Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Eylül, 2023 16:24 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 4dk
Yorum: 0

Beyin tümörlerinde zaman kaybı ölüme yol açıyor

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Enis Kuruoğlu, beyin tümörlerinin vücudun yaşamsal fonksiyonlarına zarar verebileceğini ve geç müdahale edilmesi durumunda ölüme yol açabileceğini söyledi.
Tümör beyinde çıktığında ya da beyne sıçradığında hastaların yaşamlarını tehdit edebiliyor. Özellikle vücudun başka bir yerinden beyne sıçrayan ve kötü huylu tümörler; solunum ya da kalbin çalışma dengesini bozuk ani ölümlere yol açabiliyor. Modern ve teknolojik tedavi yöntemleri ile beyin tümörlerinde çok başarılı cerrahi işlemler uygulayabildiklerini ifade eden Medicana Sağlık Grubu doktorlarından Doç. Dr. Enis Kuruoğlu, beyin tümörleri hakkında önemli bilgiler verdi.

“Beyin tümörlerinde zaman kaybı ölüme yol açıyor”
Zamanın benin tümörlerine müdahalede çok önemli olduğunun altını çizen Medicana Intarnational Samsun Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Enis Kuruoğlu, “Beyin vücudun ana merkezidir. Vücudun diğer bölgesindeki tümörler de dahil özellikle beyine sıçradığı zaman insanın yaşamsal fonksiyonları kontrol eden en önemli organa saldırmış oluyor. Beyin, kafatası içinde olduğu için oraya sıçrayan bir tümör ya da beyinin kendi dokusundan oluşan bir tümörün dışarı çıkabilme ya da beynin içindeki basıncı azaltma özelliği yoktur. O yüzden, kafatası bizi korur ama beyin tümörü gibi konularda bizim için kötüdür. Tümör kafatasından çıkamadığı için ‘beyin sapı’ dediğimiz boyunun birleşim yeri olan solunum ya da kalbin çalışma merkezine bası yapabilir. Bunlar da ani ölüme sebep olabilir. O yüzden beyin dokusundaki bir tümörde çok hızlı karar verip, tedavi uygulamak gerekir. Beyin tümörlerinde zaman kaybı ölümle sonuçlanabilir” dedi.

“Genetik bağlantılı tümörler genelde 10 yaş altında görülüyor”
Tümörlerin görülme nedenlerine değinen Doç. Dr. Enis Kuruoğlu, “Beyin tümörü diğer tümörler gibi farklı anormal hücre gruplarının çoğalması ile meydana gelir. Beyin tümörünün oluşmasında genetik hadiseler ön planda yer alır. Bunun dışında çevresel faktörler de etkilidir. Maruz kalınan toksik maddeler, radyasyon, elektromanyetik alan, sigara kullanımı, uyuşturucu madde kullanımı ve enfeksiyonlara bağlı da beyin tümörü olabilir. Beyinde birçok bölüm vardır. Her bölüm vücudun farklı yerlerine hükmeder. Tümörün bulunduğu bölgeye göre kişide bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Tümör; kol ve bacağı kontrol eden yerdeki sinirleri baskılarsa kol ve bacaklarda güçsüzlük olabilir, hareket etmekte zorluk olabilir. Görme merkezinde olursa cismin yarısı görülmeyebilir, çevreyi algılayamayabilir, konuşma bölgesinde ise konuşamaz, anlama bölgesinde ise olayları algılayamaz. Beyin tümörlerinde genetik bağlantılı tümörler genelde 10 yaş altında görülüyor. Bunlar genelde de kötü huylu tümörler olarak dikkat çekiyor. Ardından da 70 yaş üstünde sıklıkla görülüyor” diye konuştu.

“İyi huylu tümörlerde cerrahi kesin çözümdür”
Tümörlerin 2’ye ayrıldığına değinen ve iyi huylu tümörlerde cerrahi müdahalenin kesin çözüm olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kuruoğlu, “Tümörler birincil yani beynin kendinden kaynaklanan tümörler ve ikincil tümörler dediğimiz ise vücudun herhangi bir yerinde çıkan bir tümörün beyne sıçraması ile meydana gelmesidir. İkincil tümörler de kötü huylu tümör olarak geçer. Birincil, beynin kendinden kaynaklanan tümörler de iyi ve kötü huylu olarak 2’ye ayrılır. İyi huylu tümörlerde cerrahi kesin çözümdür. Tümör çıkartılır ya da bir kısmı çıkartılır. Bu tümörlerde, kitle çıkarıldığında hastada bir daha tümör görüşmesi görmeyiz. Kötü huylu tümörlerde tümör çıkarıldıktan sonra hastaya ikincil tedavi olarak ışın, kemoterapi ve ilaç tedavisi gibi ek tedaviler vermek gerekir. Özellikle iyi huylu tümörler genellikle çok büyüyünce fark edilir. Beyin içinde oluşan tümör direkt bir ağrı oluşturmaz. Beynin ağrı duyusu yoktur. Tümör çok büyüyüp beyin zarını etkileyince hasta baş ağrısı hissetmeye başlar. O yüzden iyi huylu tümörler çok büyümeden bulgu vermeyebilir. Her baş ağrısının altından beyin tümörü çıkmaz ama baş ağrısı olan, daha önce bir hastalığı olmayan insanlar mutlaka görüntüleme yöntemi ile kontrol edilmelidir” şeklinde konuştu.

“Tümör iyi huylu ve hasta sağlığını olumsuz etkilemiyorsa, müdahale etmeden takip ediyoruz”
Bazı beyin tümörlerinin hastanın sağlığına olumsuz etki etmediğini belirten Enis Kuruoğlu, “Hastada tümör tespit ettiğimizde radyolojik olarak da iyi huylu olup olmadığını gözlemliyoruz. Eğer tümör fazla büyük değilse ve hastanın sağlığına risk oluşturmuyorsa 5-10 yıl sonra cerrahi uygulamadan takip yapabiliyoruz. Tümörde büyüme olursa çıkartılabiliyor. Kötü huylu tümörlerde ise geç kalınmaması gerekiyor. Hastada tümör tespit edildiği zaman mutlaka patolojik tanı alınması gerekiyor. Hatta tümör çıkarılabilecek gibi ise çıkarılması gerekiyor. Tümör kötü bir yerde, çıkarılması imkansız bir yerde ise, hasta ameliyattan sonra yatağa bağımlı kalacak, bilincini kaybedecekse küçük bir biyopsi alıp tümörün adını koyarak tedavi yöntemini belirliyoruz. Bunlara da ışın, gamma knife (odaklanmış ışınların hedef dokuya tek bir seferde verilmesi), kemoterapi tedavileri yapılabiliyor. Gelişen teknoloji ile birlikte kötü huylu tümörlerde de çok iyi sonuçlar alabiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Tedavi ve tedavi sonrası süreçten de bahseden Kuruoğlu, ayrıca şunları söyledi:
“Kafatası açılan ameliyatlarda nöronavigasyon ve nörofizyolojik yöntemler kullanabiliyoruz. Bunları kullanınca hastaların ameliyat sonrası döneminde örneğin kolunda ve bacağında tümöre bağlı kuvvet kaybı olan hastanın hem uzuvlarındaki hareket kaybını yok ediyoruz aynı zamanda hasta 1 gün sonra sosyal yaşamına da başlayabiliyor. Kullandığımız özellikli cihazlar hastaların konforunu arttırmak için, cerrahi başarıyı arttırmak için çok önemli. Cerrahiyi bu cihazlarla yaptığımız için daha iyi sonuçlar da alabiliyoruz. Hastalar genelde ameliyat olduktan 1 gün sonra gündelik yaşamlarına dönebiliyorlar. Ameliyat sonrası bazı komplikasyonların önüne geçmek için tedbirleri alıyoruz. Hastalar günlük yaşamına dönüyor ama çıkan patoloji sonucu özellikle hastanın ameliyat sonrası tedavisini yönlendirmek için çok önemli. Beyindeki her tümöre şu andaki teknoloji, cerrahi bilgimiz ile ulaşabiliyoruz. Müdahale edilemeyecek bölge aslında yok. Müdahalenin nerede kesilmesi gerektiğine çok iyi karar verilmesi gerekiyor. Nerede durmalıyız? Beyin cerrahisinde tümöre yaklaşırken hastada klinik bulgu çıkarmadan, hastanın performansını düşürmeyecek şekilde ameliyat yapmak önemli. Beyinde çok önemli bölgeler var. Beyinde bilişsel fonksiyonları yapan bölgeler var. Bunları koruyarak, motor fonksiyonları etkileyen sinirleri koruyarak, özel cihazların yardımı ile çok başarılı cerrahiler yapabiliyoruz.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Ocak, 2026 14:41 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Ustaoğlu’ndan bağımlılıkla mücadelede toplumsal mücadele çağrısı

Yeşilay Karabük Şube Başkanı Ahmet Ustaoğlu, basının bağımlılıkla mücadelede kritik rol oynadığını vurguladı.

Yeşilay Karabük Şube Başkanı Ahmet Ustaoğlu ve ekibi basın mensupları ile kahvaltı programında bir araya geldi.

Programda konuşan Ustaoğlu, demokratik cumhuriyet rejimlerinde medyanın toplumun şekillenmesinde çok önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, "Bugün dördüncü kuvvet olarak tanımlanan medyayı, hatta birinci kuvvet olarak nitelendirebiliriz. Çünkü medya, toplumun yönlendirilmesinde bir numaralı rolü oynamaktadır" dedi.

Yeşilay'ın milletin ve özellikle gençliğin sağlığı için her alanda faaliyet gösterdiğini ifade eden Ustaoğlu, anaokulundan üniversiteye kadar toplumun her kademesinde yer aldıklarını söyledi.

Yeşilay'ın 1920 yılında kurulduğunu hatırlatan Ustaoğlu, "Kurulduğu günden bugüne ülkemizin maddi ve manevi sağlığı için çok büyük hizmetler ortaya koymuştur. Bugün bu hizmetlerin bir karşılığı olarak Dünya Yeşilay Teşkilatları Genel Başkanlığı görevini de üstlenmiş bulunuyoruz" diye konuştu.

Karabük'ün bağımlılıklardan arındırılması için herkesin sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Ustaoğlu, bağımlılıkların şehirde ciddi sosyal sorunlara yol açtığını belirtti.

Trafik kazalarından aile içi geçimsizliklere, toplumsal huzursuzluklardan bireyler arası çatışmalara kadar birçok problemin temelinde bağımlılıkların bulunduğunu dile getiren Ustaoğlu, "Bu sorunların yüzde 90'ından fazlası bağımlılığa düşmüş bireylerin sosyolojik problemlerinin bir yansımasıdır. Dengeli, düzenli bireyler yetiştirebilirsek, huzursuzluk şehrimizden kendiliğinden kaybolacaktır" ifadelerini kullandı.
Basın mensuplarını toplumun gözü, kulağı ve sesi olarak nitelendiren Ustaoğlu, medyanın önem verdiği konuların toplum tarafından da önemsendiğine dikkat çekti. Bu nedenle basın mensuplarını birer Yeşilay gönüllüsü olarak görmek istediklerini aktaran Ustaoğlu, Yeşilay'ın beş bağımlılıkla mücadele ettiğini söyledi.

Amaçlarının önce Karabük'te, ardından Türkiye'de ve dünyada insanlığın huzur ve mutluluğuna hizmet etmek olduğunu dile getiren Ustaoğlu, bağımlılıktan kurtulmak isteyen herkesin yanında olduklarını belirtti. Ustaoğlu, "Sigara, alkol, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığından kurtulmak isteyen, çocuğu için yardım talep eden herkese yol göstermek istiyoruz. Basın mensuplarımızdan da bu noktada vatandaşlarımızı doğru şekilde yönlendirmelerini talep ediyoruz" şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin