Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
11 Kasım, 2019 07:08 tarihinde yayınlandı
0

Atatürk Anıtı Yeniden Köyiçi’nde

Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse’nin talimatı ile restore edilen, Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından desteklenerek onaylanan  Atatürk Heykeli, Köyiçi, Meydanındaki eski yerine konuldu. Atatürk Heykelinin Köy içindeki eski yerine konulması ile ilgili düzenlenen törene,  çok sayıda vatandaş katıldı.

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından  açılış konuşması yapan Köyiçi Muhtarı Mehmet Topkıran; “Atatürk Heykelinin yeniden Köyiçi’ne kavuşmasında emeği geçen Safranbolu Belediye Başkanımız Sayın Elif Köse hanımefendi başta olmak üzere herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Daha sonra bir konuşma yapan Safranbolu Belediye eski Başkanı Kızıltan Ulukavak; “Bu gün, 2019 yılının 10 Kasım’ında Atamızı anmanın ve aramanın yanında Safranbolu’muz için büyük bir anlam ve önem taşımaktadır. Çünkü bu meydan Atamızın heykeli ile yeniden buluşmaktadır” dedi.

Heykelin tarihi ile ilgili bilgiler veren Ulukavak; “1970’li yılların başı idi. Pek yerleşim yerinde Atatürk heykeli mevcut iken Safranbolu’da yoktu. Bu büyük bir eksiklikti. Safranbolu Atatürk ilkelerine gönülden bağlı bir kentti. Safranbolu gençleri olarak bir girişimde bulunduk. Oluşturulan komite kimseden yardım almadan bir Atatürk Heykeli yaptırdı.  İlk önce Eski Hükümet Konağının önüne konulan heykel, daha sonra açılan Köyiçi Meydanına konuldu. Ama ne yazık ki, heykelimiz buradan kaldırıldı ve belediye deposuna konuldu. Beni üzen buna hiç bir tepkinin olmaması idi. İşte bu gün Köyiçi Meydanı yeniden Atamızın heykeline kavuşuyor. Ben bu nedenden dolayı Belediye başkanımız Sayın Elif Köse ve tüm ekibine teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Programda son olarak Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse konuştu. Başkan Köse; “Bugün derin yasımızın 81. Yılı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal ettiği bu günde onu ve düşüncelerini anmak, yüksek ideallerini ve duygularını hissetmek için bir aradayız” dedi.

Bir milleti uyandıran, onlara azim ve cesaretle yol açarak halkla omuz omuza vatanı kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün  ileri görüşlülüğü, bilime, sanata, eğitime ve kültüre verdiği önemle Türkiye Cumhuriyeti’nin Ata’sı, ulu önderi olduğunu ifade eden Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse; “ Safranbolu’nun en kıymetli Belediye Başkanlarının başında gelen, aldığı kararlarla Safranbolu’nun bir dünya kenti olmasını sağlayan saygıdeğer büyüğüm Kızıltan Ulukavak, bugün bu meydanda bulunuşumuzun nedenlerini eksiksiz biçimde bizlere anlattı. Sadi Yaver Ataman Meydanı, Köyiçi ve tüm Safranbolu onlarca yıl sonra bugün yeniden şanlı anısına ve Atasına kavuşuyor.

Bizlere düşen en büyük görev, cumhuriyetin değerlerini her koşulda korumak ve milletimizin çağdaş dünyada saygın bir yer edinebilmesi için yorulmaksızın gayret etmektir. Safranbolu sahip olduğu politikalar üstü konumu ve evrensel miras değeri ile kültürümüzün devamlılığı açısından eşsiz bir Cumhuriyeti kentidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün öngördüğü biçimde tüm dünyada mimarimizin ve koruma altındaki değerlerimizin yanı sıra bilim ve sanatta da ses getirecek işler yapma arzusu ve gayretimizi sürdüreceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnetle anıyorum” dedi.

Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve diğer katılımcılar tarafından Atatürk Heykeli coşku ile açıldı. Açılış programı Başkan Köse ve diğer Protokol Üyeleri ve vatandaşların hatıra fotoğrafı çekilmesi ile son buldu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
sww
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
09 Haziran, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

BİRİ ŞU DENSİZE HADDİNİ BİLDİRSİN ARTIK, BU KAÇINCI ?

Tom Barrack, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye-Irak Özel Temsilcisi olarak yaptığı açıklamada; Türkiye, Irak ve Suriye’yi Orta Doğu’nun istikrarı için dengelenmesi gereken ortak bir stratejik eksen olarak nitelendirdi. Bizi, kurumsal devlet yapısı kırılgan ve istikrarsız durumdaki Irak ve Suriye ile aynı kefeye koydu.

Donald Trump tarafından hem Ankara Büyükelçiliği hem de Suriye-Irak Özel Temsilciliği görevine getirilen Tom Barrack, yaptığı bölge değerlendirmesinde aynen şu ifadeleri kullandı; “Irak, Suriye ve Türkiye Orta Doğu’da kalıcı bir istikrarın üzerinde dönmesi gereken stratejik bir eksendir. Bu üç ulusu dengelemek, aşiret, din veya mezhep farklılıklarını aşan tek ve istikrarlı bir Amerikan temas ve kaldıraç noktası gerektirir.”

Bu hadsiz sefir Türkiye’yi, uzun yıllardır devam eden iç savaşlar ve otorite boşlukları nedeniyle “başarısız devlet” (failed state) olarak nitelendirilen Irak ve Suriye ile aynı kırılganlık seviyesinde görüyor.

Sefir efendinin, üç ülkeyi de “ABD tarafından dışarıdan dengelenmesi ve kaldıraçla yönetilmesi gereken aktörler” olarak tanımlaması, Türkiye’nin egemenlik haklarına ve bölgedeki merkezi gücüne yönelik açık bir saygısızlıktır. Bu açıklama, Ankara’nın son 20 yıldır bölgede geliştirdiği bağımsız oyun kurucu tezini çöpe atmayı hedefleyen yeni bir ABD dizaynıdır.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, göreve başladığı Mayıs 2025’ten bu yana, özellikle Türkiye’nin yönetim yapısı, Ortadoğu politikaları ve egemenlik haklarına yönelik diplomatik teamülleri zorlayan açıklamaları nedeniyle kamuoyunda ve siyasette çok sert tepkilere neden oldu.

Bu ülkenin bir vatandaşı olarak, büyük elçinin her densiz açıklamasından sonra, gazetemdeki köşemden en sert ifadelerle tepkimi ortaya koydum. Kendisi ilgili benim kadar yazan sanırım yoktur.

Büyükelçinin Türkiye’de infial yaratan ve muhalefet liderleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından “Sömürge Valisi” gibi davranmakla suçlanmasına yol açan en kritik açıklamalarını hatırlatmakta yarar var;

1. Antalya Diplomasi Forumu’ndaki “Monarşi ve Güçlü Liderlik” Açıklaması (Nisan 2026)
Nisan 2026’da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşma, görev süresi boyunca aldığı en büyük tepkiyi doğurmuştu. Barrack, Ortadoğu’da ayakta kalabilen yegâne hükümetlerin monarşik yapılı ve “güçlü liderlik rejimleri” (otoriter yönetimler) olduğunu savunmuştu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve cumhuriyetçi değerlerini hedef aldığı gerekçesiyle siyasi partilerden çok sert yanıtlar gelmişti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyette monarşinin övülmesini “hadsizlik” olarak nitelendirmiş ve Barrack’ın derhal “persona non grata” (istenmeyen kişi) ilan edilmesi gerektiğini belirtmişti. SOL Parti, Saadet Partisi ve BTP gibi partiler de açıklamayı Türkiye’ye rejim biçme ve iç işlerine müdahale olarak yorumlamıştı.

2. “Erdoğan’a Meşruiyeti Biz Verdik” İddiası (Nisan 2026)
Yine aynı dönemde, Türkiye’deki mevcut yönetimin meşruiyet zeminine ilişkin üstü kapalı ve yönlendirici ifadeleri Ankara’da büyük bir diplomatik kriz yaratmıştı. Siyasi çevreler bu sözleri, ABD’nin Türkiye’nin iç siyasetine ve ulusal egemenliğine doğrudan bir müdahalesi olarak yorumlamıştı. Barrack gelen tepkiler üzerine bu sözlerini özür dilemek yerine, “on yıllara dayanan gözlemlerine” bağlayarak savunmaya çalışmıştı.

3. “Hazar’dan Akdeniz’e Bölgesel Uyum” ve SDG Ortaklığı Açıklamaları (Kasım 2025)
Barrack, Suriye Özel Temsilciliği görevinin de etkisiyle, ABD’nin terör örgütü YPG/PKK’nın omurgasını oluşturduğu SDG ile olan ortaklığını savunmuş ve “Hazar’dan Akdeniz’e bölgesel uyum göreceksiniz” diyerek bölge haritası ve sınır güvenliği üzerinden tartışmalı mesajlar vermişti. Türkiye’nin sınır güvenliğini ve üniter yapısını tehdit eden bu projeksiyonlar, emekli askerler ve ulusalcı platformlar tarafından büyük bir tehdit olarak algılanmıştı.

4. “Türk Askerinin Gazze’de Olması En Parlak Fikir” Çıkışı (Aralık 2025)
Aralık 2025’te katıldığı bir yayında, Ortadoğu’daki sıcak çatışma bölgelerine yönelik konuşurken “Türk askerinin Gazze’de olmasının en parlak fikir” olduğunu ileri sürmüştü. Bu açıklama, Türk askerini ABD ve Batı çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’daki ateş çemberine sürmeye yönelik bir “diplomatik dayatma ve yönlendirme” olarak görülmüş, kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık yaratmıştı.

Tom Barrack’ın diplomatik sınırları aşan bu tarz hamleleri son olarak Mayıs 2026’da Ankara’daki ABD Büyükelçiliği önünde kitlesel protestolara neden olmuştu. Siyasi parti temsilcileri ve emekli komutanların katıldığı eylemlerde, Barrack’ın Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal ettiği vurgulanarak “Ya evine dön ya da Suriye’ye git” sloganları atılmıştı.

Sefir efendi, tepki çeken açıklamalarından sonra, kurnazca, Cumhur Başkanı Erdoğanı ve icraatlarını öven açıklamalarda da bulunuyor.
Türkiye’nin bölgesinde büyük bir güç olduğunu, bulaşılacak bir ülke olmadığını sık sık vurguluyor.
Bunlara bakarak haddini aşan ifadelerini görmezden gelemeyiz.
Büyük elçilerin görev tanımlamaları bellidir.

Bana göre çoktan geldiği yere gönderilmeliydi.
“Persona non grata” kararı alma yetkisi tamamen Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’nın uhdesindedir.
Göndermediklerine göre vardır bir bildikleri!

İlyas Erbay