Bartın’ın Ulus ilçesinde anne ayı ve 2 yavrusu tarafından arı kovanlarının büyük kısmı parçalanan üretici Hüseyin Erdem, kalan kovanlarını evinin balkonuna taşıyarak önlem aldı.
Önceki gün ilçeye bağlı Ulukaya köyünde meydana gelen olayda, kış uykusuna yatamayan ve ormanda yiyecek bulmakta zorlanan 2 yavru ayı ve anne ayı indikleri köyde Hüseyin Erdem’e ait arılığa girdi. Etrafı tellerle çevrili arılıkta yaklaşık 30 kovanı parçalayan ayılar, peteklerdeki balları yedi. O anlar güvenlik kamerasına yansırken, olay sonrası üretici gördüğü manzara karşısında neye uğradığını şaşırdı. Erdem, 60 kovandan geriye kalan sağlam haldeki 30 kovanını ayılardan korumak için evinin balkonuna taşıdı.
Erdem, yaşanan olayı güvenlik kamerasından gördüğünü söyleyerek, “Geldiğimizde anne ve 2 yavru ayı bize oldukça sorun yaşattı. Yaklaşık 60 civarında arı kovanlarımız anne ve 2 yavrusunun saldırısı sonucu büyük bölümü zarar gördü. Bizde sağlam kalan kovanları korumak için evin balkonuna taşıdık. Güvenlik kameralarını takip edince ikinci gün önce gelen ayıların yeniden geldiğini gördük. Biz gelince ormana kaçtılar. Neredeyse artık her gün geliyorlar. Ayıların saldırısı sonucu neredeyse yarı yarıya fire verdik. Kalan kovanlarımızı korumak için evimizin balkonuna taşımak zorunda kaldık. İnşallah kısa sürede arılığımızı yeniden onarak, kalıcı önlem almaya çalışacağız. Bunun için telleri yeniden çekerek elektrikle önlem alacağız. İnşallah bir daha böyle bir şey yaşamayız” dedi.


Ayıların saldırısından kurtardığı kovanları evinin balkonuna taşıdı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


