Bartın Üniversitesi (BARÜ) bünyesindeki Bartın Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokuluna “Makine” ön lisans programının açılması Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylandı.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) bünyesinde sanayi sektörünün nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan Bartın Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokuluna yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu doğrultuda Bartın Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu bünyesinde “Makine” ön lisans programının açılması Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından uygun bulundu. Gençlerin istihdamına ve geleceğin mesleklerine odaklanılan BARÜ’de, sektörün nitelikli iş gücü ihtiyacının karşılanmasına yönelik önemli bir adım daha atılmış oldu.
Makine programı, Makine ve Metal Teknolojileri Bölümü altında eğitim-öğretim faaliyetini sürdürecek. BARÜ, sanayinin ihtiyaç duyduğu alanlarda sektörle uyumlu eğitim programlarını artırmaya yönelik çalışmalarına devam edecek.
Programın onaylanmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bartın Üniversitesi olarak öğrencilerimizin bilgi, beceri ve yetkinliklerinin sanayi ve iş dünyasının ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesini hedefleniyoruz. Bu kapsamda sektörün ihtiyaçları doğrultusunda eğitim alanlarımızı sürekli geliştiriyoruz. Bartın Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulundaki bölüm sayımızı artırmaya devam edeceğiz. Yenilikçi ve uygulamalı eğitim odaklı çalışmalarımıza verdikleri destek dolayısıyla YÖK Başkanımız Prof. Dr. Sayın Erol Özvar ve YÖK üyelerimize teşekkür ediyorum” dedi.


Bartın Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokuluna “Makine” programı açıldı
Yıldırım “Devlet Eliyle Ticaret Son Bulmalı”
Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Yıldıray Yıldırım, devlet eliyle yürütülen ticari faaliyetlerin küçük esnafı zor durumda bıraktığını belirterek, adil rekabet ortamının yeniden sağlanması çağrısında bulundu.
Yıldırım yaptığı açıklamada, devletin asli görevinin ticaret yapmak değil; üreticiyi, esnafı ve girişimciyi desteklemek olduğunu ifade etti. Öğretmenevlerinden sosyal tesislere, polis evlerinden düğün salonlarına, lokantalardan çay bahçelerine kadar birçok alanda kamu eliyle ticaret yapıldığını belirten Yıldırım, okullarda sürekli hale gelen kermes uygulamalarının da küçük esnafı olumsuz etkilediğini söyledi.
Kamu işletmelerinin vergi ve maliyet avantajına sahip olduğuna dikkat çeken Yıldırım, “Bir tarafta bütün sermayesini, emeğini ve geleceğini işletmesine bağlayan esnafımız, diğer tarafta personel maaşı devlet tarafından karşılanan kamu işletmeleri bulunmaktadır. Bu şartlarda adil rekabetten söz etmek mümkün değildir” dedi.
Esnafın ağır ekonomik yük altında ayakta kalmaya çalıştığını vurgulayan Yıldırım, elektrik, kira, SGK, vergi, POS komisyonları, kredi faizleri ve yüksek gecikme zamlarının küçük işletmeleri zorladığını ifade etti.
Esnafın ekonominin temel taşı olduğunu belirten Yıldırım, “Esnaf sadece ticaret yapan kişi değildir; istihdam sağlayan, vergisini ödeyen, mahallesine sahip çıkan ve şehrin sosyal yapısını ayakta tutan unsurdur” diye konuştu.
Açıklamasında çağrısını yineleyen Yıldırım, devletin ticaretin rakibi değil düzenleyicisi olması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Devlet eliyle ticaret acilen son bulmalı; ticaret, yatırım yapan, risk alan ve vergisini ödeyen esnafa bırakılmalıdır. Esnafımızı vergi adaleti, krediye erişim, finansman destekleri, POS komisyonları, yüksek faiz ve gecikme zamları ile istihdam maliyetleri konusunda korumak zorundayız. Ayakta kalan esnaf güçlü ekonomi demektir. Güçlü ekonomi ise güçlü Türkiye demektir.”

