Bu türbenin tarihini kimse bilmiyor - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
22 Eylül, 2023 12:08 tarihinde yayınlandı
0
0

Bu türbenin tarihini kimse bilmiyor

Tokat’ta ‘Gıj Gıj’ tepesi olarak bilinen tepeye adını veren türbe gizemini koruyor.
Halk arasında söylenenlere göre Malazgirt savaşından önce Horasan’dan Tokat’a yerleşen asıl adı Hasan olarak bilinen ‘Gıj Gıj Baba’, ismi ve tepede yer alan mezarı ile dikkat çekiyor. ‘Gıj Gıj Baba’ isimi ise türbe de yatan kişinin giydiği ayakkabının çıkardığı sesten dolayı ‘Gıj Gıj’ lakabını aldığı söyleniyor. Geçtiğimiz yıllarda restorasyonu yapılan türbenin inşa tarihi ise bilinmiyor. Şehre hakim bir noktada bulunan türbe bulunduğu tepeye de adını veriyor. Gıj Gıj tepesine otomobille çıkılarak birkaç kilometre yürüdükten sonra türbeye ulaşılabiliyor. Türbenin restorasyon çalışmalarından sonra ortaya çıkan bir rivayetten dolayı ziyarete gelen ziyaretçilerin taş bırakarak dilekte bulundukları iddia ediliyor.

“Burada yeni bir rivayet ortaya atılmış”
Şehre en hakim noktada türbenin bulunduğunu belirten Ahmet Dursun,” Gıj Gıj Baba olarak bilinen kişinin türbesinde bulunuyoruz. Gıj Gıj baba Malazgirt savaşından önce bu topraklara gelmiş. Ayakkabısından çıkan seslerden dolayı ona Gıj Gıj lakabını takmışlar. Çok gizemli bir zat olarak biliniyormuş. Anadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi için buraya gelmiş. Şu an şehre hakim bir noktada türbesi bulunuyor. Bir kaç yıl önce de burada restorasyon çalışmaları olmuş türbesini yenilemişler. Türbenin kaç yılında yapıldığını kimse bilmiyor. Mezarın restorasyon çalışmalarının bitmesinin ardından burada yeni bir rivayet ortaya atılmış. Mezarın üzerine yâda türbenin etrafına taş koyulduğu zaman 40 gün sonra gelindiğinde taş durmuyorsa kişinin zengin olacağı söyleniyor” şeklinde konuştu. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
tasarim10
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
02 Mayıs, 2026 14:38 tarihinde yayınlandı
0
0

İNANCI 2. KEZ TÜRKİYE ŞAMPİYONLUĞU GETİRDİ!

Konya’da kazanılan şampiyonluğun ardından Edirne’de gelen bir kez daha zirve… Bu bir tesadüf değil; alın terinin, inancın ve görünmeyen emeğin kaçınılmaz sonucudur.

Karabük’ün adı, bir kez daha Türkiye’nin en tepesine yazıldı. Çünkü bazı zaferler kolay kazanılmaz. Gecenin en sessiz anlarında, sabahın ayazında ve kimsenin görmediği mücadelelerde kazanılır.

 

Karabük’ün evladı Muhammed Fatih LORD, Türkiye Şampiyonluğu’nu yalnızca kulaçlarıyla değil; vazgeçmeyen ruhuyla ve inancı ile kazandı.

 

Yaşıtları uykudayken o yoldaydı. Bayram demedi, tatil demedi, çocukluğuna sığınmadı… Yaşıtları sıcak yataklarında hayal kurarken, o her sabah saat 05.00’te buz gibi suyla buluştu. Karanlığın içinden her gün aynı cümleyle çıktı. “Zirveye ulaşacağım.”

 

Yüzme…

Zor, pahalı ve sabır isteyen bir spor.

Ama Muhammed Fatih’in hikâyesinde imkânsızlık bir mazeret değil, aşılması gereken bir engeldi.

 

Bir çocuk için oyuncak olabilecek paralar, onun için mayo, gözlük, palet oldu. Eğlenmeyi değil, büyümeyi seçti. Vazgeçmeyi değil, direnerek ilerlemeyi…

 

O sessiz sabahların her bir kulaç izi, bugün onu Elit bir dereceyle Türkiye’nin zirvesine taşıyan o net gerçeğe dönüştü.

24.89 saniye… Türkiye’nin en hızlısı.

 

Büyük şehirlerin güçlü kulüpleri, geniş imkânları ve gelişmiş altyapıları vardı. Ama Muhammed Fatih’in elinde daha güçlü bir şey vardı.

İnancı

 

Henüz 10 yaşındaki bir yüreğin sarsılmaz kararlılığı…

Ve o kararlılık, “imkânsız” denilen her şeyi tek tek susturdu. Bu sadece bir şampiyonluk değil, Bir iradenin, tüm şartlara meydan okuyuşunun ilanıdır.

 

Antrenör Kahraman Demir ile omuz omuza verilen emek, Güneş doğmadan başlayan antrenmanlar. Terle yoğrulan disiplin, sabırla büyüyen bir karakter…

 

Bu hikâye bir sporcunun değil;

bir antrenörün ve bir şehrin ortak zaferidir.

 

Muhammed Fatih LORD…

Senin karanlığa karşı attığın her kulaç, bugün Karabük’ün kalbine gurur olarak işlendi.

Ama bu daha başlangıç.Bu şehir, bu değere sahip çıkmalı. Destek olmalı. Yanında durmalı. Çünkü bazı başarılar bireysel değildir. Bir şehrin vicdanında büyür, bir milletin umuduna dönüşür.

 

Bugün geriye tek bir gerçek kaldı.

O küçük beden, büyük bir inancın yükünü taşıdı…

 

Herkesin imkânsız, yapamazsın dediğini,

İnancı ile tarihe yazdı…

Bizi sosyal medyadan takip edin