Büyük Birlik Partisi (BBP) Karabük İl Başkanı Dursun Kıraç, Doğu Türkistan’ın birkaç milyar dolar karşılığında Çin’e peşkeş çekilecek bir yer olmadığını söyledi.
Çin Halk Cumhuriyeti’nin Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği zulm ve katliamları ile ilgili açıklamalarda bulunan BBP Karabük İl Başkanı Dursun Kıraç, Doğu Türkistan’ın dünyanın en büyük açık hava hapishanesi haline getirilerek Çin’in baskılarıyla sindirilmeye ve yok edilmeye çalışıldığını belirtti.
Kıraç, “Planlı asimilasyon ve soykırım politikalarıyla özlerinden koparılmaya çalışılan soydaşlarımız, katil Çin’in bu zulmüne göğüs gerebilmek için canlarını feda etmektedir. Fakat hiçbir kutsalı olmayan Çin, kardeşlerimizin en insani haklarını dahi kısıtlamakta ve insanca yaşama haysiyetlerini zorbalıkla ellerinden almaya kalkmaktadır. Bütün bunlar yaşanırken koskoca bir İslam alemi ve insanlım kulaklarını tıkamakta hiçbir şey olmuyormuş gibi yaşamlarına devam etmektedir. Gökkubbeyi delen mazlumların çığlıkları Müslümanların yüreklerinden içeri girememektedir” dedi.
Kıraç, Doğu Türkistanlıların topraklarında haysiyetlerini ayakta tutmaya çalıştıklarını da ifade ederek, “Bizi asıl yaralayan Çin’in adice zulmü değil Müslümanların bu zulme topyekün başkaldıramamasıdır. Rahmetli bilge lider Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi ‘Her şey bittiğinde hatırlanacak olan düşmanların sözleri değil dostların sessizliği olacaktır” diye konuştu.
“Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türklerinin hiçbir habis pazarlığın konusu olamazlar” diyen Kıraç, şunları söyledi: “Doğu Türkistan Çin’e birkaç milyar dolar karşılığında peşkeş çekilebilecek veya Çin ile iyi ilişkiler kurabilmek adına göz ardı edilebilecek bir yer değildir. Bizler insani, İslami ve kültürel olarak bu topraklarda yaşayan kardeşlerimizle et tırnak mesabesindeyiz. Doğu Türkistan meselesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk milletinin namus meselesidir. Çin’in toprak bütünlüğüne dair cümleler kurarak Doğu Türkistanlı Türkleri yok saymak veya onları orada terör faaliyetlerinde bulunuyormuş algısına itmekte bizleri yaralayan ayrı bir husustur. Dört milyon Suriyeliye kucak açacak alicenaplıkta olan devletimiz için bir şekilde Türkiye’ye gelmeyi başarmış Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi havalimanlarında süründürmek fecaatinin ne Türklükle ne İslamlıkla ne de insanlıkla anlaşılabilecek hiçbir tarafı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Çin hükümetine karşı acilen Doğu Türkistan’da yaşananlarla alakalı yaptırımlar uygulamak mecburiyetindedir. Başta şehit liderimiz olmak üzere, Osman Batur’u, İsa Yusuf Alptekin’i ve gönül coğrafyamızı muhafaza etmek namına canını veren tüm şehitlerimiz rahmetle ve minnetle anıyorum.”


BBP İl Başkanı Kıraç, “Doğu Türkistan Çin’e peşkeş çekilecek bir yer değildir”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


