BEUN’da şehit ve gazi yakınlarına yönelik "Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Programı" hayata geçiyor - Karabük Haber Postası
beunda sehit ve gazi yakinlarina yonelik sanata tesvik ve sanatla yasam programi hayata geciyor S673u7A3
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Kasım, 2025 04:37 tarihinde yayınlandı
0
0

BEUN’da şehit ve gazi yakınlarına yönelik “Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Programı” hayata geçiyor

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) ile Zonguldak Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ortasında şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarına yönelik sanatsal eğitim ve dayanak faaliyetlerini kapsayan “Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Programı İş Birliği Protokolü” imzalandı.

Rektörlük Senato Salonu’nda düzenlenen imza merasimine BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer ve Zonguldak Aile ve Toplumsal Hizmetler Vilayet Müdürü Mehmet Türkmen Köse katıldı.

Protokol, sanatın güzelleştirici, güçlendirici ve bütünleştirici tesirinden yararlanarak iştirakçilerin kendilerini daha güzel söz etmelerini sağlamak, özgüvenlerini artırmak ve onlara toplumsal takviye sunmak hedefiyle hazırlandı. Program kapsamında BEUN tarafından sağlanacak sanatsal eğitimler ve uzmanlık dayanağıyla, iştirakçilerin farkındalık seviyelerinin artırılması ve sanatın bir hayat biçimine dönüşmesine katkı sağlanması hedefleniyor.

İş birliği çerçevesinde üniversite ve il müdürlüğü; eğitimlerin planlanması, iştirakçilerin yönlendirilmesi ve gerekli akademik ile teknik takviyenin sağlanması süreçlerde ortak hareket edecek. Programın odağında yer alan şehit yakını, gazi ve gazi yakınlarının toplumsal hayata daha aktif iştirak göstermeleri, toplumla bağlarının güçlenmesi ve sanat aracılığıyla farkındalık kazanma süreçlerinin desteklenmesi amaçlanıyor.

Konuyla ilgili açıklamada bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, şu sözleri lisana getirdi:

“Sanat, insan ruhunu besleyen ve toplumsal bağları güçlendiren üniversal bir lisandır. Bu protokol vasıtasıyla çok değerli gazilerimiz, kıymetli şehit ve gazi yakınlarına yönelik Zonguldak Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüz ile ortak olarak gerçekleştireceğimiz manalı bir çalışma ortaya koymak istiyoruz. Hayata geçireceğimiz bu iş birliği programıyla şehit ve gazi yakınlarının kendilerini tabir etmelerine ve toplumsal hayata daha güçlü bir halde katılmalarına katkı sunmayı hedefliyoruz. Bu vesileyle böylesine kıymetli bir iş birliğinin ortaya konulmasına katkı sunan başta Zonguldak Aile ve Toplumsal Hizmetler Vilayet Müdürümüz Mehmet Türkmen Köse ile il müdürlüğü ailesi olmak üzere, projeye emek veren herkese teşekkür ediyor; protokolün üniversitemize, vilayet müdürlüğümüze, saygıdeğer gazilerimize, değerli şehit ve gazi yakınlarına güzel uğurlu olmasını temenni ediyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak, toplumun her kesitine dokunan projelerle akademik bilgi birikimimizi ve tecrübemizi paylaşmaya devam edeceğiz.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
tuzdan zengin gidalarla beslenmek tas hastaliginin riskini artiran en onemli faktor 9lJ69PPw
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Nisan, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0
0

Tuzdan zengin gıdalarla beslenmek taş hastalığının riskini artıran en önemli faktör

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, beslenme alışkanlıkları, proteinin fazla tüketilmesi ve tuzdan zengin gıdalarla beslenmenin taş hastalığı riskini artıran en önemli faktörler olduğunu söyledi.

Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, taş hastalığı hakkında bilgilendirmede bulundu. Genetik yatkınlığın yanı sıra beslenme alışkanlıklarının da taş hastalığında etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, “Üriner sistem taş hastalığı ya da böbrek taşı olarak bilinen hastalık, toplumda ve dünyada oldukça sık karşılaşılan bir tablodur. Ortalama görülme oranı dünyada yüzde 11-15 civarındadır. Türkiye’de de benzer oranlara ulaşılmıştır. Sıklıkla Orta Anadolu Bölgesi gibi kurak geçen bölgelerde daha fazla görülmektedir. Çünkü kişinin sıvı alımı az, sıvı kaybı fazla olabilir. Beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak üriner sistem taş hastalığı sıklıkla karşımıza gelir. Birçok sebebi vardır üriner sistem taş hastalığının. Başta genetik sebepler gelir. Anne, baba ya da akrabalarında taş hastalığı olan bir kişide bu hastalığın görülme ihtimali yüksektir. Bir kişi taş hastalığına yakalanmışsa, 5 yıl içerisinde yüzde 30 ila 50 oranında tekrar yakalanma ihtimali vardır. Beslenme alışkanlıkları, proteinin fazla tüketilmesi ve tuzdan zengin gıdalarla beslenme taş hastalığının riskini artıran en önemli faktörlerdir” dedi.

“Taş hastalığı çok sık karşılaşılan ve önemsenmesi geren bir hastalıktır”

Taş hastalığının enfeksiyonlarla birlikte seyredebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bolat, “Taş, önce küçük kristaller şeklinde üriner sistemin herhangi bir yerine yerleşir. Burada birikir ve giderek üzerine küçük kristaller eklenerek önce kum parçası haline gelir, sonra bir çekirdek oluşturur ve bunun üzerine yine kristallerin çökmesiyle taş halini alır. Bu taş bazen kaz yumurtası büyüklüğüne kadar ulaşabilir, hatta böbreğin neredeyse tamamını doldurabilir. Böbrek taşı, kanalı tıkamadığı sürece ağrı yapmaz. Genellikle hiçbir semptom vermez. Ancak kanalı tıkarsa, idrar yolu tıkandığı için geriye doğru basınç artar ve böbrek kapsülünün gerilmesine bağlı olarak şiddetli ağrı, bulantı, kusma ve eğer kapalı idrar yolu enfeksiyonu da buna eklenirse hayati riskli septik durumlara da yol açar. Dolayısıyla çok ciddi bir hastalıktır ve önemsenmesi gereken bir durumdur. Çünkü böbrekteki fonksiyon kaybı geri döndürülemez ve kaybedilen fonksiyon tekrar kazanılamaz. Bu nedenle zamanında teşhis ve tedavi son derece önemlidir” diye konuştu.

“Böbrek taşının en önemli semptomu ağrı”

Böbrek taşının en önemli semptomunun ağrı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bolat, “Böbrek taşının en önemli avantajı, yakalandığı zaman günümüzdeki teknolojik imkanlarla hastayı neredeyse yüzde 100’e yakın oranda hastalıktan kurtarabilmemizdir. Hastalığın seyri kişiden kişiye farklılık gösterir. Taş; böbreğin çıkışında, böbrek içerisinde, böbrekle mesane arasındaki kanalda ya da mesanede bulunabilir. Bazı hastalarda ise idrar yolunun en uç kısmında bulunarak idrar akımının kesilmesine neden olabilir. Hastayı en sık doktora getiren belirti ağrıdır. Bunun dışında idrarda kanama, yüksek ateş, şiddetli ağrıya eşlik eden bulantı ve kusma da görülebilir. Eğer hasta tek böbreğe sahipse ve bu böbreğin kanalı tıkanmışsa, en önemli klinik bulgu idrarın aniden kesilmesidir. Bu durum ürolojik bir acildir ve hastanın hızla bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektirir” şeklinde konuştu.

“Taş, günümüzde minimal invazif tedavi yöntemi ile yüzde 100’e yakın bir başarı oranı ile tedavi edilebiliyor”

Yeni tedavi yöntemlerinin hastalığın giderilmesinde büyük öneme sahip olduğuna değinen Bolat, “Kliniğimizde de dünyadaki birçok merkezde olduğu gibi taş hastalıklarını minimal invazif yöntemlerle tedavi ediyoruz. Bu yöntemlerle başarı oranı neredeyse yüzde 100’e yakındır. Hastaları genellikle bir gün hastanede yatırıyor ve ertesi gün taburcu ediyoruz. Ancak taşın alınmış olması tek başına yeterli değildir. Tekrar oluşumunu engellemek için hastanın yaşam tarzını düzenlemesi gerekir. Hastanın susuz kalmaması çok önemlidir. Özellikle proteinden zengin gıdalar tüketilirken dengeli beslenilmeli, tuz tüketimi azaltılmalı ve susuzluktan kaçınılmalıdır. Bunlar değiştirilebilir faktörlerdir ancak genetik yatkınlık değiştirilemez. Aile öyküsü olan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırmaları gerekir. Susuz kalmamak, hareketsiz kalmamak, idrar yolu enfeksiyonlarından korunmak ve tuz tüketimini sınırlamak son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin