Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı ve KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Alparslan Bayraktar, 2021 yılını oldukça başarılı bir şekilde geçirdiklerini belirterek, “Elbette bütün dünyada çelik sektörünün de fevkalede başarılı olduğu bir yıl vardı. Dolayısıyla ortaya konan performansın bir kısmını bu sektörde yaşanan olumlu hava, şartlara bağlayabilirsiniz ama yine hepinizin malumu dünya genelinde 2019-2020 yılında da sektör çok kötü değildi ama finansal sonuçlarımız bugünün çok gerisindeydi. Bu ikisini bir araya getirmekte herhalde daha doğru olur diye düşünüyorum” dedi.
KARDEMİR’de yeni yönetim kurulu olarak amacın bütün paydaşlarla birlik ve uyum içerisinde çalışma yürütmek olduğunu ifade eden Bayraktar, “Bu sayede inanıyorum bu başarılı sonuçların da katkısı en önemlisidir. Biz bu şehirle işçilerimizle bütün paydaşlarımızla birlik içerisinde hareket ettiğimizde de başarının bu yıl da devam ettireceğimizi ifade edebilirim. Geçen seneden başlayarak istihdamla alakalı ciddi bir program var. İnşallah bu senede 200 personel alıyoruz. Elbette finansal sonuçlar iyi olduğunda bu personelleri alıyoruz. Yani zaman zaman beklentileri karşılayamadık diye eleştiriler oluyor ama şirketin gidişatına göre bunlar alınıyor. Şirket büyüdükçe, finansal ve mali sonuçları arttıkça bu sayıda inşallah yukarıya gidebilir. Gençlerimizin de çalışmak için mutlu olacağı, çalışmak için heveslendiği bir Karabük şirketi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Pandemiden çıktıktan sonra yeni bir belirsizlik dönemine girildiğini aktaran Bayraktar, ithal edilebilecek ürünlerin tedariği ile ilgili, “Özellikle emtia ve enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar ve belirsizlikler zorlayıcı ama biz tedarikle alakalı farklı kaynaklardan farklı ülkelerden, farklı kıtalardan tedarik sağlayabiliyoruz” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE GİBİ SANAYİSİ GÜÇLÜ, TEKNİK ELEMAN KABİLİYETİ YÜKSEK OLAN ÜLKELERİN DAHA ÖNE ÇIKACAĞI DÖNEME DOĞRU GİDİYORUZ”
250 bin tonla sınırlandırılan ihracatın kaldırılması sonrası KARDEMİR’in ihracat yapıp yapmayacağı sorusu üzerine Bayraktar şunları söyledi: “KARDEMİR’de ihracat hedefi önümüzdeki dönemde stratejik hedeflerimiz arasında en önemli hususlardan bir tanesi. Üretim anlamında iki husus, yani daha katma değerli ürün. Özellikle ihracat kabiliyetimizi geliştirmek için bir çaba içerisindeyiz. Geleceğin KARDEMİR’i nasıl olmalı derseniz bunu söyleyebiliriz. Bunun lojistik imkanlarının da sağlanması lazım ama şunu görüyoruz dünyada yaşanan temel problem bu tedarik zincirindeki bozulmalar aslında dünyanın belli üretim merkezlerine ihtiyacını ortaya çıkardı. Yani dünyada bir tane tedarikçi olduğunda bütün sistem bozulmaya uğruyor. Onun için Türkiye gibi sanayisi güçlü, teknik eleman kabiliyeti yüksek olan ülkelerin daha öne çıkacağı döneme doğru gidiyoruz. İnşallah bunu fırsata çevirebiliriz diye düşünüyoruz.” (İHA)


Bayraktar’dan Önemli Açıklamalar
TÜİK’İN ÇOCUK VERİLERİ İÇLER ACISI !
Türkiye’nin demografik yapısı hızla değişiyor. Bu durum uzmanlar tarafından demografik bir kriz olarak nitelendiriliyor. Genç nüfustaki azalma ve doğurganlık oranlarının düşmesi sosyal, ekonomik ve stratejik açıdan ciddi tehlikeler barındırıyor.
Türkiye’nin toplam nüfusu şu an artmaya devam etse de, yıllık nüfus artış hızı Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerine geriledi. Toplam doğurganlık hızı 1,51 çocuğa kadar düştü. Uzmanlar, nüfusun 2050’li yılların ortasına kadar 90-94 milyon bandında zirveyi görüp sonrasında kalıcı bir azalışa geçeceğini öngörüyor.
TÜİK tarafından Nisan 2026’da yayımlanan en güncel “İstatistiklerle Çocuk” verilerine göre, Türkiye’de yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki çocukların oranı %36,8
Bu oran, Türkiye’deki yaklaşık 21,3 milyon çocuktan 7 milyon 870 binine denk geliyor.
Risk altındaki erkek çocukların oranı %36,0 iken, kız çocuklarında bu oran %37,8’e çıkmaktadır.
Türkiye genelinde yetişkin nüfusun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski oranı %27,9 seviyesinde kalırken, çocuklardaki risk bu orandan yaklaşık 9 puan daha fazladır.
Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu il %43,3 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu il ise %15,9 ile Tunceli’dir
EUROSTAT VERİLERİ TÜİK VERİLERİ İLE ÖRTÜŞÜYOR.
Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat, Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye’de yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında bulunan insan sayısını çıkarmış. Eurostat 2025 verilerine göre; Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 20.9 olan yoksulluk ve sosyal dışlanma riski Türkiye’de yüzde 29.8 olarak ölçülmüş. Bu oranla Avrupa ülkeleri arasında ilk sıradayız.
Türkiye 25 milyonluk nüfusla Avrupa’da yoksulluk ve sosyal dışlanma riskinde zirvede yer alıyor. Özellikle emeklilerdeki risk oranı Avrupa ortalamasının iki katını aşıyor.
TÜRK-İŞ’in her ay sonu açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarına bakarsak; emeklilerin neredeyse tamamı açlık sınırı rakamlarının da altında yaşam mücadelesi veriyor.
Avrupa kıtasında gelir ve refah seviyesi açısından uzun süredir alt sıralarda yer alan Türkiye, artık yoksulluk ve sosyal dışlanma istatistiklerinde de liderlik koltuğuna oturmuş durumda.
Ülkemizde yaklaşık 25 milyon insan, gelir yetersizliği, beslenme alışkanlıklarındaki zorluklar ve sınırlı sosyal olanaklar nedeniyle yoksulluk ve sosyal dışlanma riskiyle yaşamını sürdürüyor.
SOSYAL DIŞLANMA; bireylerin ya da belirli toplumsal grupların ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal haklara erişiminin kısmen veya tamamen engellenerek toplumun dışına itilmesi durumudur. Bu kavram, bireyin sadece yoksul olmasını değil; eğitim, sağlık, istihdam ve karar alma mekanizmaları gibi toplumsal süreçlerin dışında kalmasını da ifade eder.
Avrupa’da 65 yaş ve üzerinde yoksulluk ve sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya olanların yüzde 15.6 olurken, Türkiye’de bu oran yüzde 38.1’e yükselmiş.
Görüldüğü gibi, Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat ve TÜİK verileri, Türkiye için acı tabloyu gözler önüne seriyor.
Genç nüfusumuz azalıyor diye yakınıyoruz. Çocuk sahibi olmayı teşvik ediyoruz. İyi de,
yoksulluk ve sosyal dışlanma riskindeki çocukların oranı % 36.8 iken nasıl olacak bu iş?
İlyas Erbay


