Reklam
Reklam
beunda mogolistandaki turk kultur varliklari konusuldu lUuSdJcy
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
10 Aralık, 2025 20:37 tarihinde yayınlandı
0

BEUN’da Moğolistan’daki Türk Kültür Varlıkları konuşuldu

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde (BEUN), “Moğolistan’daki Türk Kültür Varlıkları: Yazıtlar, Şehir Harabeleri, Taşbabalar” başlıklı konferans yoğun katılımla gerçekleşti.

Farabi Kampüsü Doç. Dr. Ali Arslan Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansa, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan konuşmacı olarak katıldı. Yoğun ilgi gören programa; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Servet Karasu, BEUN Genel Sekreteri Prof. Dr. Zehra Safi Öz, senato üyeleri, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katılım sağladı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından açılış konuşmasını gerçekleştirmek üzere kürsüye gelen Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, ilmin bir hakikat yolculuğu olarak taşıdığı değerin ve sorumluluğun önemine dikkat çekerek konuşmasına başladı. Prof. Dr. Özölçer, Prof. Dr. Şaban Doğan’ın Türkistan coğrafyasına gönülden bağlılığıyla yürüttüğü uzun soluklu çalışmalarını örneklerle aktardı; bu çalışmaların yüzyılları aşan bir hafızanın izini sürmek bakımından büyük bir anlam taşıdığını vurguladı. Ayrıca, programın Türkoloji camiasına değerli katkılar sunan, Moğolistan’dan Van’a uzanan kazılarıyla tanınan Prof. Dr. Şaban Doğan’ı konuk etmesi vesilesiyle, katılımcılara bu önemli şahsiyetin fikirlerini derinlemesine anlamaları için değerli bir fırsat sunulduğunu belirtti. Konuşmasının sonunda hocanın gönül adanmışlığıyla yürüttüğü çalışmaların öğrenciler için yeni ufuklar açacağına dair inancını ifade eden Prof. Dr. Özölçer, programın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini sunarak konuşmasını sonlandırdı.

Konferansa davetli konuşmacı olarak katılan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şaban Doğan, “Moğolistan’daki Türk Kültür Varlıkları (Yazıtlar, Şehir Harabeleri, Taşbabalar)” başlıklı sunumunda, Türk kültür varlıklarının yerinde korunması ve bütüncül şekilde ele alınmasının önemini vurguladı. Prof. Dr. Doğan, Moğolistan’ın hemen her bölgesinde belgelenen yaklaşık 200’e yakın yazıtın, kadim bozkır medeniyetinin izlerini taşıyan büyük bir kültürel miras olduğunu belirtti.

Sunumunda, Şamanizm ritüellerinden çaput bağlama geleneğine, atalara kurban sunulmasından atın özgürleştirilmesine kadar bozkır inanç ve yaşam kültürünü örneklerle aktardı; bu kültürel uygulamaların günümüzde yapılan arkeolojik çalışmaların anlamlandırılmasına ışık tutmaya devam ettiğini ve her bir bulgunun büyük bir bütünün parçası olduğunu ifade etti. Ayrıca, Bugut Yazıtı, Tes Yazıtı, Anıt Külliyesi Yazıtı, Çoyr Yazıtı ve 2022’de tespit edilen İlteriş Kağan Yazıtı gibi önemli buluntulara fotoğraflarla yer vererek katılımcıların bu mirası hem bilimsel anlatımla hem de görsel materyallerle yakından tanımasına imkân sağladı.

Doğan, yazıtların yerinde sergilenmesine yönelik oluşturulan müze projesinin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TİKA iş birliğinde yürütüldüğünü ve açılışın Mayıs ayında gerçekleştirileceğini belirtti. Ayrıca, Köktürk döneminde 800’e yakın taşbabanın var olduğuna, bozkırda çatı kiremitlerinden kemiklere kadar pek çok nesneye yazıların kazındığına, hatta taşa kazınan yazıların sadece yönetici, din adamları ve askerler gibi imtiyazlı sınıflar dışında sıradan halk tarafından da kazınabildiğine dikkat çekti. Müzenin koleksiyonunda yer alan 7. yüzyıla ait Altay Yatıg başta olmak üzere çeşitli geleneksel çalgıların Türk kültürünün çok yönlülüğünü gösterdiğini ifade etti. Prof. Dr. Doğan konuşmasını, programın düzenlenmesinde başta BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederek sonlandırdı.

BEUN ev sahipliğinde gerçekleşen Moğolistan’daki Türk Kültür Varlıkları” (Yazıtlar, Şehir Harabeleri, Taşbabalar)” başlıklı konferans, Prof. Dr. Şaban Doğan’a teşekkür belgesinin takdim edilmesiyle ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla son buldu.

Program sonrasında BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’i makamında ziyaret eden Prof. Dr. Şaban Doğan “Moğolistan’daki Türk Kültür Varlıkları” (Yazıtlar, Şehir Harabeleri, Taşbabalar)” başlıklı etkinlikte konuk olarak yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek göstermiş olduğu misafirperverlikten dolayı Rektör Prof. Dr. Özölçer’e teşekkürlerini sundu. Prof. Dr. Doğan’ın ziyaretinden duyduğu memnuniyeti belirten Rektör Prof. Dr. Özölçer ise Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şaban Doğan’ı BEUN’da ağırlamaktan mutluluk duyduğunu ifade etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA 3
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
25 Mayıs, 2026 14:14 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 25 mayıs 2026

Bayramlar bayram ola

 

Yarın arife Çarşamba Kurban Bayramı.

Bayramlar birlik-beraberlik ve dayanışma ruhunun sevgi ile yoğrularak vücut bulduğu özel günlerdir.

Şimdikiler de pek tat ve heyecan kalmasa bile bizim çocukluğumuzun bayramları bir başka idi.

Günler öncesinden saran alışveriş heyecanı, yastık alına konulan ayakkabı ve giyişiler, sonra kankalar ile kapı-kapı şeker ve harçlık toplama.

Nerede o bayramlar?

Nerede o bayramlarda bizleri gülümseme ile karşılayan gözler?

Nerede o bayramlardaki muhabbet, samimiyet ve gerçek yüzler?

Takvimlerde yine bayramlar var.

Bu hayat cenderesinde tatil günü.

Olsun var ya yine;

Merhum Ozan arif bayram şiirinde;

“Ya Rabbi tadına bütün milletin,
Varacağı bayramlara eriştir

Milletinin yarasını devletin,
Saracağı bayramlara eriştir

Devletin milletin verip el ele
Kimsenin kimseyi etmeden köle,
Zenginin fakirin gönül gönüle
Gireceği bayramlara eriştir.

 

Fukaranın rezil olduğu değil,
Hastanede rehin kaldığı değil,
Memurların zekat aldığı değil
Vereceği bayramlara eriştir.

 

Her mübarek bayram gelince böyle,
İşçi köylü mahzun olmasın öyle,
Cebinde harçlığı göğsünü şöyle
Gereceği bayramlara eriştir.”

Diyerek gönlündekini dile getiriyordu.

Yine kelimelerin sultanı gönül adamı, “Sarı saçları deli gönüle bağlatan”, “Lambada titreyen alevi üşüten” şair Abdurrahim Karakoç da ;

 

“Ana, bu bayram mı? . Aman çok ayıp
Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
Mübarek elleri öpüp, koklayıp
Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?

 

Hani ya o özlem, hani ya o tad?
Ne dışım kaygusuz, ne içim rahat
Haftalar öncesi her gün, her saat
Babamdan sorduğum bayramlar hani?

 

Nur yağan geceler, gündüzler nerde?
Neşe paylaştığım öksüzler nerde?
Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde?
Huzura erdiğim bayramlar hani?

 

Kar çiçeğim solmuş kar yatağında
Can verir ırmağın dar yatağında
Arife gecesi yer yatağında
Üstüme serdiğim bayramlar hani?

 

Bayram demek takvimdeki yazı mı?
Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı?
Açıp yüreğimi, yumup gözümü
Özüne girdiğim bayramlar hani?

 

Bayram af günüdür, barış günüdür
Bayramlar rahmete giriş günüdür
Bayram, Hak menzile varış günüdür
Gönlümü verdiğim bayramlar hani?”

 

Diye yaşadığı bayramların akıbetini soruyordu.

Olsun yine bayramlar var.

Bayramlar bayram olsun.

Kutlu olsun, mübarek olsun.

 

İstenince oluyormuş demek ki

 

Yenice eski devlet hastanesi arası satışından sarfı nazar edildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı aralarında Yenice’nin de bulunduğu bazı hazine arsalarının satışına karar verdi ve satış tarihi ilan etti.

Yenice sivil toplum kuruluşları ve halkı bu karar üzerine itiraz sesler yükseltti.

Birlik içerisinde geçekleşen bu itirazlar duyuldu ve karar şimdilik geri çekildi.

Uğraş verenler sağ olsunlar.

Akıl hırsların önünde olduğu müddetçe yanlışlar düzeltilir.

İnat ve ısrar toplumla gerginlik yaratır.

Bu hadise istenirse olabiliyormuş demek ki?

8 Kasım birlikteliği geldi aklımıza nedense?

Bu ruhlar yaşamalı, yaşatılmalı.

 

 

 

Büyüklere masallar ve gerçekler

Terör örgütü ile “süreç ” tartışmaları Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim’de yaptığı açıklamada, Öcalan’ın Meclis’e gelerek, PKK’nin lağvedildiğini açıklamasını önermesiyle başladı.

Daha önce 2013-2015 tarihleri arasında denenmiş, iş hendek çatışmalarına kadar gitmişti.

2013-2015 tarihleri arasındaki süreci ihanet süreci diye adlandıran MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin şimdiki iştahını anlamak mümkün değil.

Türk Milletinin evlatlarına kuşun sıktırmış, bombalarla parçalatmış, pusular ile toprağa düşürtmüş, çoluk çocuk demeden katlettirmiş ve bu suçlarının karşılığında TCK hükümlerine göre vatana ihanetten ömür boyu hapis cezasına (İdam kaldırıldığı için) çarptırılmış bir müsvedde için milliyetçi bir partinin genel başkanının yaklaşımı terörü önlemeyi istemekten öte bir şeydir.

Bahçeli koltuğunda oturduğu MHP’nin banisi Alpaslan Türkeş’in ve partinin tabanını oluşturan ülkücülerin bu cani ve örgütü hakkındaki görüşlerini bilmiyor olamaz.

Öyle ise burada başka bir şey var diye kafa patlatırken, bu vatan hainleri gibi, 15 Temmuz hainlerinin şehit ettirdiği Muhsin Başkan ve yaşadığı bir hadise geldi aklımıza.

Büyük Birlik Partisi (BBP) merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu‘nun kendisinden yardım isteyen bir vatandaş için Ahmet Türk‘e verdiği ayar hala hafızalardaki yerini koruyor.

İşte tüyleri diken diken eden o olay

Tunceli‘de terör örgütü PKK tarafından kaçırılan gencin babasına, “oğlunu bulursa Muhsin Başkan bulur” telkini verilir. Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi’ne gelen acılı baba Muhsin Yazıcıoğlu’na oğlunun “terör örgütü tarafından kaçırıldığını” söyleyip yardım ister. Yazıcıoğlu babaya oğlunun bulunacağına dair söz verir.

“Kameraları kapatın”

Yazıcıoğlu görüşmenin ardından Meclis’te koruma amirlerine 5 dakika kameraları kapatın talimatı verir ve o zamanki adıyla HADEP’in Meclis odasının kapısında korumalarının yanında Ahmet Türk’e elinde kaçırılan gencin ismi yazılı notu uzatır ve Türk’e, “Bir kaç saat içinde bu genç teslim edilmez ise Ahmet Bey seni alırım” ifadelerini kullanır.

Olayın üzerinden bir saat geçmeden Muhsin Yazıcıoğlu, Meclis lokantasında yemek yediği esnada Tunceli valisinden telefon gelir. Vali, “Başkan genci teslim ettiler” der.

Ona bak bir de buna.

Birisi masal diğeri gerçek.

 

 

Bilmek, yine bilmek

 

AKP Genel Sekreter Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Cem Şahin,
“Parti içerisinde “eski” kavramının olmadığını, milletvekilinden il başkanına, ilçe başkanından belediye başkanına, mahalle başkanına kadar görev yapmış herkesin aynı davanın mensubu olduğunu, parti’nin büyük bir aile olduğunu, davada ayrılık değil birlik, kırgınlık değil, kardeşlik bulunduğunu, görevlerin değişebileceğini ama dava bilinci ve vefa duygusu değişmeyeceğini parti’de sadece bayrak yarışı olabileceğini.” Söylemiş.

İlk bakışta parti içerisine yönelik toplumcu bir mesaj.

Cem Şahin’in gönlünden belki böyle geçiyor ve böle olmasını istiyor.

Bilmemesi mümkün değil.

Bilmiyor, kendisine söylenmedi ise siyaset yapması zor.

Şahin bu sözleri söylerken salonda oturanların birçoğu “Ben varken neden o?” diyerek partilerini ve arkadaşlarını satmış adamlar.

İtiraz edebilirlerse isim-isim sayarız.

Cem Şahin genç ve gelecek vaat eden, alışılagelmiş siyasetçi profilinden uzak, dinleyen, ilgilenen bir siyasetçi.

Genel Sekreter Yardımcısı olarak bunları söylemesi normal.

Ama biliyordur mutlaka kim, kim?

Babasına yalakalık yapıp, kendi arkasından da dönme dolaba binenleri bilmemesi mümkün mü canım?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Afet deyi geçmemek lazım

 

 

Metrekareye bilmem ne kadar yağış düştü ondan oldu.

Bilmem kaç yılda bir olur.

Doğrudur.

Yağması da, yağmamasıda mesele.

Güzel güzel bulvarlarımız oldu afilli mi afilli.

Altyapı düşünüldü mü?

Bilmiyoruz.

Eskilerinden tutun yenilerine kadar çoğu yer patladı.

Demek ki sadece makyaj yetmiyormuş.

En kötü senaryoya hazırlıklı olmak gerekiyormuş.

Karayolları bulvarları, belediye kendi yollarını gözden geçirmeli alt yapı noktasında.

Allah’tan can kaybı yok.

Sadece yarım saatlik yağış.

Afet bu kırk yılda bir oluyor deyip geçmemek lazım.

Tedbir alıp takdire bırakmak gerekir.

Öyle değil mi?