BARTIN Halk Sağlığı Müdürlüğü, 24-30 Nisan tarihleri arasında kutlanan Aşı Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada aşının önemine değindi. Her yıl yaklaşık 50 bin çocuğun ölümcül hastalıklardan aşılar sayesinde korunduğunun belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi; “Çocuklarımızın ölmemesi, sağlıklı yaşaması gibi güzel ve anlamlı bir amaca hizmet eden aşılar sayesinde hastalıklar çocuklarımızdan artık daha uzak. 2005 yılı sonuna kadar 7 hastalığa Difteri, Boğmaca, Tetanoz, çocuk felci, Kızamık, Hepatit-B, Verem, 2006 yılında bütün sağlık kuruluşlarında Hib (Menenjit), Kızamıkçık, Kabakulak aşıları, 2008 yılı başından itibaren DaBT-İPA-Hib aşıları tek enjektör içinde uygulamaya başlanmış, böylece 5 hastalığa karşı aşılama yapılması sağlanmıştır. Kasım 2008 tarihinden itibaren ise, Mayıs 2008 doğumlu çocuklardan başlamak üzere, Konjuge Pnömokok (KPA) aşısı (Zatürre) takvime eklenmiş ve aşı ile korunabilen hastalık sayısı 11’e yükselmiştir. 2010 yılında ise İlköğretim 1. sınıfta uygulanmak üzere aşı takvimine DaBT-İPA (dörtlü karma) aşısı eklenmiş, Nisan 2011 tarihinden itibaren 7 bileşenli aşı yerine 13 bileşenli Zatürre aşısı uygulanmaya başlayarak daha geniş koruyuculuk sağlanmıştır. 2012 yılında Hepatit-A aşısı 1 Mart 2011’den itibaren doğanlara, 2013 yılında da Suçiçeği aşısının 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren doğanlara uygulanmak üzere takvime eklenmesiyle aşısı yapılan ve aşı ile korunabilen hastalık sayısı 13’e yükselmiştir.” denildi. Anne ve babalara da seslenen müdürlük, “Sayın anne ve babalar, aşı sayesinde Ülkemizde her yıl yaklaşık 40-50 bin bebeğimizin aşı ile korunabilir hastalıklardan ölümü engellenmektedir. Dünyanın Çiçek hastalığından arındırılması gibi başta kızamık olmak üzere diğer hastalıklardan da arındırılması Ülkemizin ve Dünyanın en önemli sağlık hedefleri arasındadır. Bu ancak siz anne ve babaların desteği ile gerçekleşebilir. Her şeyin Başı Sağlık, Sağlığın Başı Aşı gerçeğinden hareketle üzerimize düşen sorumluluklarımızı yerine getirelim. Çocuklarınızın Eksik Aşılarını Tamamlatınız. En yakın sağlık kuruluşu ve aile sağlığı merkezlerimizde ücretsiz verilen aşılama hizmetlerinden faydalanalım. Aşılı Çocuk, Sağlıklı Çocuk ilkesinden yola çıkarak aşılamanın önemini her fırsatta vurgulayalım, çocuklarımızın aşılanmasını sağlayalım, Aşılanma Her Çocuğun Hakkıdır aşılanma şansını kaçıranlar var ise aşılanmaları için en kısa zamanda sağlık kuruluşuna gönderelim. Aşısız ve eksik aşılı bebeklerimizi aşılarını olmaya bekliyoruz” açıklamasında bulundu.


Bartın Halk Sağlığı Müdürlüğü: “Aşılanma Her Çocuğun Hakkıdır”
Torul Baraj Gölü’nde çöp adaları oluştu, mahalle sakinleri çözüm bekliyor
Gümüşhane’nin Torul ilçesindeki Torul Baraj Gölü’nde biriken atıklar nedeniyle göl yüzeyinde çöp adaları oluşurken, mahalle sakinleri yıllardır yaşanan kirliliğe çözüm bulunmasını istiyor.
Torul ilçesine bağlı Köprübaşı ve Çamlıca mahalleleri sınırlarında bulunan Torul Baraj Gölü’nde özellikle yaz aylarında biriken plastik atıklar, evsel çöpler ve çeşitli atık maddeler çevre kirliliğine neden oluyor. Harşit Çayı’nı besleyen derelerden sürüklenerek geldiği belirtilen çöplerin, göl yüzeyinde adacıklar oluşturduğu görüldü.
Mahalle sakinleri, barajın faaliyete geçtiği yıllardan bu yana benzer görüntülerin yaşandığını ifade ederek, kötü koku ve sinek sorununun da her geçen yıl arttığını söyledi. Vatandaşlar, su seviyesinin düştüğü dönemlerde kıyıya vuran çöpleri kendi imkânlarıyla temizlemek zorunda kaldıklarını belirtti.
Bölgedeki vatandaşlar, göl çevresinde oluşan atıkların sadece görüntü kirliliği oluşturmadığını, aynı zamanda çevre sağlığını da tehdit ettiğini dile getirdi. Özellikle yaz aylarında çöplerin arasında yılan ve akrep görüldüğünü ifade eden mahalle sakinleri, çocuklar açısından da tehlike oluştuğunu kaydetti.
Mahalle sakinleri, Torul Baraj Gölü’nde yıllardır devam eden çevre kirliliğine karşı kalıcı bir çalışma yapılmasını ve gölde biriken atıkların düzenli olarak temizlenmesini talep etti.
“Çöplerle birlikte yaşamak zorunda kalıyoruz”
Çamlıca Mahallesi sakini Turgay Bostan yıllardır çöplerle birlikte yaşadıklarını ve hiçbir yetkilinin sorunun çözümü için adım atmadığını ifade ederek, “Torul Barajı 2008-2009 yıllarında faaliyete başladı ve yaklaşık 16-17 yıldır hizmet veriyor. Her yıl aynı manzarayı yaşıyoruz. Köprübaşı ve Çamlıca mahalleleri olarak yıllardır burada vatandaş kendi imkânlarıyla çöp topluyor. Yerel yöneticiler görmüyor mu? Devlet Su İşleri, valilik, kaymakamlık bu durumu fark etmiyor mu? Mahalleliyi bu çöp ortamına nasıl mahkûm ediyorlar, anlamakta güçlük çekiyoruz. Ben her yaz yaklaşık 6 ay burada kalıyorum ve bugüne kadar devletin bu baraja gelip bir çalışma yaptığını görmedim. Her yıl burada plastikler ve çöpler birikiyor. Ben yaklaşık 15 yıldır istisnasız şekilde burada çöp topluyor, çöp yakıyorum. ‘Memleketin nehrinin akışına ölürüm’ demekle vatanseverlik olmuyor. Vatanseverlik; çevreyi, suyu ve toprağı kirletmemekle, kuşuna, ağacına, çiçeğine sahip çıkmakla olur. Ancak ne yazık ki bu sahiplenmeyi göremedik. Burada adeta ‘körler sağırlar birbirini ağırlar’ durumu yaşanıyor. Tabii duyarlı vatandaşlarımız da var. Bu mahallede artık kimse çöpünü buraya atmıyor. Buradaki çöpler daha çok yukarı mahallelerden ve Harşit Çayı’nı besleyen derelerden geliyor. Özellikle bizim evlerimizin ve karşıdaki Köprübaşı Mahallesi’nin önünde birikiyor. Biz yaz aylarında bu çöplerle birlikte yaşamak zorunda kalıyoruz” dedi.
“Artık bahçelerimizde sebze meyve yetişmiyor”
Gürcan Bostan ise, “Baraj tutulduğundan beri yıllardır bu sorunla uğraşıyoruz. Su çekildiğinde bazen çöpleri kendimiz temizliyor, yakıyoruz. İnsanlar zaman zaman hayvan leşlerini bile buraya atıyor ve çevreye ağır kokular yayılıyor. Devlet Su İşleri burada koruma amaçlı çalışmalar yaptı ancak hepsi zamanla yıkıldı, kullanılamaz hale geldi. Şu an özellikle çocuklar için tehlike oluşturuyor ama ilgilenen yok. Herkes herhalde koltuğunda rahat oturuyor. Artık burada sebze ve meyve yetişmiyor; hem rüzgâr hem de pislik nedeniyle verim alamıyoruz. Tortuların altında akrepler ve yılanlar çoğaldı. Buna mutlaka bir çözüm bulunması gerekiyor. Yerel siyasetçilerde de yeterli duyarlılığı göremiyoruz. Herkes kendi işinin peşinde, vatandaş ise kimsenin umurunda değil. Oysa vatandaş olmazsa devlet de olmaz. Biz sadece bize sahip çıkılmasını istiyoruz. Burada yaşamak gerçekten çok zor. Barajın suyu çekildiğinde çöpler nedeniyle ağır bir koku oluşuyor ve sinek istilası yaşanıyor” diye konuştu.


