Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.
Vergili, mesajında, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 3 Aralık’ın engellilik konusundaki toplumsal bilincin artmasına ve engellilerin yaşam standartlarının geliştirilmesine katkı sağlayacak önemli bir gün olarak ilan edildiğini belirtti.
Ülkede nüfusunun yaklaşık 8,5 milyonunu engellilerin oluşturduğunu, bunun da engelli haklarının, kazanımları ve yaşam standartlarının geliştirilmesinin öneminin ortaya çıktığını ifade eden Vergili, şunları kaydetti:
“Ülkemiz ve dünyamız tüm engelleri yıkarak başarılara imza atan sanatçıların, sporcuların örnekleriyle dolu. Tüm bu örnekler diğer engelli bireyleri cesaretlendirmeli ve hayata bakış açılarını değiştirmelidir. Yapmamız gereken Karabük’ü engelli kardeşlerimiz için kolay yaşanır bir hale getirmek, günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları en aza indirgemek, engelsiz bir Karabük ortaya çıkarmak, onların hayata sıkı sıkıya tutunmalarını, içlerindeki yaşama sevinci, yetenek ve becerilerini ortaya çıkarmalarını sağlamaktır. Unutmayalım ki, hepimiz birer engelli adayıyız. Bugünlerimizi sağlık ile yaşıyor olmamız yarınlarımızı da bu şekilde geçireceğimizin garantisini veremiyor. Sadece 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde değil her zaman tüm vatandaşlarımızı, engellilerin sorunlarına daha duyarlı olmaya ve sorunlarının giderilmesi yönünde yürütülen çalışmalara destek olmaya davet ediyorum.”


Başkan Vergili Engelliler Günü’nü kutladı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


