır.
Son fon skandalı, Türkiye'de paranın, gücün ve denetimin nasıl sorgulanması gerektiğini bir kez daha gösterdi.
Milyarlarca liralık kazanç tespitleri, mağdur yatırımcılar ve kamuoyunun cevap beklediği sorular...
Birilerinin serveti büyürken binlerce insanın birikiminin tehlikeye girmesi sıradan bir olay değildir.
Kim kazandı? Kim kaybetti? Kim biliyordu? Kim görmezden geldi? Kim denetlemedi?
Bu soruların hiçbirinin üzeri örtülemez.

Eğer ortada haksız kazanç, dolandırıcılık veya kamu gücünün kötüye kullanılması varsa ki, var! bunun hesabı sorulmalıdır.
Ne var ki mesele yalnızca bir fon skandalından ibaret değil.
Asıl mesele, bu ülkede birilerinin nasıl bu kadar kolay zenginleşebildiği, milyonlarca insanın ise neden çalıştığı hâlde yoksulluktan kurtulamadığıdır.
İktidarında da muhalefetinde de siyaseti kişisel çıkar kapısına dönüştürenler var. Bu ülkenin başına gelenleri başka yerde aramayalım.
Milletin oyunu alıp milletin hakkını gözetmek yerine kendi çevresinin çıkarını gözetenler...
Makamı hizmet için değil, nüfuz kazanmak için kullananlar...
Kamu imkânlarını kişisel menfaatlerinin aracı hâline getirenler...
Siyasi bağlantılar üzerinden haksız kazanç sağladığı iddia edilenler...
Bunların hiçbiri kabul edilemez!

Siyasetçi olmak, millete tepeden bakma hakkı vermez. Milletin vergileriyle oluşan kamu kaynaklarını kendi malı gibi kullanma hakkı hiç vermez.
Kim olursa olsun!
Hangi partiden olursa olsun!
İktidarın da muhalefetin de içinde böyle insanlar varsa, üzerlerine gidilmelidir.
Parti rozeti yolsuzluğun kalkanı, siyasi kimlik hesap vermekten kaçış bileti değildir.
Bugün bir emeklinin aldığı maaşla insanca yaşaması giderek zorlaşıyor.
Asgari ücretli kira, elektrik, su, doğalgaz ve mutfak masrafları arasında sıkışıp kalıyor.
Gençler geleceğini başka ülkelerde arıyor.
Üreten kazanamıyor, çalışan geçinemiyor.
Peki, bütün bunlar yaşanırken kamu kaynaklarından, siyasi ilişkilerden ve şaibeli kazançlardan beslenen bir düzenin iddiaları neden sonuna kadar araştırılmasın?
Bir emeklinin yıllarca çalışarak biriktirdiği paranın hesabı sorulurken, milyarlık servetlerin kaynağı da aynı ciddiyetle sorgulanmalı.
Vatandaşa vergi konusunda acımasız davranan devlet, kamu gücünü kullanarak haksız kazanç sağlayanlara karşı da aynı kararlılığı göstermeli.
Adaletin terazisi zengine başka, fakire başka tartmamalı.

Artık yeter!
Bu ülkenin kaynakları bir avuç insanın servetini büyütmek için değil, 86 milyonun refahı için vardır.
Milletin alın teriyle oluşan vergiler, birilerinin yakınlarına, çevresine veya siyasi hesaplarına peşkeş çekilemez.
Kamu gücü kişisel servet edinmenin aracı olamaz.
Kim haksız kazanç elde etmişse araştırılsın. Kim milletin parasına el uzatmışsa hesap versin. Kim makamını kötüye kullanmışsa hukuk önünde cevap versin.
Üstelik bu hesaplaşma yalnızca siyasi rakiplere yönelik olmamalı. Herkes için, her parti için, her makam için geçerli olmalı.
Çünkü mesele iktidar ya da muhalefet meselesi değildir.
Mesele ahlak meselesidir. Mesele adalet meselesidir. Mesele milletin hakkıdır!
Ekmek herkese yetecekti aslında!

Ama tarlaya karga, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami dadanmışsa...
Sonunda aç kalan yine millet oluyor!
Ve artık sorulması gereken soru şudur:
Bu memleketin ekmeğini kimler yiyor, faturasını neden hep millet ödüyor?
İlyas Erbay
Yorumlar
Henüz yorum yok.
İlk yorumu sen yaz, tartışmayı başlat.