Reklam
Reklam
66f409c2db492 jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Eylül, 2024 16:02 tarihinde yayınlandı
0

Başkan Çetinkaya Malezyalı Heyeti Kabul Etti

Karabük Üniversitesi (KBÜ) ve Malezya Kelantan Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen “Mükemmel Liderlik ve Kültürel Gelişim Programı” çerçevesinde Karabük’e gelen Malezyalı heyet, Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya ile bir araya geldi.

Karabük Belediye Başkanlığı makamında gerçekleşen ziyarete KBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Rakıp Karaş, Rektör Danışmanı Öğretim Görevlisi Mesut Doğan, akademisyenler ve Malezya Kelantan Üniversitesi heyeti katıldı.
Ziyaret sırasında, her iki üniversitenin ortaklaşa düzenlediği programın hedefleri ve şehirlerarası kültürel etkileşim üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.
Başkan Çetinkaya, Karabük’ün kültürel ve tarihi mirası hakkında bilgi verirken, iki üniversite arasındaki iş birliğinin önemine değindi. Belediye Başkanı Çetinkaya, “Karabük, uluslararası eğitim projelerine ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyuyor. Malezya Kelantan Üniversitesi ile Karabük Üniversitesi arasındaki bu anlamlı iş birliği, sadece eğitim alanında değil, kültürel bağlarımızı da güçlendirecektir” dedi.
KBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Rakıp Karaş ise, Karabük Üniversitesi ile Malezya Kelantan Üniversitesi arasında gerçekleştirilen bu iş birliğinin, liderlik ve kültürel gelişim açısından öğrencilere ve akademisyenlere önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Prof. Dr. Karaş, “Bu program sayesinde öğrenciler ve akademisyenler, farklı kültürlerle tanışma ve kendilerini geliştirme imkanı buluyor. Karabük Üniversitesi olarak bu tür uluslararası projelerde aktif rol almaya devam edeceğiz” dedi.

Malezyalı heyet ise Karabük’te bulunmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, Türkiye’nin ve Karabük’ün misafirperverliğinden etkilendiklerini belirtti. Programın kültürel değişim ve liderlik becerilerini geliştirme açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden heyet üyeleri, Karabük’ün tarihi ve doğal güzelliklerini keşfetme fırsatı bulduklarını da sözlerine ekledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin