ZONGULDAK Bülent Ecevit Üniversitesi İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitim Kurumu, 25 Temmuz 2013 tarihinde yetkilendirilerek başladığı C Grubu İş Güvenliği Uzmanlığı 8. dönem eğitimlerine 2 şube ve 23 katılımcıyla 29 Temmuz 2015 tarihinde başladı. BEÜ, Son yıllarda meydana gelen iş kazalarıyla gündeme gelen İş sağlığı ve güvenliği alanında önemli çalışmalar yürütüyor. Son olarak kurum; “İş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip, Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında çalışma hayatını denetleyen müfettişler ile mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanlar” olarak tanımlanan iş güvenliği uzmanı yetiştirmek amacıyla, T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan “İş Güvenliği Uzmanlığı Temel Eğitim Programı” kapsamında eğitimler veriyor. BEÜ İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Araştırma Merkezi Yrd. Doç. Dr. Alaaddin Çakır, temel eğitim programının amacının; iş güvenliği uzmanı olmak isteyen mühendis, mimar veya teknik elemanlara mesleki becerilerini işyerlerinde uygulayabilmeleri ve mevzuatta öngörülen görevlerini yerine getirebilmeleri için iş sağlığı ve güvenliği bilgisi kazandırmak olduğunu açıkladı.Bu temel amaç çerçevesinde, iş güvenliği uzmanı olmak isteyen adaylara temel hukuk ile iş sağlığı ve güvenliği bilgisi veriliyor. işyerlerinde kullanılan araç, gereç ve ekipmandan kaynaklanan risklerin ve bu risklerden korunma yöntemlerinin de eğitim programı içerisinde yer alması amaçlanıyor. Katılımcıların iş yerlerindeki her türlü tehlikeden kaynaklanan risklerin yönetimi hakkında bilgi sahibi olunmasının esas alındığı temel eğitim programı; 90 saati uzaktan eğitim, 90 saatlik yüz yüze eğitim ve 40 saatlik uygulama eğitiminden oluşuyor.
Türkiye’de son yıllarda kamuoyunun gündeminde olan en önemli konuların başında iş kazalarının geldiğini hatırlatan BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer verilen iş Güvenliği Eğitimi ile ilgili şunları söyledi: “Üniversitemiz bünyesinde faaliyette bulunan İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitim Kurumu, eğitim-öğretim faaliyetlerine başladığı 29 Ağustos 2013 tarihinden bu yana 7. dönem eğitimlerini tamamlamış olup, 8. dönem eğitimlerine 2 şube ve 23 katılımcıyla birlikte 29 Temmuz 2015 tarihinde başlamış bulunmaktadır. Başladığı tarihten bu yana 206 katılımcı Kurumumuzdan mezun olmuş ve T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açılan iş güvenliği uzmanlığı sınavlarında 70 ve üzeri puan alarak C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı olmaya hak kazanmışlardır. Üniversitemizin yetkin ve deneyimli öğretim üyelerinden oluşan bu güçlü eğitim kadrosu, Kurumumuz için ayrı bir gurur kaynağıdır. Bülent Ecevit Üniversitesi tarafından verilmekte olan İş Güvenliği Uzmanlığı eğitimlerinin, bölgemizdeki sanayi tesislerinin çeşitliliği ve yoğunluğu dikkate alındığında, günümüze ve önümüzdeki yıllara yönelik İş Güvenliği Uzmanı ihtiyacının karşılanması konusunda önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Bülent Ecevit Üniversitesi olarak ülkemizde ve bölgemizde üzücü iş kazalarının yaşanmaması ve önlenmesi için her türlü katkıyı bundan sonrada vereceğimizi belirtmek isterim. Bu vesileyle yeni dönem eğitimlerinin başarılı geçmesini diliyorum.”
Alınan bilgiye göre, bir sonraki eğitim dönemi için talep toplamaya yönelik ön başvurular kabul edilmekte olup, ayrıntılı bilgiye, “www.beun.edu.tr” veya “http://isiguam.beun.edu.tr/” web adreslerinden ulaşılabileceği bildirildi.


BEÜ; İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitim Kurumu C Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlığı 8. Dönem Eğitimlerine Başladı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


