Karabük Postası tarafından
20 Nisan, 2016 13:21 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Bahar Etkinlikleri Tasavvuf Müziği Konseri ile Devam Etti

Karabük Üniversitesi (KBÜ)’de devam eden “1. Kitap Günleri ve Bahar Etkinlikleri”nin ikinci gününde Mavera İlim Fikir ve Sanat Öğrenci Kulübü tarafından Tasavvuf müziği konseri düzenlendi.

Sosyal Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen konsere Rektör Prof. Dr. Refik Polat, Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yaşar, birçok fakültenin dekanları, yüksekokul müdürleri, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. İlahiyat Fakültesi’nden Okutman Can Doğan’ın yönetmenliğinde, İlahiyat Fakültesi öğrencilerinden oluşan koro, sergilediği performans ile katılanlardan büyük beğeni topladı. Günün anısına Yönetmen Can Doğan’a çiçek takdim ederek teşekkür belgesini veren Rektör Prof. Dr. Refik Polat yaptığı kısa konuşmada yapılan etkinliğin kendisini çok gururlandırdığını ifade ederek, “Bizlere böyle güzel bir gece yaşattığınız için sizlere teşekkür ediyorum.” dedi. Protokol üyelerinin koroya teşekkür belgelerini takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile Tasavvuf müziği konseri sona erdi.      
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.