Bu Böcek Karabük'te Her Yerde..! - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
12 Kasım, 2023 14:54 tarihinde yayınlandı
0
0

Bu Böcek Karabük’te Her Yerde..!

Karadeniz’de bahçelere dadanan ağaçların yapraklarını yiyip suyunu emdiği bitkilerin kökünü kurutan “kahverengi kokarca” adlı böcek türü Karabük’ü de istila etti. Tüm çabalara rağmen popülasyonunda ciddi artış görülen istilacı böceğe ilişkin uzmanlar, bir çift kahverengi kokarca böceği ile yetişkin olmayan böceklerin sezonda 14 bin tane yumurta bıraktığının altını çizdi. Karabük‘te sonbaharda son birkaç yıldır sık sık rastlanan böceğin havalar serinlediğinde kapalı mekanlara yuvalandıkları görüldü.

2016 yılından itibaren Gürcistan’dan bölgeye geldiği ve Türkiye’de yayılımının hızlandığı saptanan böcek, günde 35 km yol katedebildiği biliniyor.  Bu böcek istilası için geçtiğimiz ay Çin’den samuray arıları doğaya salınmıştı ancak havaların soğuması ile bu böceklerin evlere dadandığı kaydedildi.

Evlere nereden ve nasıl girdikleri belli olmuyor 

Safranbolu’nun üzüm bağları ile ünlü köyü Yazıköy‘deki sakinler, böceklerin neden olduğu zararı önlemek için çabalıyorlar ancak sonuçlar pek umut verici değil. Genel olarak elle toplanarak müdahale edilen böcekler, bahçelerdeki bitkilerin yapraklarını yiyor ve suyunu emiyor. Bu böcekler, bitkilerin sağlığını olumsuz yönde etkiliyor ve köklerin kurumasına sebep oluyor. Karabük genelinde ise özellikle sonbahar mevsiminde, bu böcek türünün kapalı mekanlara yuvalandığı gözlemlendi. Havaların serinlemesiyle birlikte, bu böcekler evlere ve diğer kapalı alanlara girerek kendilerine sığınak arıyor. Bu böceğin tarım alanlarına daha fazla zarar vermeden önleminin alınması gerekiyor. Tarımda ülke genelinde 5 milyar Türk Lirası zarara yol açan istilacı böceğin son olarak görüldüğü Yazıköy’de yok edilmesi için vatandaşlar kendi imkanlarıyla çaba sarf ediyor.

Türkiye’de 500 rakıma kadar ulaştı

Yerel uzmanlar, kahverengi kokarca böceklerinin kontrol altına alınması için önlemler alınması gerektiğini belirtiyor. Ancak bu istilacı böceğin popülasyonundaki hızlı artış, mücadelenin zorlu olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, çiftçiler ve bahçe sahipleri tarafından daha fazla önlem alınması ve böceklerin yayılmasını engellemek için gereken adımların atılması gerekiyor. Aksi takdirde, 508 metre rakımda bulunan Yazıköy’de ve diğer bölgelerde özel coğrafi işaretli tarım alanlarına ve bitkilere büyük zararlar verebileceği öngörülüyor. (Bölgenin Sesi Gazetesi)

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay