Yenice ilçesinde turizmin başlangıç noktası olan Şeker Kanyonu’na yapılması planlanan HES’le ilgili Kastamonu Bölge İdare Mahkemesinin keşif talebi üzerine üç hakim ile 9 kişilik bilirkişi heyeti Şeker Kanyonu’na gelerek keşif yaptılar.
Keşif heyetinin geleceğinin duyulması üzerine onlarca vatandaşta Şeker Kanyonu’na akın etti. Şeker Kanyonu’nda yapılan keşif ve bilirkişi incelemesine Pamukkale Üniversitesi’nden 7, Kastamonu Üniversitesi’nde den 2 bilim insanı katıldı. Yenice Platformu öncülüğünde Yazıköy ve Tır köyleri tüzel kişilikleri adına köy muhtarları tarafından Kastamonu İdare Mahkemesi’nde açılan iki davayla ilgili yapılan bilirkişi incelemesinin ardından rapor hazırlanacak. Hazırlanacak rapor bir ay içerisinde üç nüsha olarak mahkemeye sunulacak. Raporun içeriğine göre mahkeme kararını verecek. Sabah erken saatlerde başlayan keşif ve bilirkişi incelemesinde Avukat Hüseyin Aksoy ile davaya müdahil olan Türkiye’nin en eski derneklerinden Türkiye Ormancılar Derneği Avukatı Kemal Aybek, Yazıköy ve Tır köyleri adına köy muhtarları İlhan Kahveci ve İlhan Özgün ile vatandaşlardan Burhan Arat savunma yaptılar. Keşif ve bilirkişi incelemesini izlemek üzere Yenice Belediye Başkanı Zeki Çaylı, AK Parti Yenice İlçe Başkanı Yılmaz Kırık, AK Parti İl Genel Meclis Üyesi Recep Tetik, MHP Yenice İlçe Başkanı Ergün Karakırık, MHP İl Genel Meclis Üyesi Murat Karagül, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi eski Profesörlerinden Doğan Kantarcı, yüzlerce kişi, çevre dernekleri,muhtarlar, Zonguldak Yeniceliler Derneği, CHP Karabük Teşkilatı, Karabük ve Zonguldak TEMA,Yenice Platformu’na destek verdiler.
Kanyona yapılacak HES firmasını temsilen de bir avukat ile bir şirket ortağı keşif ve incelemede hazır bulundular.


Bilirkişilerden Şeker Kanyonunda inceleme
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


