ZONGULDAK’ın Devrek ilçesi Karşıyaka Mahallesi’nde meydana gelen heyelan sonrası Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce bölgede incelemelerde bulundu.
Zonguldak’ın Devrek ilçesinde 400 bin metrekarelik alanda meydana gelen heyelan sonrası 35 bina, 66 müstakil ev zarar görmüş ve 124 vatandaş evsiz kalmıştı. Olay sonrası Devrek’e incelemelerde bulunmak üzere gelen Bakan Güllüce, gördüğü manzara karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Güllüce heyelan bölgesine ağaç bile dikilemeyeceğini söyleyerek “Buralara ev yapılmasına nasıl izin verilmiş” dedi.
Bölgedeki incelemeler sırasında Bakan Güllüce’ye Zonguldak Valisi Ali Kaban, AK Parti Zonguldak Milletvekili Faruk Çaturoğlu, MHP Zonguldak Milletvekili Zeki Çakan, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanı (AFAD) Fuat Oktay, Karayolları Genel Müdürü Mehmet Cahit Turhan ve İl Emniyet Müdür Osman Ak da eşlik etti.
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun talimatıyla Devrek’e heyelan bölgesini incelemek için gelen Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, bölgenin eskiden beri heyelan bölgesi olduğunu ifade ederek, AFAD, bakanlığın teknik personelleri ve bilim adamları tarafından verilecek ortak karar doğrultusunda hareket edeceklerini ifade etti.
Bölge hakkında Bakan Güllüce’ye bilgi veren ve önerilerde bulunan MHP Zonguldak Milletvekili Zeki Çakan ise “Bu proje aşaması Devrek – Ereğli yolu proje aşaması itibaren bazı konularda araştırma yapılmasını öneriyorum. Bu dağ aşağıya indiğinde Allah muhafaza Devrek yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Burada meydana gelen oynama küçük değil çok büyük bir oynamadır” dedi.
“BURADA İNŞAAT YAPMAK İNTİHAR ETMEK GİBİ”
MHP Zonguldak Milletvekili Zeki Çakan’dan bölge hakkında bilgi alan Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, “Bu binalara zabıt tutulmamış mı? Bu inşaatları yapanlara zabıt tutulması lazım. Geçmişte de olsa 1960-70’lerden beri burada inşaat yapmak intihar etmek gibi” dedi. Maden Tetkik Arama ekiplerinin 1950’li yıllarda bölgenin tehlikeli olduğu için kırmızı çizgiyle çizildiğini ifade eden Güllüce, “Maden Tetkik Arama demiş ki bu alan 1950’lerde çok tehlikeli alan. Kırmızı çizgiyle çizmiş. Ağaç bile dikilmez. Sen gelmişsin bina yapmışsın. Bunu bir teftiş inceler bakalım nasıl olacak?” ifadelerini kullandı.
“YOL YAPILDI HASTALIK ORTAYA ÇIKTI”
Yolun yapılmasıyla birlikte bölgedeki hastalığın fark edildiğini ifade eden Güllüce, “Yol inşaatı şu avantajı sağlıyor. Bir gece ansızın gelirdi bu bütün binaları alıp götürürdü. Şimdi yol haber verdi. Dedi ki burada hastalık var. 60 senedir burası heyelan çalıştı çalıştı ve bitirdi işi. Yol iyi ki yapıldı ve hastalığı ortaya çıkardı. Bu binalar her an yıkılabilirdi. Herkes ölürdü. İyi ki karayolları böyle bir iş yaptı da hastalık ortaya çıktı. Buraya nasıl bu kadar bina yapılmış, kim yapmış, nasıl ruhsat verilmiş bunları müfettişler inceler tabii ki. Türkiye genelinde böyle şeyler çok var.
Çoğu ruhsatsız. Heyelanlı bölgede inşaat yapılmış. Belediye de buna göz yummuş. Bir gün gelir patlar. Burası inkar edilecek bir şey değil. Çok sıkıntılı. Keşke bu arkadaşlar yapmasalarmış. Her bina için binanın yapıldığı tarihten itibaren ruhsatı var mı iskanı var mı kim iskan vermiş bunlar belirlenecek. Hemen bilinemez bunlar” dedi.
Bölgedeki incelemelerinin ardından beraberindeki heyet ile birlikte heyelandan zarar gören vatandaşlarla bir araya gelen Güllüce, daha sonra makam aracına binerek uzaklaştı.


Bakan Güllüce Heyelan Bölgesinde
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


