ZONGULDAK Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi “Kalp Damar Cerrahisi Kliniği” Batı Karadeniz bölgesinde referans merkezi oldu. Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Kalp Damar Cerrahisi Kliniği nitelikli sağlık hizmetinde bölgenin tek referans merkezi oldu. 3’ü tek kişilik özel oda olmak üzere toplam 13 yatak kapasitesi, 5 yoğun bakım yatağı ve 2 ameliyathane ile hizmet vermekte olan Kalp Damar Cerrahisi kliniği koroner arter by-pass greftleme, anevrizma ameliyatları, endovasküler girişimler gibi özellikli ameliyatların rutin olarak yapılabildiği bir merkez konumuna geldi. Varis ameliyatları yeni kullanılan yöntemle bir saat gibi kısa bir sürede tamamlanarak hasta günlük yaşamına geri dönmektedir. Bölgede ilk defa kalpte mitral kalp kapakçığı değişimi ameliyatı Kalp Damar Cerrahisi kliniğimiz tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Periferik damar tıkanıklıkları için balon anjioplasti ve gerektiğinde kök hücre uygulamaları, kalp kapasitesi azalmış düşük enjeksiyon fraksiyonu olan hastalarda intrakardiyak kök hücre uygulaması gibi özellikli ve yenilikçi işlemler başarıyla uygulanıyor. Kalp Damar Cerrahisi Kliniği’nden Doç.Dr. Ufuk Tütün konuyla ilgili şunları söyledi: “Kliniğimizde son 3 aydır teknolojik tıbbi girişimler başlamıştır. Endovasküler girişimlerle ameliyatsız tıkanık damarları açma, anevrizma tamiri ve hem kalp damarları tıkanmış kol ve bacaklarda yeni damar oluşturmaya yönelik otojen mezenkimal doku kaynaklı kök hücre tedavisine başladık. İlerleyen dönemlerde bu anlamdaki yenilikleri kliniğimizde uygulamaya devam edeceğiz.” Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezimizde her geçen gün artan gelişmeler ve uygulamalar için BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer şunları söyledi: “Zenginleştirilen akademik kadrosu ile bir gün içerisinde 4 by-pass operasyonu gerçekleştirilebilecek kapasiteye ulaşan Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği güçlü cerrahi ekibi ve aynı anda hizmet verebilen 2 ameliyathanesi ile ilimize ve bölgemize kaliteden ödün vermeden verilen hizmeti dünya standartlarına taşımayı hedeflemektedir. Bünyemizde bulunan bölgedeki tek koroner anjio ünitesi ile birlikte güçlü bir kalp ve damar cerrahisi kliniğinin bulunması bölgede kalp hastalıklarına yönelik sunulan önemli bir sağlık hizmetidir. Artan kapasitesini desteklemek amacıyla gerekli tıbbi teçhizat teminini sağlamakta olduğumuz kliniğimiz ilerleyen zamanlarda çok daha başarılı uygulamalara imza atacaktır. Bölge insanımıza verilen sağlık hizmeti standartlarının artması ve geliştirilmesi bizleri de mutlu etmektedir. Gerçekleştirilen çalışmalarda emeği geçen başta Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Başhekimi Doç. Dr. Bekir Hakan Bakkal’ın şahsında Başhekimliğimizin tüm yöneticilerini ve Kalp Damar Cerrahisi Kliniği’nden Doç.Dr. Ufuk Tütün şahsında Kalp Damar Cerrahisi Kliniği çalışanlarını kutluyorum.”


BEÜ Batı Karadeniz bölgesinde referans merkezi oldu
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


