Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Aralık, 2023 08:48 tarihinde yayınlandı
0

Bir kot pantolon için bin, bir çift deri ayakkabı üretimi için 8 bin litre su kullanılıyor

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ufuk Sözcü, “Farkında olmadan günlük hayatta onlarca litre suyu boşa harcıyoruz” dedi.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ufuk Sözcü, günlük su ayak izinden bahsederek insanların farkında olmadan su tüketiminde israfa yol açtığını belirtti. Su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Ufuk Sözcü, “Farkında olmadan günlük hayatta onlarca litre suyu boşa harcıyoruz. Sanayi ürünlerinin de sebep olduğu su tüketimi rakamları var. Bir kot pantolonu üretimi için bin litre, bir yumurta üretimi için 440 litre, bir bardak süt için 225 litre, bir çift deri ayakkabı için 8 bin litre su gerekmektedir. Bir tişört içinse 131 damacana su ihtiyacı bulunmaktadır. Günlük hayatımızda tüketilmeyen ekmek israf olduğu gibi bir ekmeğin çöpe atılmasıyla 400 litre su boşa harcanmış oluyor” dedi.

“Su kaynaklarımız altından daha değerli”

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ufuk Sözcü, su tüketimine dikkat çekilmesi gerektiğini ifade ederek, “İnsanlığın hiçbir şekilde üretme şansı olmayan su, insanlık için hayati bir öneme sahiptir. Neredeyse 4.5 milyar yıla sahip su kaynaklarımız oldukça kısıtlı durumdadır. Yüzde 75’i suyla kaplı dünyamızın yüzde 2.5’i tatlı kaynaklarından oluşmaktadır. Ülkemizin tatlı su potansiyeli yüksek değildir. Kişi başına bin 300 metreküp tatlı su düşmektedir. Bu rakamlar Türkiye’nin su stresi yaşayan bir ülke olduğunu göstermektedir. Küresel iklim değişikliğinin getirdiği olumsuz sonuçların yanında Türkiye nüfusunun artışına da baktığımızda su kaynaklarımızın altından daha değerli olduğunu bilmeli ve ona göre davranmalıyız. Su tüketimini dengede tutabilmek için sürdürülebilir su yönetimine ihtiyaç duyulmaktadır” dedi.

“Duşta 5 dakika fazla kalıyorsak 36 litre boşa gidiyor”

Sözcü, duşta fazladan geçirilen 5 dakikalık sürede 36 litre suyun boşa gittiğine değinerek, “Türkiye de suyun yüzde 75’i tarımda kullanılmaktadır. Geriye kalan yüzde 25 ise içme suyu ve sanayi de kullanılmaktadır. Bu noktada su ayak izine dikkat etmek gerekmektedir. Su ayak izi kısaca bir kişinin bir günde tükettiği ortalama su miktarıdır. Burada kastedilen yalnızca bir gün de doğrudan kullandığımız su değildir. Öncelikle gündelik su ayak izimizi hesaplayacak bir kaç örnek verelim. Eski tarz tuvalet kullanıyorsak her kullanımda 9 litre su boşa gidiyor. Bulaşıklar elde yıkanıyorsa 100 litrelik su boşa gidiyor. Duşta 5 dakika fazla kalıyorsak 36 litre boşa gidiyor. Bunlar görünür örnekler ancak farkında olmadan günlük hayatta onlarca litre suyu boşa harcıyoruz. Sanayi ürünlerinin de sebep olduğu su tüketimi rakamları var. Bir kot pantolonu üretimi için bin litre, bir yumurta üretimi için 440 litre, bir bardak süt için 225 litre, bir çift deri ayakkabı için 8 bin litre su gerekmektedir. Bir tişört içinse 131 damacana su ihtiyacı bulunmaktadır. Günlük hayatımızda tüketilmeyen ekmek israf olduğu gibi bir ekmeğin çöpe atılmasıyla 400 litre su boşa harcanmış oluyor. Tüm bu bilgiler ışığında su ayak izimizi küçültmeliyiz. Bunlar için yağmur suyu depolama alanları kurabiliriz, duş alma süresini kısaltabiliriz. Tüketim alışkanlıklarımızı gözdem geçirelim” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin