ZONGULDAK Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi yılda 445 bin hastaya hizmet veriyor.
Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi bölgenin sağlık yükünü sırtına alarak açıldığı ilk günden bu güne kadar bölgenin ve ülkenin beklentilerini karşılayan bir kurum oldu.
BEÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi her yıl yeni bölümlerin ilave edilmesiyle 2016 yılı sonu itibariyle toplamda 610 yatak kapasitesiyle (475 adet servis, 76 tanesi 3. basamak olmak üzere toplam 80 adet yoğun bakım, 55 adet günübirlik) yıllık 378.477 poliklinik, günübirlik yatış dahil 66.684 yatan hasta hizmeti verdi.
Yaklaşık bin 700 çalışanı ile sadece bölge insanına hizmet sunmakla kalmayıp bölgenin ekonomik hayatına ciddi anlamda canlılık da getiriyor. Geçmişte olduğu gibi bugün de yüksek kalitede sağlık hizmeti üretmenin yanı sıra çağdaş ve nitelikli tıp eğitimi vermeyi de kendine ilke edinen Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi; toplumun sağlıklı bireylerden oluşması için bilgi ve teknolojiyi tüm imkanlarından yararlanıyor.
Zonguldak’a birçok yeniliği kazandırdı
Sürekli gelişen ve yenilenen BEÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi; sahip olduğu kaliteli hizmet anlayışıyla, birçok yeniliği Zonguldak halkına ve Batı Karadeniz Bölgesine kazandırdı. Merkez; Radyasyon Onkolojisi, PET gibi onkolojik sağlık hizmetleri sunan ve nitelikli 45 yatak kapasiteli ve kemik iliği nakli koşullarına haiz dört yataklı yoğun bakım ünitesini içeren Onkoloji Merkezi, 3.basamak Yeni Doğan ve Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi, Yeni Doğan Cerrahisi, ERCP Gibi İleri Endoskopik Girişimler, Dijital Monoplan Kardiyolojik Anjiyografi Ünitesi, Konvansiyonel Biplan Girişimsel Radyoloji Anjiyografi Ünitesi, Girişimsel Kardiovasküler işlemler, 3.Basamak Acil Servis, Bölgesel Kan Merkezi gibi hizmetleri bölgede tek sunan sağlık merkezi oldu.
Hizmete girme aşamasında olan Obezite ve Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezi ise Türkiye’deki tek olması sebebiyle de ayrı bir öneme sahip oldu. Hastaların Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin sunduğu hizmetlere daha rahatça ulaşabilmeleri için “0 850 288 3026” numaralı telefon ve “hastane.beu.edu.tr” adresindeki web sayfasının e-randevu bölümünden hastaneye gelmeden bilgi almaları ve randevu kayıtlarını yapmaları sağlanıyor.
“Çevre illerin de ihtiyaçlarına cevap vermektedir”
BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin çalışmaları şunları söyledi:
“Bölgenin en büyük ve en gelişmiş donanımlara sahip hastanesi olan BEÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi sadece Zonguldak’ın değil, çevre illerin de sağlık alanındaki ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Unutulmamalıdır ki hastalarımızın ihtiyacı olan ve Zonguldak’ta bulunmayan her türlü teşhis ve tedavi için hastalarımız Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlere gitmek zorunda kalıyordu.
Bu da hem ekonomik hem de manevi anlamda çok büyük güçlükleri de beraberinde getirmekteydi. Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezimizde yaptığımız yatırımlar neticesinde Zonguldak ve tüm Batı Karadeniz Bölgesi’ne hizmet veren bir merkez haline geldik. Bu güne kadar yaptığımız ve bundan sonra da yapmak istediğimiz, modern tıbbın gerektirdiği bütün teşhis ve tedavi ünitelerini hastanemizde hastalarımızın hizmetine sunmaktır. Sağlık alanındaki yatırımlarımız artarak devam edecektir. Emeği geçen merkez yöneticilerimizi, öğretim üyelerimizi ve tüm sağlık personelimizi tebrik ediyorum.”


BEÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi yılda 445 bin hastaya hizmet veriyor
1 kişinin öldüğü, 147 kişinin zehirlendiği su davasında 6. duruşma
Bolu’nun merkeze bağlı Yuva köyünde 2022 yılında 1 kişinin hayatını kaybettiği, 147 kişinin ise hastaneye kaldırıldığı su kaynaklı zehirlenme olayına ilişkin açılan davanın 6’ncı duruşması, savcılık mütalaasının hazırlanması gerekçesiyle ertelendi. Mağdur avukatı, içme suyu hattına zarar verdiği öne sürülen tıbbi atık taşıma ruhsatlı bir nakliye firmasının incelenmediğini iddia ederken, zehirlenme sonucu iki böbreğini kaybeden 17 yaşındaki gencin annesi adaletin tecelli etmesini talep etti.
Kurban Bayramı’nda (2022) meydana gelen olayda Eyüp Ertem hayatını kaybetmiş, aralarında çocukların da bulunduğu 147 kişi kanlı ishal, mide bulantısı ve böbrek yetmezliği şikayetleriyle tedavi altına alınmıştı. Olayın ardından açılan davada; İl Özel İdaresi Su ve Kanal Hizmetleri Müdürü M.A.A., İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Ü.B., köy muhtarı M.E. ile hemşireler B.K. ve F.İ. olmak üzere toplam 5 sanık yargılanıyor.
“Olayın sebebi henüz açıklanamadı”
Mağdur avukatlarından Tunahan Sarıalan, olayın üzerinden yaklaşık 4 yıl geçmesine rağmen zehirlenmenin kesin nedeninin henüz tespit edilemediğini söyledi. Söz konusu yayla suyunun 4 farklı mahalleye gittiğini ancak vakaların yalnızca Yuva köyü Çaydurt Mahallesi’nde görüldüğünü vurgulayan Sarıalan, “Davamız yaklaşık 20 gün sonra 4. yılına girecek. Bu 4 yılda Yuva köyü zehirlenme dosyalarıyla alakalı kesin olarak, ’Şuradan gerçekleşmiştir’ veya ’Bu zehirlenme olayı kesin olarak şu sebeple meydana gelmiştir’ gibi bir açıklama henüz yapılmadı. Olayın sebebini dahi henüz açıklayamadılar. Olaya ilişkin yayla suyu deniyor. Ancak bu yayla suyu 4 farklı mahalleye birden gidiyor. Zehirlenme yalnızca Yuva köyü Çaydurt Mahallesi’nde gerçekleşiyor. Ayrıca bu zehirlenme, yaylacı dediğimiz insanların yaylada bulunduğu dönemde meydana geliyor. Yaylada bulunan insanlar da bu sudan zehirlenmiyor. Kimse bu sudan zehirlenmezken yalnızca Çaydurt Mahallesi’nin zehirlendiği görülüyor” dedi.
“Bu nakliye şirketinin raporlarla içme suyu hattını 3 defa patlattığı belli”
Zehirlenmelere neden olabilecek tıbbi atık taşıma ruhsatlı nakliye firmasının incelenmediğini savunan Avukat Sarıalan, şu ifadeleri kullandı:
“7 Temmuz 2023 tarihinde bilirkişi raporu bize tebliğ edildi. 12 Temmuz’da ise hem iddianame hem de takipsizlik kararları yazıldı. Yani 778 sayfalık bir raporun iddianamesi 5 günde yazılamaz. 5 günde takipsizlik kararları hazırlanamaz. Olaya ilişkin tevsi-i tahkikat talebimiz oldu. Ancak bu talebimiz de mahkeme tarafından değerlendirmeye alınmadı. Burada açıkça göz ardı edilen bir nakliye şirketi var. Bu nakliye şirketinin raporlarla içme suyu hattını 3 defa patlattığı belli. Ayrıca bu nakliye şirketinin atık taşıma belgesi olduğunu da sonradan öğrendik. Bu belgeye ilişkin ne soruşturma aşamasında ne de kovuşturma aşamasında herhangi bir inceleme yapılmadı. Soruşturma aşamasındaki bu raporla dosya bitirilemez. Olaya ilişkin tevsi-i tahkikat talebimizin kabulünü bekliyorduk. Ancak mahkeme tüm taleplerimizi reddetti ve dosyayı mütalaaya gönderdi.”
“Oğlum iki böbreğini kaybetti, her gün 12 saat diyalize giriyor”
Zehirlenme olayı nedeniyle 17 yaşındaki oğlu Yiğit’in iki böbreğini kaybettiğini belirten 43 yaşındaki anne Nursel Gülen ise mahkeme sürecinden bir an evvel sonuç beklediklerini dile getirdi. Gülen, “Yaklaşık 4 yıl önce evde içtiğimiz sudan iki oğlum zehirlendi. İkisi de yoğun bakımda kaldı. Bir tanesi 50 gün yoğun bakım süreci yaşadı. Sonrasında 15 gün entübe edildi. Bu süreç ciddi hasarlar bıraktı. Yiğit iki böbreğini de kaybetti. Şu an diyalize giriyor. Her gün evde 12 saat diyaliz görüyor. Acil böbrek nakli olması gerekiyor. Bu zehirlenmeden dolayı başımıza gelmiş bir durum. Diğer oğlum da 15-20 gün diyalize girdi. Yiğit’e göre biraz daha iyi durumda. Ancak 4 yıldır hala neden kaynaklandığı açıklanmamış bir olayla karşı karşıyayız. Mahkeme sürecimiz 4 yıldır devam ediyor. Hala bir sonuç alamadık. 4 yıldır mücadelemiz sürüyor. Hastane kontrollerimiz ayda bir ya da iki kez hala devam ediyor. Yapanların yanına kalsın istemiyorum” şeklinde konuştu.


