Reklam
Reklam
artvinde yaylaya giden koyun surusu karayolunu isgal etti 7nQK8DlX
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
04 Nisan, 2025 16:00 tarihinde yayınlandı
0

Artvin’de yaylaya giden koyun sürüsü karayolunu işgal etti

Artvin’den Ardahan’a 600 koyunla yapılan yayla seyahati, karayolunda trafiği yavaşlatarak renkli imgeler oluşturdu.

Artvin’in Kemalpaşa ilçesinden Ardahan’ın Küçük Ova Yaylası’na hakikat yola çıkan yaylacılar, 600 koyunluk sürüleriyle 2 aylık kuvvetli seyahatlerine başladı. Seyahat boyunca karayolunu kullanan sürü, bilhassa Borçka-Artvin güzergahında trafiğin yavaşlamasına neden oldu. Lakin şoförler ve yolcular, bu eşsiz görünüme kayıtsız kalmayarak bol bol fotoğraf çekti.

Hakan Üçüncü’ye ilişkin koyun sürüsü, Hopa, Borçka, Artvin merkez ve Şavşat üzerinden Ardahan’a ulaşmayı hedefliyor. Yaylacılar, seyahatlerinin bir kısmını karayoluyla, bir kısmını ise dağ patikalarından geçerek devam ediyor. Vakit zaman kent içinden de geçmek zorunda kalan sürü, yeni doğan kuzuların annelerinin peşinden sürüye katılmasıyla renkli imgeler oluşturuyor.

Yaylacılar, klasik yayla göçünü gerçekleştirirken, birebir vakitte seyahatlerini fotoğraf severler için bir görsel şölen haline getiriyor. 600 koyunluk sürüyle yapılan bu seyahat, hem yaylacılar hem de yolu kullananlar için unutulmaz anlar yaşatıyor.

“Trafikte Büyük Sorun Yaşamıyoruz”

Sürüye eşlik eden Okay Yılmaz, “Kemalpaşa’dan geliyoruz. Ardahan Küçük Ova Yaylası’na gidiyoruz. Hem anayolu hem de dağ yollarını kullanıyoruz. Dağda geçit olmadığı için şu an asfalttan ilerliyoruz. Seyahatimiz yaklaşık 2 ay sürecek. Dinlenmemizi Borçka’daki ikinci tünelin üzerinde yapacağız. Trafikte çok büyük eza olmuyor, şoförler çoklukla yardımcı oluyor. Sürünün sahibi, oğlu ve ben olmak üzere üç kişi seyahati gerçekleştiriyoruz” sözlerine yer verdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin