Tokat’ta bohçacı kılığında hırsızlık yaptığı iddia edilen 3 kişi gözaltına alındı.
Edinilen bilgilere göre, Almus ilçesine bağlı Gümelönü köyünde geçtiğimiz günlerde Ö.I. isimli şahsın evinden 150 gram altın ve 10 bin Türk Lirası’nın kimliği belirsiz kişi yada kişilerce çalındı. Mağdur şahsın ihbarı üzerine Tokat İl Jandarma Komutanlığı JASAT Dedektifleri ve OYİ ekiplerince çalınan altın ve paranın peşine düşüldü. Ekipler tarafından yapılan detaylı çalışma ve incelemeler sonucunda; hırsızlık olayının meydana geldiği köyde ve çevre köylerde 3 kadının bohçacı kılığında yüzleri kapalı bir şekilde dolaştığı, köy giriş ve çıkışlarında gri renkli Ford marka aracı plakasız bir şekilde kullandıkları kamera görüntüleri incelemesi neticesinde tespit edildi. Ekipler tarafından söz konusu araçtan yola çıkılarak araştırma derinleştirildi. Araç plakası ve araç sahibi tespit edilmesinin ardından araç sahibi M.G. isimli kadın ve ailesinin Kırıkkale ilinde ikamet ettikleri tespit edildi. Yapılan incelemede aile fertlerinin hırsızlık ve diğer suçlardan suç kayıtlarının oldukları jandarma ekiplerince tespit edildi.
Şüpheli şahsın Kırıkkale’de ikamet adreslerinde ve araçlarında yapılan arama sonucunda; 7 adet altın yüzük, 2 adet altın kolye, 1 adet altın bilezik, 1 adet cumhuriyet altını, 91 bin 450 Türk Lirası ve 1 adet Kastamonu-Taşköprü ilçesi nüfusuna kayıtlı V.S. isimli şahsa ait ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Yapılan geniş çaplı araştırmalar sonucunda evden hırsızlık olayını gerçekleştirdiği değerlendirilen M.G., P.B. isimli kadınlar ile E.B. gözaltına alındı. Şüpheli şahıslar ile ilgili olarak adli işlemlere başlatıldı. (İHA)


Bohçacı kılığındaki hırsızlık şüphelileri gözaltına alındı
Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”
Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.
Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.
Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.
Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.
“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”
Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.
“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”
Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.
Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları
Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.


