ZONGULDAK’ın Devrek İlçesi Karşıyaka mahallesinde 16.07.2015 tarihinde meydana gelen heyelanla ilgili olarak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi heyelan bölgesinde araştırma ve inceleme çalışmalarına aralıksız devam ediyor.
BEÜ Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden alınan bilgiye göre bölgedeki heyelan hareketinin hızı, yersel gözlemler ile sürekli olarak izleniyor. Ayrıca Yersel Lazer Tarayıcı kullanılarak deformasyona uğrayan bölge 3 boyutlu olarak modelleniyor. Bölgenin yüksek doğruluklu sayısal arazi modelinin çıkartılabilmesi amacı ile Harita Genel Komutanlığı ile işbirliği yapılarak bölgede uçak ile hava fotoğrafları çekildi.
Bu çalışmalara paralel olarak heyelan kesin alanı ve risk alanının tespiti, jeolojik ve geoteknik çalışmalarda kullanılmak üzere kayma yüzeyinin hassas şekilde belirlenmesi gerekiyor. Bu amaçla İNSAR uydu görüntülerinin alımı gerçekleştirildi ve değerlendirmesi sürüyor.
Hareketin devamlılığı ve gelişimini gözlemlemek için bu alanda en ileri teknik olan Yer Bazlı Sar metodu çalışmalarına da başlandı. Japonya ile ortak çalışması gerçekleştirilmesi ve cihazların getirtilmesi için girişimlere başlandı.
Çalışmalar hakkında bilgi veren BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer çalışmanın her aşamasında Zonguldak Valiliğinin koordinesinde çalıştıklarını belirterek şunları söyledi: “Heyelanın gerçekleşmesinden itibaren Afet Uygulama ve Araştırma Merkezimiz heyelanın boyutları ve olası tehlikelerinin tespiti konusunda anında çalışma başlatmıştır. Aktif heyelan devam ettiğinden yapılacaklar konusunda çok hassas davranıyoruz. Bu konuda Harita Genel Komutanlığı’mızla işbirliği yapılarak bölgede uçak ile hava fotoğrafları çekildi. Harita Genel Komutanlığı’mıza katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Heyelandan 361 vatandaşımız olumsuz etkilendi ve evleri hasar gördü. Üniversite olarak kurduğumuz cihazlarla an be an yetkili kurumlara bilgi paylaşımında bulunuyoruz. Bu sürece ek olarak Japonya ile ortak çalışma gerçekleştirilmesi ve cihazların getirtilmesi için girişimlerde de bulunduk. Üniversite olarak aktif heyelanın zararlarını azaltmak adına şimdiye kadar yaptığımız gibi bundan sonraki süreçte de her türlü katkıyı sunacağımızı belirtmek isterim.”


BEÜ; Devrek’teki Heyelan Alanında Çalışmalarına Aralıksız Devam Ediyor
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


