Batı Karadeniz’deki kazılarda tarih fışkırıyor - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Kasım, 2023 16:24 tarihinde yayınlandı
0
0

Batı Karadeniz’deki kazılarda tarih fışkırıyor

Düzce Belediyesi’nin destekleri ile 4 yıldır aralıksız kazıların devam ettiği Konuralp Antik Kentte tarihe ışık tutacak keşifler elde edilmeye devam ediyor. Kazılarda Dionysos Kült Mekanını yansıtan yapı ortaya çıkarıldı.

Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün özel önem atfettiği ve yakından takip ettiği Konuralp Antik Kentinde yapılan kazı çalışmalarından adeta tarih fışkırıyor. Geçtiğimiz eylül ayında çok iyi korunmuş bir Büyük İskender portresinin bulunduğu kazılarında yeni bir gelişme daha yaşandı. Konuralp Müze Müdürlüğü’nün kazı başkanlığını yürüttüğü çalışmalarda tiyatro aksının tam ortasına gelen üst kısımda bir oda bulundu.

Dıonysos Kült Mekanı olduğu belirlendi

Konuralp Müze Müdürlüğü yaptığı açıklamada kazılar ve bulunan yeni odanın özellikleri şöyle aktardı; “Prusias ad Hypium Antik Tiyatrosunun portiko bölümünün bulunduğu üst tarafta tiyatro aksının tam ortasına denk gelecek şekilde mozaikli bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Bu oda yapısının iç duvarları kalın bir harç tabakası üzerine mermer plakalar ile kaplı olduğu ve odanın kuzey güney yönünde dikdörtgen planlı olduğu belirlenmiştir. Odanın kuzeyinde, iç tarafa doğru bi platform temeli gözlenmektedir. Tüm odanın ince işçilik ile yapılmış beyaz, mavi, sarı, yeşil ve kahverengi tesseralardan oluşan bir mozaik taban ile kaplı olduğu görülmüştür. Geometrik desenler ile bezeli mozaiğin kenarları daha büyük ve renkli tesseralardan oluşan bir çerçeve şeklinde yapılmıştır. Mozaiğin ortasında ise daha küçük tesseralar ile yapılan dörtgen çerçevenin iç tarafında bir sahne betimlenmiştir. Bu sahnede ortada duran çam ağacının iki yanında ağaca bakar şekilde duran 2 tane aslan ile yine ağacın dallarına (sağ tarafta) davul – tympanum – (sol tarafta) pan flütü asılı olarak betimlenmiştir. Burada alanda bulunan davul ve flüt betimlemeleri ile oda içerisinden çıkan eserler bize buranın Dionysos Kült Mekanı olduğunu göstermiştir.”

“Bu eserleri gördükçe ne kadar doğru bir iş yaptığımızı anlıyoruz”

Konuralp kazılarına verdikleri önemin ne kadar doğru olduğuna dikkat çeken Başkan Faruk Özlü, yeni eserin bulunması haberini alması üzerine Antik Tiyatro’ya giderek çalışmaları bizzat izledi. Arkeologlardan bilgi alan Faruk Özlü “Konuralp Antik Kenti’ndeki kazılarda her gün yeni bir eser ile karşılaşıyoruz. En son bulduğumuz eser bir aslanlı mozaiktir. Türkiye’de eşi benzeri bulunmayan bir mozaik keşfettik, ortaya çıkardık. Bu mozaik buradaki antik tiyatronun gün ışığına çıkmamış önemli bir unsuru. Biliyorsunuz daha önce de burada bir Medusa heykeli, Apollon heykeli ve yine Büyük İskender’in heykelini bulmuştuk. Bu bulduğumuz dördüncü önemli eser, Aslanlı Mozaik adı verilen bir eser. Arkeologlarımız Türkiye’de eşi benzeri bulunmayan bir eser olduğunu ifade ediyorlar. Bu eserleri gördükçe ne kadar önemli bir iş yaptığımızı, ne kadar doğru bir yol tuttuğumuzu daha iyi anlıyoruz. Burası Düzce’nin kalbi, inşallah Türkiye’de de önemli bir destinasyon merkezi olacak” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay