Bozayıların Avlanması Tartışmaları - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
28 Ağustos, 2015 10:28 tarihinde yayınlandı
0
0

Bozayıların Avlanması Tartışmaları

KASTAMONU Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca geçtiğimiz yıl ayı saldırılarının artması gerekçesiyle Artvin, Kastamonu, Giresun ve Sinop illerinde av turizmi adı altında Ekim 2015’te 15 bozayının vurularak öldürülmesine karar verildiğini hatırlatarak, uygulamanın gerek ulusal mevzuata gerekse Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirtti.
Bozayının 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’na göre “av hayvanları” arasında olmadığını söyleyen Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç, “Bozayı yaban hayvanları arasında yer alıyor ve bu nedenle avlanması yasak. Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ise yaban hayvanlarından zararlı olanlarla mücadele olanağı tanımakla birlikte ve bunun ancak ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında çıkarılacak usul ve esaslar çerçevesinde mücadele yapılabilecek” dedi.
Bozayıların Türkiye’nin taraf olduğu iki uluslararası anlaşmaya göre kesin olarak korunması gereken türler arasında yer aldığına işaret eden Kılıç, “Bu anlaşmalardan biri Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi, kısa adıyla Bern Sözleşmesi. Bakanlık kararı ile vurulmak istenen bozayılar, Bern Sözleşmesi Ek II listesi içerisinde yani ‘kesin koruma altında olan fauna türleri’ arasında ayıgiller sınıfında yer alıyor. Konuyla ilgili diğer bir anlaşma ise, Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme, kısaca CITES. Bu sözleşme de ayıları mutlak korunması gereken ve ticareti yapılamayacak türler arasına dahil ediyor. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre uluslararası anlaşmalar yasa hükmünde sayıldığı için Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın ayıların para karşılığında vurdurulması ile ilgili kararı yasal mevzuatla açık bir şekilde çelişiyor. Zaten konuyla ilgili yönetmelik de uygulamaların ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında yapılması gerektiğini şart koşuyor ve sonuç olarak bozayı gibi Bern Sözleşmesi Ek II’de yer alan türleri (kesin koruma altında olan fauna türleri) kapsam dışında bırakıyor. Diğer yandan ‘yaban hayvanlardan zararlı olanlarla mücadele’ kapsamında usul ve esaslar da yönetmeliğin ilgili maddesinde belirlenmiş değil. Bu nedenle ihale ile bozayı vurdurmak ya da bertaraf etmek yönetmelik kapsamında düzenlenmiş yöntemler arasında yer almıyor” diye konuştu.
Türkiye’de doğanın bütünü ve özellikle de bozayı gibi büyük canlıların zaten büyük tehdit altında yer aldığını söyleyen Kılıç, şunları kaydetti:
“Yeşil Yol, HES’ler, barajlar, madenler ve sayısız başka proje ayıların ve diğer canlıların yaşam alanlarını böldü, parçaladı, daralttı. Doğa Derneği, bozayılar üzerine beş yılı aşkın süreyle gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda ayıların yaşam alanlarının kaybı nedeniyle ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ortaya koymuştu. Kısacası ayılar bize değil, biz onlara zarar veriyoruz. Özellikle bal üretiminde ortaya çıkan ayı insan çatışmasını çözmek ise ayıları öldürmeden de mümkün.
Doğa Derneği bu konuda pek çok somut uygulama gerçekleştirdi ve Karadeniz Bölgesi’nde başarılı örnekler oluşturdu. Doğadaki yıkımı engellemek yerine bozayıların para karşılığında avlatılması hem kamu vicdanını hem de kanunları ihlal eden bir karardır. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın bu kararı ivedilikle iptal etmesini istiyoruz.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
xx
Berkay Doğan Avatarı
Berkay Doğan tarafından
23 Nisan, 2026 10:37 tarihinde yayınlandı
0
0

Doğdu: “Yapılan işlem keyfi değil, kamusal bir gereklilik”

Kamu-Sen Karabük İl Temsilcisi ve Türk Sağlık-Sen Şube Başkanı Sadık Doğdu, Karabük İdman Yurdu Spor Kulübü yönetimi tarafından yapılan açıklamaya ilişkin kamuoyunu bilgilendirme amacıyla yazılı bir basın açıklaması yaptı.

Doğdu, açıklamasında sağlık hizmetlerinin her şeyin önünde geldiğini vurgulayarak, söz konusu alanın Türkiye Cumhuriyeti Devleti mülkiyetinde bulunduğunu ve Sağlık Bakanlığı’na tahsis edilmiş bir kamu arazisi olduğunu belirtti. Bu alanın tüm Karabük halkına eşit ve nitelikli sağlık hizmeti sunulması amacıyla kullanıldığını ifade etti.

Başlatılan sürecin kişisel ya da keyfi bir uygulama olmadığının altını çizen Doğdu, yapılan işlemin “basit bir otopark tabelası asma” süreci olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Doğdu, düzenlemenin hasta, ambulans ve personel giriş-çıkışlarında yaşanan hayati tıkanıklıkları gidermeyi hedefleyen resmi ve kamusal bir tasarruf olduğunu kaydetti.

Sendika olarak spora, sporcuya ya da Karabük’ün spor kulüplerine karşı herhangi bir husumetlerinin bulunmadığını ifade eden Doğdu, sürecin tamamen kurumsal olduğunu ve Karabük halkının sağlık hakkını korumaya yönelik yürütüldüğünü belirtti.

Açıklamasında, hiçbir faaliyetin vatandaşların can güvenliğinden ve sağlık hizmetlerine hızlı erişim hakkından daha öncelikli olamayacağını dile getiren Doğdu, devlet arazisinin halkın sağlık ihtiyaçları doğrultusunda kullanılmasının esas olduğunu vurguladı.

Kurumların ve yöneticilerin hedef alınmaması gerektiğini ifade eden Doğdu, yürütülen sürecin Sağlık Bakanlığı’nın bilgisi ve iradesi dahilinde gerçekleştiğini söyledi.

Türk Sağlık-Sen Karabük Şubesi olarak, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından otopark alanı oluşturulmasına yönelik alınan kararın yanında olduklarını belirten Doğdu, kamu yararına atılan adımların desteklenmeye devam edileceğini sözlerine ekledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin