Bartın’da süt kutusu içerisinde yaklaşık 1.5 milyon TL piyasa değeri bulunan uyuşturucu madde ele geçirildi. Bartın tarihinde ilk kez bir kişi üzerinde bu kadar çok uyuşturucu madde yakalanırken, Bartın ve İstanbul’da gerçekleştirilen operasyonlarda ise toplam 4 kişi gözaltına alındı.
Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar, Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri il dışından Bartın’a yüklü miktarda uyuşturucu madde getirilerek, pazarlanacağı yönündeki bilgi üzerine harekete geçti. Başlatılan projeli dosya kapsamında çalışma yürüten narkotik polisler, D.K. isimli şahsı yakalayarak gözaltına aldı. Şahsın üzerinde ve eşyalarında arama yapan ekipler, süt kutusu içerisine zulalanmış halde 499,80 gram metamfetamin uyuşturucu maddesi, 100,59 gram kokain maddesi ele geçirdi. Soruşturmayı derinleştiren ekipler, Ş.E ve İ.C isimli şahısları da İstanbul’da yakalayarak gözaltına aldı. Gözaltına alınan 2 kişi Bartın’a getirilirken, Bartın’da da E.E isimli bir kişi daha yakalandı. Ekipler gözaltına alınanlara ait 4 ayrı ikamette yapılan aramada ise farklı ebatlarda olan ve 218 içimlik olduğu belirlenen, peçeteye emdirilmiş sentetik kannabinoid (bonzai) maddesi ile 1,04 gram esrar maddesi de ele geçirdi. Gözaltına alınan 4 kişi işlemlerin ardından Bartın Adliyesi’ne getirildi. Savcılıkta ifadesi alındığı öğrenilen şüphelilerin, savcılığın ardından ise tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilmesi bekleniyor.
Öte yandan operasyonda ele geçirilen uyuşturucunun toplam piyasa değeri1.5 milyon TL olarak tespit edilirken, yapılan bu son operasyon ise Bartın’da bir kişi üzerinde ise ilk kez bu kadar çok metamfetamin ve kokain olarak bilinen uyuşturucu maddelerin yakalandığı operasyon olarak kayıtlara girdi.
Seçim ekonomisi, ülkeyi yönetenlerin seçimlerde yeniden iktidara gelebilmek için; ekonominin araçlarını iktidar uğruna kullanması ve yönlendirmesi olarak kendini gösterir.
Nedir bunlar?
Çalışan kesimin maaş zamları,
Emekli maaşlarının artırılması
Asgari ücretin yükseltilmesi
Sosyal yardımların artırılması * Tarımsal destekler
Vergi oranlarının düşürülmesi * Vergi cezalarının affedilmesi * Vergi ödemelerinin ertelenmesi gibi toplumda memnuniyet yaratan faaliyetlerdir. Kredi genişlemesini teşvik edici uygulamalar, para arzının artırılması gibi uygulamaları da para politikasının seçim ekonomisinin emrine girdiğinin kanıtını oluşturan gelişmeler olarak sınıflandırabiliriz.
HAZİNE VE MALİYE BAKANI GÖREVDEN AFFINI İSTERSE BİLİNKİ 6 AY SONRA SEÇİM VAR !
Ülkeyi yönetenler iktidarı garanti görmedikçe erken seçim kararı almaz. Seçim ekonomisi yöntemi oyları artırmanın en önemli yolu olarak görülür. Seçim ekonomisi öncesi Hazine ve Maliye Bakanı değişir. Erken seçimin en önemli göstergesi budur. Seçim ekonomisine yeni gelen bakanla geçilir.
Seçim ekonomisi dünyanın her yerinde az ya da çok uygulanan bir yaklaşımdır. Bu tür uygulamalar demokrasinin geliştiği, şeffaflığın, hesap verilebilirliğin arttığı ekonomilerde düşük düzeyde kalırken, demokrasinin fazla gelişmediği, şeffaflığın, hesap verilebilirliğin azaldığı ekonomilerde daha çok görülür.
SEÇİM EKONOMİSİNİN İLK SİNYALLERİ GELMEYE BAŞLADI
İktidarın yoksulluğu bitirmek yerine yoksulluğu yönetmeyi tercih eden bir stareteji izlediğini biliyoruz. Bunu Yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma harcamaları için ayırdığı kaynaklara baktığımızda da görebiliyoruz. Burada farklı bir yaklaşım söz konusu. Bu, yardımlarla yaşamını idame ettiren büyük bir kitleyi oy potansiyeli olarak gören gayri ahlakı bir yaklaşımdır. Bu iktidar giderse yardımlar kesilir korkusunu hakim kılmaktır.
Son 3 yılda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Yoksullukla mücadele için ayırdığı kaynağa ve 2027 yılı için ayıracağı kaynağa baktığımızda 2026 son baharında yada en geç 2027 yılının ilk yarısında sandık geliyor diyebiliriz. 2024 yılında 299.8 milyar, 2025 yılında 378.7 milyar, 2026 yılı için 469 milyar TL. kaynak ayrılırken, 2027 yılı için çok büyük bir kaynak planlandığı görülüyor. 2026 yılına göre 2027 yılı için; yüzde 78 lik bir artışla 838.3 milyar TL kaynak yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlar için planlanmış.
Önceki yıllarda, yüzde 26, yüzde 24 gibi artışlar yapılırken bu artışın 2027 yılı için neredeyse ikiye katlanması erken seçimin önemli bir sinyalidir.
Tarıma ayrılan kaynakta da önemli artış var. 2026 yılı için tarıma yaklaşık 888,2 milyar lira kaynak ayrılması öngörüldü. Bütçeden tarımsal destek programları için ayrılan tutar da 135 milyar liradan, 168 milyar liraya yükseldi. Gelecek yıl için ise yatırım ödenekleri 190 milyar lira olarak öngörüldü.
Emeklilerin içinde bulunduğu vahim durumun iktidarda elbetteki farkında. Fakat inatla emeklileri rahatlatacak en küçük bir adım atılmadı. Seçime kısa bir süre kala emeklilerin gönlünü almak için kesenin ağzı açılacak. Bu kesin diyebiliriz. SGK ya, en düşük emekli aylığının 40 bin TL ye çıkarılması için "çalışın" talimatı verildiği yönünde bir takım söylentiler var. Kesenin ağzı önümüzdeki Temmuz ayında açılırsa bilin ki Seçim 2026 Ekim ayında. Bu memnuniyet verici artış 2027 Ocak ayına kalırsa, ki, buna ihtimal vermiyorum. Çünkü emeklilerin o zamana kadar dayanacak takati yok.
Seçim kazanmak uğruna uygulanan Seçim ekonomisi politikasından sonrasını yazmaya gerek var mı? İktidara kim gelirse gelsin, her zaman olduğu gibi maaş zamları yine cebe girmeden, zamlarla, yüksek vergilerle geri alınacak.
Ülkenin bu kısır döngüden kurtulabileceğine hiç umudum yok.