Bartın Üniversitesinde (BARÜ) düzenlenen “Girişimcilik Zirvesi”nde sektör temsilcileri, akademisyenler ve girişimciler öğrencilerle bir araya geldi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Kutlubey Yerleşkesi İİBF-Eğitim Fakültesi Konferans Salonu’nda “Girişimcilik Zirvesi” düzenlendi. Gençlerin iş dünyasını ve girişimcilik ekosistemini yakından tanımaları amacıyla yapılan zirvede girişimcilik ekosistemi, marka tasarımı, yenilikçi fikirler ve genç girişimcilere sunulan destekler farklı yönleriyle ele alındı.
Açılış konuşmalarında kurumlar arası iş birliği vurgulandı
Programın açılış konuşmaları BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, KOSGEB Bartın İl Müdürü Gökhan Akdağoğlu ve Bartın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Halil Balık tarafından gerçekleştirildi.
Üniversite-kamu-sanayi iş birliği kapsamında çalışmalar sürdürdüklerini belirten Rektör Akkaya, “Bartın Üniversitesi olarak üniversite, kamu ve sanayi iş birliği ile birçok proje birçok etkinlik gerçekleştiriyoruz. Bugünkü Girişimcilik Zirvesi de bu çalışmaların önemli bir parçası. Bugün burada alanında önemli isimler deneyimlerini öğrencilerimizle paylaşacak. Zirvemizin herkes için verimli geçmesini diliyorum” dedi.
KOSGEB Bartın İl Müdürü Akdağoğlu, gençlere yönelik hibe, eğitim ve danışmanlık destekleri hakkında bilgiler verirken Bartın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Balık ise kendi yaşamından örnekler paylaşarak genç girişimcilerin desteklenmesinin önemine dikkat çekti.
Ünlü iş insanı Şefik Yılmaz Dizdar deneyimlerini öğrencilerle paylaştı
Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen ilk oturumda, Türkiye’de giyim sektörünün öncü isimlerinden Taha Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şefik Yılmaz Dizdar mesleki deneyimlerini paylaştı.
Girişimcilik yolculuğunu öğrencilerle paylaşarak gençlere önemli tavsiyelerde bulunan Dizdar, “1961 yılında iş hayatına atıldım. Türkiye Demir-Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Karabük fabrikalarına işe başladım. İzmir’de İç Ticaret ve Maliye Bölümünden mezun oldum. Şu an 88 yaşındayım, bu zamana kadar birçok zorluklarla karşılaştım. Demir-Çelikte çalıştığım sırada çeşitli görevlerde bulundum. Buradan ayrıldıktan sonra dünyada yaşanan iç ve dış politika gelişmelerini değerlendirerek tekstil sektörüne adım attım. Taha Tekstil firmasıyla önemli başarılara imza attık. Günümüzde Türkiye’de tekstil sektörü zor günler geçiriyor, maliyetler yükseldi. Bizim şu anda LC Waikiki olarak yaklaşık 1375 mağazamız var, bunların bir kısmı yurt dışında faaliyet gösteriyor. Gençlerimizin girişimcilik fırsatlarını iyi değerlendirmesi, yeni piyasa ihtiyaçlarını takip etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Marka tasarımı, girişimcilik ekosistemi, iş dünyası deneyimleri anlatıldı
BARÜ Eğitim Fakültesinden Doç. Dr. Sunay Akkaya ise “Deneyimsel Marka Tasarımı” başlıklı sunum gerçekleştirdi. Doç. Dr. Akkaya sunumunda deneyim, marka illüzyonu, marka ile ilgili yanılgılar, marka kavramı ve marka ekosistemi hakkında katılımcılara bilgiler vererek markalaşma sürecini örnekler üzerinden anlattı.
Bartın Ticaret ve Sanayi Odasından Dış Ticaret, Proje, Kalite ve Akreditasyon Uzmanı Eyüp Sabri Kundak “Cebindeki Sıfır ve Konforun Ötesi” başlığında kendi girişimcilik yolculuğunda yaşadığı zorlukları anlatarak gençlere çeşitli önerilerde bulundu.
Yoğun ilgi gören program kapsamında fuaye alanında kurulan stantları da ziyaret eden öğrenciler, firmalardan staj ve iş imkanları hakkında bilgi edinme fırsatı buldu.


BARÜ Girişimcilik Zirvesi’nde yenilikçi fikirler buluştu
Fabrikaların zehrini kustuğu Gerede Çayı ölüyor: Köylüler ayaklandı
Bolu’nun Gerede ilçesindeki Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nden bırakılan atıklar nedeniyle yaklaşık 10 yıldır zehir akan Gerede Çayı’ndaki kirliliğe bölge halkı isyan etti. 288 kilometre boyunca 100’ü aşkın köyü etkileyen kirliliğin çözülmesini isteyen vatandaşlar, “Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor” dedi.
Gerede ilçesinde bulunan Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların evsel ve sanayi atıklarını arıtmadan Gerede Çayı’na deşarj etmesi, bölgede 10 yıldır süren bir çevre felaketine neden oluyor. Kimyasal atıklarını çaya boşaltan tesislere defalarca ceza kesilmesine rağmen kirliliğin ve kötü kokunun önüne geçilemedi. Bolu Çayı ile birleşerek Yenice Irmağı adıyla Karadeniz’e dökülen çay, Karabük’ün Eskipazar ilçesine kadar uzanan 288 kilometrelik hat boyunca 100’ü aşkın köyde kirlilik ve dayanılmaz kokuya yol açıyor. Yaşanan duruma dikkat çekmek ve yaşam alanlarına sahip çıkmak amacıyla toplanan bölge halkı fabrikalara tepki gösterdi.
“Çocukluğumuzda bu suyu içerdik, şimdi kurbağa bile yaşamıyor”
Çocukluğunda çayın temiz olduğunu ve bu suyu içtiklerini belirten Gerede ilçesi Örencik köyünden Nazif Aktaş (67), “Annem çamaşır yıkamaya gelirdi. Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor. Sabah ezanına kalkıyorum, kokudan duramıyorum. Köyde durma şansımız yok, bu koku bizi mahvediyor” ifadelerini kullandı.
“Çözüm bulunmazsa Ankara’ya yürüyüş yapacağız”
Geçmişte çayın etrafında piknik yapıldığını ve suyun tarımda kullanıldığını vurgulayan Meryem Dayı ise şunları söyledi: “Benim çocukluğumda bu çay berraktı. Babaannem bu çaydan su getirip tarhana çorbası pişirirdi. Çamaşırlarımızı burada yıkardık. Karabük’ten, çevre illerden herkes buraya pikniğe gelirdi, balık tutardı. Çocuklarımız burada yüzme öğrendi. Biz su motorlarıyla bahçelerimizi suluyorduk. Ama bu karma deri sanayileri çıkınca sağlığımızı tehdit etti. Kokudan, pislikten affedersin resmen zehir akıyor. Hayvancılık yapıyoruz, hayvanlarımız suyunu içemiyor, ölüp telef oluyorlar. Biz bu çayın temiz akmasını istiyoruz. Eğer sesimizi duymuyorlarsa biz Ankara’ya yürüyüş yapacağız. Para kazanmasınlar demiyoruz, kazansınlar ama pisliğini, zehrini, kimyasalını bize akıtmasınlar. Biz de insansak insanca yaşamak istiyoruz”.

