Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
15 Temmuz, 2015 08:21 tarihinde yayınlandı
0

Avcılar Derneği, Kastamonu’ya Gelen Tatilcileri Uyardı

KASTAMONU Avcılar ve Atıcılar Derneği Başkanı Adil Ünaldı, tatil dönemlerinde Kastamonu’ya gelerek kaçak avlanan turistlere tepki gösterdi.
Adil Ünaldı, yazılı yaptığı açıklamasında, Kastamonu’da Avcılar Derneği olarak tatil dönemlerinde Kastamonu’ya gelen gurbetçiler ve turistlerin usulsüz bir şekilde kaçak avlandıklarını belirterek, kaçak avlananların tüfeklerine el konulacağını söyledi. Tatil dönemlerinde memleketlerine gelen gurbetçilerin Kastamonu’ya geldiklerinde yasal olmayan şekilde avlanma yaptıklarını belirten Adil Ünaldı, henüz av hayvanlarının yavrulama döneminin devam ettiğini hatırlatarak, şöyle konuştu: “Av yasağının olduğu bir dönemde usulsüz, kural tanımadan, avcı olmayanlar ve eli tüfeklilerce, gerek avı yasak olan hayvanları ve gece araba farı, projektör ile tavşan avı yapıldığı bilgisine ulaştık. Av koruma ekiplerinin araç ve personel yetersizlikleri, il sınırlarının geniş olması nedeniyle yetkililer, ihbarlara yetişemez hale geldi. Bize bu konuda duyarlı vatandaşlar tarafından şikayetler geliyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığı 10. Bölge Müdürlüğü Kastamonu Şube Müdürlüğü’nün (0366) 212 51 20 nolu telefonu, 156 jandarma ve görevlilerin telefon numaraları aranarak ihbarda bulunabilirler. Yetkililer gelene kadar kaçak av yapanların ihbar edilen alana yerin uzaklığı nedeniyle doğal olarak geç kalıyor. Yasal olmayan şekilde avlanan şahısların bu arada başka bölgelere gittikleri ve bu yüzden etkili olunamıyor” dedi.
“Her eli silahlı, avcı değildir” diyen Adil Ünaldı, “Gerçek avcı, avına sahip çıkan, koruma ve kollama faaliyetleri yapanlardır. Üreme döneminde avlanılmaması gerektiğini, avın gecesi olmaz savunmasız ve kaçma şansı verilmeyen bir hayvana ışık tutarak öldürmek av değildir. Bunu yapan insanlara da avcı değildir. Bu mevsimde av hayvanlarının yavruları vardır. Bu yüzden vurulmamaları gerekiyor. Gerçek avcı arkadaşlarımız, bir yıl köpek besleyerek av köpekleri ile av yapıyorlar. Avcı olmayan eli tüfeklilerin kural tanımadan avı yasak olan hayvanları vuruyorlar.
Gece far ışığı ile avlanıyorlar. Gurbetçi kardeşlerimizin köylerine geldiklerinde gece traktör ve binek araçlarla av suçu işliyorlar. Bu şekilde av yapanların yakalandıklarında yetkililerce araçlarına ve silahlarına el konulacak. Bu nedenle gurbetçileri ve yasal avcı olmayanları uyarmak istiyoruz. Avcılığı bizden sonraki neslin devam edebilmesinden hepimiz sorumluyuz. ‘Başkaları vuruyor, ben de vurayım’ mantığını artık bitirmeliyiz. Doğamız ve içindeki yaban hayatını nasıl koruyacağımızı ve bunun hesabını yapmalıyız.
Gelecek nesillere bir şeyler bırakmak, vicdan sahibi, düşünerek zamanında ve kafi miktarda avcılık yapan, başkalarının haklarına saygı göstermeliyiz. Çünkü avcılık doğa ile sadece organik bağ kurmak demek değildir. Sevgi ister, şefkat ister” diye konuştu.
Avcı’nın av yapan kişiye denildiğini söyleyen Adil Ünaldı, “Elbette buna itiraz gerekmez. Ancak avın da doğanın bir meyvesi olduğunu unutmamalıyız. Bir şeyi daha unutmamak gerekir. Av yoksa avcı da yoktur. O halde o meyveden her zaman faydalanabilmemiz için, o meyveyi vereni yani doğayı korumak, canlı tutmak gerekir. Gerçek avcı, attığını vuran değil, hangi avı ne zaman ne kadar vurması bilendir” şeklinde konuştu.
Ünaldı, avcı kurallarına uyulmasını istedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin