Bakan Yumaklı Yangın Bölgesinde - Karabük Haber Postası
vvvvv 1
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
02 Eylül, 2025 12:34 tarihinde yayınlandı
0
0

Bakan Yumaklı Yangın Bölgesinde

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu ve Karabük sınırlarındaki orman yangınlarıyla ilgili bölgeyi ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Bakan Yumaklı ilk olarak helikopterle havadan yangını inceledi, daha sonra  Safranbolu ilçesi Toprakcuma köyündeki Orman Yönetim Aracı’nda görevlilerle bir araya gelerek çalışmalarla ilgili bilgi aldı.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu ve Karabük sınırındaki orman yangınlarıyla ilgili açıklamalarda bulunarak, son günlerde farklı illerde çıkan orman yangınlarıyla ilgili bilgi verdi. Yumaklı, Aydın, Denizli ve Bartın’daki yangınların tamamen kontrol altına alındığını, Karabük ve Kastamonu’daki yangınlarda ise müdahalenin devam ettiğini açıkladı.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu ve Karabük sınırlarındaki orman yangınlarıyla ilgili bölgeyi ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Bakan Yumaklı ilk olarak helikopterle havadan yangını inceledi. Yumaklı daha sonra Karabük’ün Safranbolu ilçesi Toprakcuma köyündeki Orman Yönetim Aracı’nda görevlilerle bir araya gelerek çalışmalarla ilgili bilgi aldı.

İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Yumaklı, iklim değişikliğinin mevsimsel kaymalara ve öngörülemeyen meteorolojik durumlara neden olduğunu belirterek, 15 Ekim’e kadar yangınlara karşı teyakkuz halinde olduklarını söyledi. Yumaklı, Aydın’ın Buharkent ilçesinde başlayıp Denizli’nin Buldan ilçesine sıçrayan yangın ile Aydın Efeler’deki yangın ve Bartın’ın Ulus ilçesindeki yangınların tamamen kontrol altına alındığını belirtti.

Şu anda iki yangının devam ettiğini açıklayan Yumaklı, “Bunlardan biri, önceki gün Karabük Eflani’de başlayıp Kastamonu Araç ilçesine sirayet eden yangın, diğeri ise Kastamonu’nun Araç ilçesindeki Akgeçit köyü sınırlarında çıkan yangın. İki yangın birbirine yaklaşık 5 kilometre mesafede ve halihazırda iki ayrı yangın olarak devam ediyor. Bu bölge, yoğun ve sık ormanların olduğu bir bölge. Bu tür ormanlarda sadece hava müdahalesi değil, aynı zamanda kara müdahalesini de yoğun bir şekilde eşgüdüm içerisinde yapmak gerekiyor. Ancak zorluklarımız var. Ancak coğrafya kimi zaman ulaşımı çok zorlayıcı nitelikte, kayalıklardan ve kanyonlardan oluşan bölgeler oluşturuyor. Bu anlamda hem Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerindeki arkadaşlarımız, hem de onlara yoğun bir şekilde destek veren Valiliklerimiz koordinasyonundaki, AFAD ve diğer kurumlara teşekkür ediyorum. Şu anda hem karadan hem havadan çok ciddi bir müdahale sürüyor. İnşallah akşam saatlerine doğru bu iki yangın için de güzel haberler vermeyi umuyorum” dedi.

Bakan Yumaklı, 1 Ocak’tan bu yana 2 bin 492’si orman, 3 bin 340’ı kırsal alanda olmak üzere toplam 5 bin 832 yangınla mücadele ettiklerini de ifade ederek, “Hakikaten rakamın yüksekliği, verilen mücadelenin boyutlarını ve büyüklüğünü ifade etmeye yeter. Bu yıl yaz aylarının başlarında olmak üzere üç dalga hâlinde yangınlar yaşadık. Birincisi ilk dalga haziranın sonu temmuzun başıydı. İkinci dalga, temmuz ayının sonuydu. Üçüncü dalga da maalesef ağustos ayının sonuna denk geldi. Elbette sadece bizim ekranlarımıza yansıyan ya da kamuoyunun gündemine düşen büyük yangınlardan bahsediyoruz. Ancak dediğim gibi, toplam 5 bin 832 yangına müdahil olundu. İklim değişikliği ve küresel ısınmayı bir kez daha anmak ve ifade etmek istiyorum. Artık sadece Ege, Marmara, Akdeniz ya da bunlara yakın bölgeler değil, Batı Karadeniz de en az diğer yerler kadar orman yangınları açısından riskli bir duruma gelmiş durumda. Biz elbette bununla ilgili bütün tedbirlerimizi alıyoruz. Kaldı ki hızlı müdahale bu yangınların çok ciddi boyutlara ulaşmasını engelliyor. Her zaman söylediğimiz gibi, bizlerin hazır olması, devletin bütün kurum ve kuruluşlarıyla müdahaleye hazır olabilmesi tek başına yeterli değil. Burada ben yine aziz vatandaşlarımızın ferasetine, sağduyusuna ve hassasiyetlerine güveniyorum. İnanıyorum ki bundan sonraki dönemde, bu yangın konusunun mümkün olduğu kadar hassasiyetlerimizi üst düzeye çıkararak engellenmesi yolunda. Hep beraber omuz omuza vermemiz gerekiyor. Bireysel farkındalığın, toplumsal bir bilincine dönüşmesinin öneminden bahsediyorum. Diğer bir konu da, zarar gören her yerin hiçbir istisnası olmaksızın tekrar yeşillendirileceğiyle ilgili kararlılığımızdır. Bunu da buradan ifade etmek istiyorum. Hiç kimsenin şüphesi olmasın. Ekosistemin korunması için çalışmalarımız sürecek” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, ayrıca Millî Eğitim Bakanlığı’nın yeni eğitim öğretim yılında orman sevgisini müfredata eklediğini hatırlatarak, “İnşallah gelecek nesillere daha güçlü, daha yeşil, daha kuvvetli, daha dayanıklı ormanlar bırakmanın temelleri de burada atılmış olacak. Bu genç zihinlere, genç dimağlara yeşil vatan sevgisini, eğitime başladıkları ilk günden vermiş olacağız. Ben, Karabük, Kastamonu, Bartın, Aydın ve Denizli başta olmak üzere, son günlerde yangınlardan etkilenen bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun diliyorum”
dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay