Kastamonu Belediyesi tarafından düzenlenen Çanakkale gezilerinin bu yılki ayağı tamamlandı. Bu çerçevede Kastamonu Belediyesi tarafından düzenlenen gezilerle 7 bin Kastamonulu Çanakkale’yi görmüş oldu.
Kastamonu Belediye Başkanı Op. Dr. Rahmi Galip Vidinlioğlu’nun talimatıyla geçtiğimiz yıl ‘1915 Kastamonulu Vatan Kalbinin Attığı Topraklarda’ sloganıyla başlatılan Çanakkale gezileri, bu yıl da ‘Ecdadın İzinde’ temasıyla devam etti.
Çanakkale Savaşı’nda en fazla şehit veren illerden biri olan Kastamonu’da gezi programı yoğun ilgi gördü. 2022 yılında gerçekleştirilen gezi programına 4 bin 557 Kastamonulu katıldı. Bu yıl 25 Temmuz’da ilk Çanakkale kafilesi uğurlandı. Son kafile 29 Eylül’de vatan kalbinin attığı toprakları gezdi. Proje dahilinde iki ayda toplam 2 bin 400 Kastamonulu, Çanakkale’yi görmüş oldu. Toplamda ise yaklaşık 7 bin kişi, Çanakkale ruhunu ecdadın tarih yazdığı topraklarda yaşadı.
Çanakkale gezilerinin geçtiğimiz yıl başlatıldığını ve Kastamonuluların büyük ilgi gösterdiğini ifade eden Kastamonu Belediye Başkanı Op. Dr. Rahmi Galip Vidinlioğlu, “Vatan kalbinin attığı, ecdadımızın destan yazdığı toprakları tüm hemşehrilerimin görmesini istedim. Bu çerçevede başlattığımız proje büyük ilgi gördü. O nedenden ötürü bu yıl da Çanakkale gezilerimizi sürdürdük. Geleceğe emin adımlarla yürümek için geçmişimizden bir haber olmamalıyız. Geleceğimizin en sağlam harcı bizim şanlı geçmişimizdir. Bu çerçevede başlattığımız gezi programımıza yaklaşık 7 bin hemşehrimiz katıldı. Ecdadın destan yazdığı toprakları hemşehrilerimizin görmesi ve o havayı solumasının önemli olduğunu düşünüyorum. Geziye giden tüm hemşehrilerimizden çok olumlu geri dönüşler aldık. Gerçekleştirdiğimiz organizasyon bir kültür faaliyetinin ötesinde bir şuur organizasyonudur. Bu yıl ki gezilerimizi tamamladık. Katılım sağlayan, bizlere her alanda güç veren hemşehrilerime teşekkür ediyorum. İnşallah önümüzdeki süreçte de bu tür gezilerimizi sürdüreceğiz” diye konuştu.


Belediyenin gezisiyle 7 bin Kastamonulu, Çanakkale’yi gezdi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

