Karabük Postası tarafından
26 Nisan, 2016 07:21 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Bartın Halk Sağlığı Müdürlüğü: “Aşılanma Her Çocuğun Hakkıdır”

BARTIN Halk Sağlığı Müdürlüğü, 24-30 Nisan tarihleri arasında kutlanan Aşı Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada aşının önemine değindi. Her yıl yaklaşık 50 bin çocuğun ölümcül hastalıklardan aşılar sayesinde korunduğunun belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Çocuklarımızın ölmemesi, sağlıklı yaşaması gibi güzel ve anlamlı bir amaca hizmet eden aşılar sayesinde hastalıklar çocuklarımızdan artık daha uzak. 2005 yılı sonuna kadar 7 hastalığa Difteri, Boğmaca, Tetanoz, çocuk felci, Kızamık, Hepatit-B, Verem, 2006 yılında bütün sağlık kuruluşlarında Hib (Menenjit), Kızamıkçık, Kabakulak aşıları, 2008 yılı başından itibaren DaBT-İPA-Hib aşıları tek enjektör içinde uygulamaya başlanmış, böylece 5 hastalığa karşı aşılama yapılması sağlanmıştır. Kasım 2008 tarihinden itibaren ise, Mayıs 2008 doğumlu çocuklardan başlamak üzere, Konjuge Pnömokok (KPA) aşısı (Zatürre) takvime eklenmiş ve aşı ile korunabilen hastalık sayısı 11'e yükselmiştir. 2010 yılında ise İlköğretim 1. sınıfta uygulanmak üzere aşı takvimine DaBT-İPA (dörtlü karma) aşısı eklenmiş, Nisan 2011 tarihinden itibaren 7 bileşenli aşı yerine 13 bileşenli Zatürre aşısı uygulanmaya başlayarak daha geniş koruyuculuk sağlanmıştır. 2012 yılında Hepatit-A aşısı 1 Mart 2011'den itibaren doğanlara, 2013 yılında da Suçiçeği aşısının 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren doğanlara uygulanmak üzere takvime eklenmesiyle aşısı yapılan ve aşı ile korunabilen hastalık sayısı 13'e yükselmiştir.” denildi. Anne ve babalara da seslenen müdürlük, “Sayın anne ve babalar, aşı sayesinde Ülkemizde her yıl yaklaşık 40-50 bin bebeğimizin aşı ile korunabilir hastalıklardan ölümü engellenmektedir. Dünyanın Çiçek hastalığından arındırılması gibi başta kızamık olmak üzere diğer hastalıklardan da arındırılması Ülkemizin ve Dünyanın en önemli sağlık hedefleri arasındadır. Bu ancak siz anne ve babaların desteği ile gerçekleşebilir. Her şeyin Başı Sağlık, Sağlığın Başı Aşı gerçeğinden hareketle üzerimize düşen sorumluluklarımızı yerine getirelim. Çocuklarınızın Eksik Aşılarını Tamamlatınız. En yakın sağlık kuruluşu ve aile sağlığı merkezlerimizde ücretsiz verilen aşılama hizmetlerinden faydalanalım. Aşılı Çocuk, Sağlıklı Çocuk ilkesinden yola çıkarak aşılamanın önemini her fırsatta vurgulayalım, çocuklarımızın aşılanmasını sağlayalım, Aşılanma Her Çocuğun Hakkıdır aşılanma şansını kaçıranlar var ise aşılanmaları için en kısa zamanda sağlık kuruluşuna gönderelim. Aşısız ve eksik aşılı bebeklerimizi aşılarını olmaya bekliyoruz” açıklamasında bulundu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.