karabuk
İmsak 06:02
Güneş 07:27
Öğle 13:08
İkindi 16:08
Akşam 18:39
Yatsı 19:59
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Kasım, 2024 20:07 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

’Boyun fıtığını ameliyatsız tedavi etmek mümkün’

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, boyun fıtığının cerrahi müdahale olmadan da düzelebileceğini söyledi.
Çağın hastalıklarından biri olan fıtık, sağlığı olduğu kadar günlük hayatı da olumsuz etkiliyor. Liv Hospital Samsun Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, boyun fıtığı ve tedavisi hakkında bilgilendirmelerde bulundu.
Boyun fıtığının ne olduğundan bahseden Opr. Dr. Ulaş, “Omurlar birbirine, bir disk ve ‘faset’ eklemleri denilen iki küçük eklemle bağlıdır. Bir omuru diğerine bağlayan sağlam bağlantılı dokulardan oluşan disk, omurların arasındaki bir yastık ya da amortisör gibi görev yapar. Disk ve faset eklemleri hareketlerinize, eğilmenize, boynunuzu ve sırtınızı döndürebilmenize imkan sağlar. Disk, ‘anulusfibrosus’ adı verilen sert dış tabaka ve ‘nükleuspulposus’ adı verilen jel kıvamında merkez yapıdan oluşur. Yaşlanmayla beraber diskin merkez yapısı su içeriğini kaybetmeye başlayabilir ve diskin fonksiyonlarında bozulmaya yol açabilir. Disk merkez tabakasında bozulmalar olabileceği gibi, dış tabakada da zedelenme ve yırtılmalar meydana gelebilir. Bu durumda, diskin merkez yapısı(nuckleus pulposusun), dış tabakadaki yırtıktan, sinirler ve omuriliğin geçtiği kanala doğru taşması fıtığa neden olabilir. Bu olay boyunda meydana geldiği zaman buna boyun fıtığı adı verilir. Boyun fıtığı sinirlere baskı yapabilir ve kollara doğru yansıyan ağrıya, sızlamaya, his kaybına veya kuvvet kaybına yol açabilir. Nadiren boyun fıtığı omurilik üzerinde baskıya neden olabilir ve bu durum da bacaklarda problemlere neden olabilir" diye konuştu.

“Hekim önerileri göz ardı edilmemeli”
Boyun fıtığının cerrahi müdahale olmadan da düzelebileceğini söyleyen Opr. Dr. Ulaş, "Bu yüzden öncellikle boyun fıtığından kaynaklanan ağrıyı azaltmak için cerrahi dışı seçenekler uygulanır. Doktorunuz kısa periyotlarla dinlenme, boyun hareketlerini kısıtlama, ödemi azaltan antiinflamatuvar ve ağrıyı kontrol eden analjezik ilaçlar, fizik tedavi, egzersiz veya epidural steroid enjeksiyonu tedavisi içeren cerrahi olmayan tedavileri uygulamanızı önerebilir. Cerrahi olmayan tedavilerde amaç, boyun fıtığı materyalinin oluşturduğu sinirlerdeki irritasyonu azaltmak, ağrıyı hafifletmek ve hastalığın fiziksel sonuçlarını iyileştirmektir. Bu, boyun fıtığı hastalarına uygulanan sıklıkla bir seri tedavi metodundan oluşan organize bakım programı ile başarılı olabilir” şeklinde konuştu.

Tedavi seçenekleri
Dr. Ali Kemal Ulaş, diğer tedavi seçenekleriyle ilgili, "Epidural enjeksiyonlar veya çeşitli blok enjeksiyonları, yoğun kol ağrılarınız varsa önerilebilir. Doktorunuz tarafından, epidural (omurilik zarı dışına) veya sinir kökleri çevresine özel bir müdahale ile kortikosteroid ve lokalanestezik madde uygulanması sonucu gerçekleştirilir. Başlangıç enjeksiyonundan sonra bir veya iki enjeksiyon daha ileri bir tarihte yapılabilir. Bu kapsamlı bir rehabilitasyon ve tedavi programının bir parçası olarak yapılmalıdır. Enjeksiyonun amacı sinir ve diskteki inflamasyonu azaltmaktır. Tetik nokta enjeksiyonları, omurga boyunca ağrılı yumuşak dokulara ve kaslara direkt uygulanan lokalanestezik madde (bazen kortikosteroidlerle birlikte) enjeksiyonlarıdır. Ara sıra ağrı kontrolü için kullanılsalar da, tetik nokta enjeksiyonları, boyun fıtığının iyileşmesine yardımcı olmazlar" ifadelerini kullandı.

“Güç kaybı varsa ameliyat yapılabilir”
Dr. Ali Kemal Ulaş şunları söyledi: "Cerrahi tedavi, ağrısı tıbbi tedavi yöntemleriyle geçmeyen, belirgin güç kaybı olan, belirgin omurilik basısı olan hastalar için gerekli olabilir. Cerrahinin amacı diskin omuriliğe ve sinire baskı yapan kısmının ortadan kaldırılmasıdır. Ameliyatın, boynun ön tarafından veya boynun arka tarafından mı gerçekleştirileceği teknik karara, boyun fıtığının tam yerine, cerrahın tecrübesi ve seçeneklerini içeren birçok faktöre bağlıdır. Her iki yaklaşımda da boyun fıtığının sinir yapılara baskısı ortadan kaldırılır."

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Aylin Sarıoğlu tarafından
23 Şubat, 2026 14:32 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Ramazan şerbetine yoğun ilgi

Ramazan ayının gelmesiyle birlikte iftar sofralarının geleneksel lezzetleri de yeniden gündeme geldi.

Osmanlı mutfağından günümüze uzanan Ramazan şerbeti, hem serinletici özelliği hem de doğal içeriğiyle vatandaşların tercihi olmaya devam ediyor.

Özellikle iftar saatlerinde susuzluğu gidermek ve gün boyu kaybedilen enerjiyi dengelemek amacıyla tüketilen Ramazan şerbeti; karanfil, çubuk tarçın, hibiskus, zencefil ve çeşitli meyvelerle hazırlanıyor. Doğal aroması ve hoş rengiyle dikkat çeken bu geleneksel içecek, son yıllarda hazır içecekler yerine ev yapımı alternatiflere yönelen vatandaşların da gözdesi haline geldi.

Aktarlar ve yerel üreticiler, Ramazan ayı öncesinde şerbetlik baharatlara olan talebin arttığını belirtirken, uzmanlar ise katkı maddesi içermeyen ev yapımı şerbetlerin daha sağlıklı olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle sindirimi kolaylaştırıcı ve ferahlatıcı etkisi nedeniyle Ramazan şerbetinin iftar sofralarında yer alması tavsiye ediliyor.

Bazı işletmeler de geleneksel lezzeti yaşatmak amacıyla müşterilerine ücretsiz Ramazan şerbeti ikram ederken, vatandaşlar bu kültürel mirasın yaşatılmasından memnuniyet duyduklarını ifade ediyor.

Ramazan ayının manevi atmosferini tamamlayan lezzetlerden biri olan şerbet, hem geçmişi hatırlatıyor hem de sofralara nostaljik bir tat katıyor.

Evde Ramazan Şerbeti Tarifi

Malzemeler:

  • 2 litre su
  • 1 su bardağı toz şeker (isteğe göre artırılabilir)
  • 1 adet çubuk tarçın
  • 4-5 adet karanfil
  • 1 tatlı kaşığı hibiskus (kızıl renk için) ya da 1 çay kaşığına yakın Safranbolu Safranı,
  • 1-2 dilim taze zencefil (isteğe bağlı)
  • Yarım limonun suyu
  • Arzuya göre varsa çilek eklenebilir.

Yapılışı:

  1. Suyu tencereye alın ve kaynatın.
  2. Kaynayan suyun içine tarçın, karanfil, hibiskus ve zencefili ekleyin.
  3. Kısık ateşte yaklaşık 10-15 dakika demlemeye bırakın.
  4. Ocağı kapattıktan sonra karışımı süzün.
  5. Şekeri ve limon suyunu ekleyip karıştırın.
  6. Oda sıcaklığına geldikten sonra buzdolabında soğutun.

Soğuk olarak servis edilen Ramazan şerbetini dilerseniz buz ve taze nane yapraklarıyla sunabilirsiniz. Afiyet olsun.

Bizi sosyal medyadan takip edin