Reklam
Reklam
boludaki otel yangini davasinda acili anne cocuklarimin mezarina cicek birakirken yanlarinda kendime de mezar wpH7nf3f
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Temmuz, 2025 20:22 tarihinde yayınlandı
0

Bolu’daki otel yangını davasında acılı anne: “Çocuklarımın mezarına çiçek bırakırken yanlarında kendime de mezar aldım beni çeksin diye”

Bolu’da otel yangınına ait davanın 6’ncı gününde mahkemede müşteki sıfatıyla beyan veren ve yangında hayatını kaybeden Doruk (13) ile Nehir’in (15) annesi olan His Can, “Hayatım, umudum ve inancım kayboldu. 04.35 te bana bir ses kaydı bırakmış umudu tükendiğine dair, ‘Anne seni çok seviyorum’ diyor. Bunlardan bir kişi elindeki kurtarın, tahliye edin, boşaltın demiyor” dedi.

Bolu Grand Kartal Otel’de 78 kişinin hayatını kaybettiği, 133 kişinin yaralandığı yangın faciasının birinci duruşması devam ediyor. 19’u tutuklu 32 sanığın yargılandığı davanın 5’inci gününde sanık savunmaları tamamlandı. Duruşmanın 6. gününde sanık savunmalarının akabinde müşteki beyanlarına devam edildi. Yangında oğlu Yılmaz Sarıtaş (51) ile torunları Doruk (13) ve Nehir’i (15) kaybeden Gülizar Sarıtaş ile Ali Sarıtaş, müşteki olarak beyanda bulundu. Doruk ve Nehir’in annesi His Can ise, verdiği beyanla salonda bulunanları duygulandırdı.

“Çocuklarımın ismini duyunca beynim karıncalanıyor”

Suçluların en ağır cezayı almasını istediğini söyleyen Gülizar Sarıtaş, “Yakınlarımın hayallerini yıktılar, çocuklarımın ismini duyunca beynim karıncalanıyor. Vicdansızlar, katiller. Hepsinden şikayetçiyim, en ağır ceza hangisiyse çarptırılmasını istiyorum. Sabah kalkıyorum fotoğraflarla konuşuyorum” dedi.

“Sizin pisliğinizi lakin adalet temizler”

Suçluların kendilerini kurtarmak istediklerini kaydeden Ali Sarıtaş ise, “Bunların hesabını kim verecek. Burada sırıtıyorsunuz, görmedim, duymadım, bilmiyorum diyorsunuz. Bu kadar vurdumduymazlık olmaz, siz kendinizi kurtarmak istiyorsunuz. Sisin evlatlarınız yok mu? Akıl var mantık var, lakin para gelsin diğer bir şey gelmesin. Sizin pisliğinizi lakin adalet temizler. Şikayetçiyim” diye konuştu.

“Hayatım, umudum ve inancım kayboldu”

Çocuklarının mezarının yanında kendisi için mezar yeri aldığını söyleyen müşteki His Can, “Ben bir anneyim, tıpkı vakitte öğretmenim. Edep sözü ahlaktan gelir. Buradaki sanıkların hepsi en az lise mezunu, edepten sınıfta kalmışlar. Hayatım, umudum ve inancım kayboldu. 04.35’te bana bir ses kaydı bırakmış umudu tükendiğine dair, ‘Anne seni çok seviyorum’ diyor. Bunlardan bir kişi elindeki kurtarın, tahliye edin, boşaltın demiyor. Tercih etmediler ancak benim oğlum büyüdü ve vedalaştı. Bugün ne söylesek eksik, ne ceza verirsek vereyim yarım lakin tekrar de susmuyorum, öteki çocuklar ölmesin, diğer aileler üzülmesin. Ben çocuklarımın mezarına çiçek bırakırken yanlarında kendime de mezar aldım beni çeksin diye. Bu bir ihmaller zinciri. Bu salon onların masumiyetini çekmek zorunda. Irmak, hukuk okumak istiyordu, savcı olacaktı. Ben herkesten şikayetçiyim. O gece yaşananlar misyon kusuru değil, insanlık kusuru” formunda konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fevzi aydin
Fevzi Aydın Avatarı
Fevzi Aydın tarafından
02 Haziran, 2026 13:57 tarihinde yayınlandı
0

MİLLİ İRADE, SİYASETE UZAK…

DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ

Fevzi Aydın

Türk siyaseti son çeyrek yılda milli irade politikasına sahne oldu…

21. asırla birlikte başlayan milli iradenin siyaset üzerindeki etkisi, her geçen gün azalan bir seyir izledi…

Her alanda Milli İradeyi ağzından düşürmeyen iktidar, son dönemde, kendini iktidara getiren milli iradeyi de görmemeye başladı…

Sosyo-ekonominin tüm verilerini işleyen, değerlendiren ve yayımlayan İstatistik Kurumu’nun verileri, ulusal ve uluslararası sistem tarafından dünya sosyo-ekonomisine entegre edilmekte…

Bu verilerin güvenirliği konusunda, ulusal ve uluslararası sosyo-ekonomi çevresinde tam mutabakat konusunda farklı görüşler ortaya çıkmakta…

Türkiye ekonomisinin rakamsal olarak büyümesi sağlayan İstatistik Kurumunun bu rakamları, gerçekleşen ve çeşitli kuruluşlarca açıklanan ve halka yansıyan rakamsal değerler karşısında, üretici-tüketici ve toplum ekonomisini yansıtmaktan oldukça uzak…

Geçmişten günümüze, ülke siyasetinde her dönem ülkeye ve topluma farklı sistemler dayatılmış, siyasetin bu uygulama ve düzenlemeleri, halka yeterli fayda sağlayamamış…

Yine geçmişten günümüze, milli iradenin iktidara getirdiği siyasi sistemler, politikalarını ülkenin ve toplumun refah ve huzur içerisinden yaşamasını sağlamak yerine, önceliği siyasi hükümetlerinin icraatlarını, iktidar sürelerini uzatmak yönünde kullandıkları görülmekte…

Küresel sistemin, faize dayalı finansal sisteminden, Türkiye ekonomisin uzak tutmaya çalışan iktidar ve ekonomi yönetimi, uluslararası ekonomik ve finansal baskıyla, sosyo-ekonomik krizlerin çözümü olarak, uluslararası finansal sistemlerden destek almak zorunda kaldı…

Uluslararası ekonomik sistem ve faiz lobisi, finans sistemlerine ekonomiyi teslim eden iktidar ve ekonomi yönetimi, finansal sorunu çözerken, sistemin acı reçeteleri, iktidara nefes alma imkânı verdi…

Uluslararası finans sisteminin sağladığı finansın, ekonomiye entegresiyle piyasalar, enflasyon ve faiz sarmalıyla sınırları aşarak, üretici-tüketici ve toplumun gelir dağılımından aldığı pay küçülmeye başladı…

Seçim dönemlerinde, ekonomiyi çıkmaza sokacak kararlarla canı yanan toplumun, ekonomiden aldığı refah payı her geçen gün düşüş eğilimi izlemeye davam ediyor…

Cumhuriyet tarihinde, milli iradenin büyük teveccühüyle iktidara getirdiği siyaset ve politikalar, aynı teveccühle milli iradeye, halka, topluma ve ekonomiye, ülkeye maalesef hizmet olarak dönemedi…

Dünya’da, sınırlar ve komşu ülkelerde yaşanan savaşların, kırılgan ekonomiyle bu savaşlara karşı sınırları korumanın zorluğu ortada…

Halka yönelik politikalar yerine, uluslararası finans sistemlerine faiz desteğiyle katkıda bulunan iktidarlardan umudunu kesen milli irade, politika ve siyaseten her geçen gün uzaklaşmakta…

Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…

Bizi sosyal medyadan takip edin