Apartmandan bir tek kendi sağ kurtulmuştu, ailesinin acısını unutamıyor - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Ocak, 2024 10:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Apartmandan bir tek kendi sağ kurtulmuştu, ailesinin acısını unutamıyor

Hatay’da 14 kişinin vefat ettiği apartmanın enkazından sağ kurtulmayı başaran Mehmet Ali Gezer, asrın felaketinin üzerinden aylar geçse de yaşadıklarını unutamıyor.

Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay’ın Antakya ilçesi yerle bir olmuş, binlerce insan hayatını kaybetmişti. Asrın felaketinde Antakya ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan Gezer ailesinin 3 katlı apartmanı da yıkıldı. Aile apartmanında yaşayan 15 kişiden 14’ü hayatını kaybederken, 17 yaşındaki Mehmet Ali Gezer enkazdan sağ kurtarıldı. Depremde; 42 yaşındaki babası Hüseyin, 36 yaşındaki annesi Zeynep, 7 yaşındaki kardeşi Yusuf ve 14 yaşında kardeşi Abdulkadir’i kaybeden Mehmet Ali, asrın felaketinin üzerinden aylar geçse de yaşadıklarını unutamıyor.

“Hep birlikte, yan yanaydık ve onların seslerini duyuyordum”

Depremin 12. saatinde akrabaları tarafından enkazdan çıkarıldığını dile getiren Mehmet Ali Gezer, “Deprem sırasında yarı uyanıktım, yeni uyumuştum. Deprem olduğunu anladığımızda bayağı korkmuştuk. Ailecek hepimiz bir araya geldik, sonra apartman direkt yıkıldı. Direkt yana yattı, daha sonra enkazda ailem kucağımdaydı neredeyse. Hep birlikte yan yanaydık ve onların seslerini duyuyordum. Yaklaşık 12 saat sonra amcam ve akrabalarımız beni kurtardı. Apartmanda 15 kişi yaşıyordu, sadece ben sağ çıktım. Geriye kalan herkes vefat etti. Ben hala nasıl çıktığımı sorguluyorum” dedi.

Hepsini bir anda kaybedeceğim aklımın ucundan geçmezdi”

Ailesinin acısını her an yaşadığını dile getiren Gezer, “Annem, babam ve 2 kardeşim vefat etti. Düşüncelerim hiç değişmedi hala çok üzgünüm. Anlamlandıramıyorum ve hep ailemden birini kaybedersem ne olur diye düşünüyordum. Hepsini bir anda kaybedeceğim aklımın ucundan geçmezdi. Hasret gideremiyorum ailem hep aklımda, unutmak imkansız neredeyse. Her an aklımdalar” ifadelerini kullandı.
Depremde kardeşinin ailesi başta olmak üzere birçok yakınını kaybettiğini dile getiren Ali Gezer de, “Depremde; kardeşim ve ailesi başta olmak üzere akrabalarımı kaybettim. Bu süreç hepimizde derin yaralar bıraktı. Rabbimden gelen bir acı, canlarımız, ciğerlerimiz gitti” şeklinde konuştu.(İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
okullardaki siddet derin bir toplumsal sorunun yansimasi 1TVMEDAR
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
18 Nisan, 2026 00:22 tarihinde yayınlandı
0
0

“Okullardaki şiddet derin bir toplumsal sorunun yansıması”

Psikiyatri Uzmanı Dr. Cengiz Çelik, son dönemde okullarda art arda yaşanan silahlı saldırıların yalnızca bireysel şiddet olayları olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu tür olayların daha derin bir toplumsal krize işaret ettiğini söyledi.

Bu tür olayların bireysel patolojilerin ötesinde ele alınması gerektiğini vurgulayan VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Çelik, “Okullarda yaşanan bu olaylar, toplumsal yapıda biriken sorunların dışavurumu olarak değerlendirilmelidir” dedi.

“Görünmezlik ile görünür olma arzusu çatışıyor”

Saldırıların arka planında çoğu zaman yoğun bir değersizlik hissi ve dışlanmışlık algısının bulunduğunu ifade eden Uzm. Dr. Çelik, “Fail profillerinde sıkça, ‘görünmez olma hissi ile görünür olma arzusu’ arasında bir çatışma görülmektedir. Özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde kimlik gelişiminin kırılgan yapısı, bu tür uç davranışlara zemin hazırlayabilir” diye konuştu.

“Sadece bireysel değil, toplumsal bir mesele”

Bu olayların yalnızca bireysel psikopatolojiyle açıklanamayacağını dile getiren Uzm. Dr. Çelik, sosyolojik faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Çelik, “Günümüzde artan yalnızlık, yoğun rekabet baskısı ve sosyal medya üzerinden sürekli karşılaştırılma hali gençler üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Okullar ise giderek sadece akademik başarıya odaklanan yapılar haline gelirken, duygusal ve sosyal gelişim çoğu zaman geri planda kalıyor” dedi.

“Şiddetin normalleşmesi risk oluşturuyor”

Medya ve dijital platformlarda şiddetin estetize edilmesinin önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Çelik, “Kimlik arayışı içindeki gençler bu tür eylemleri bazen ‘iz bırakma’ ya da ‘mesaj verme’ aracı olarak algılayabiliyor” şeklinde konuştu.

“Aidiyet duygusu zayıflıyor”

Okulların güvenli ve kapsayıcı alanlar olması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Çelik, “Akran zorbalığı, sosyal dışlanma ve zayıf öğretmen-öğrenci ilişkileri, gençlerin aidiyet duygusunu zedeliyor. Aidiyetin kaybolduğu ortamlarda ise öfke, yabancılaşma ve düşmanlık duyguları gelişebiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Çözüm için çok yönlü yaklaşım şart”

Sorunun çözümü için bütüncül bir yaklaşım gerektiğini belirten Uzm. Dr. Çelik, şu önerilerde bulundu:

“Okullarda psikososyal destek mekanizmaları güçlendirilmeli, psikolojik danışman sayısı ve etkinliği artırılmalıdır. Risk altındaki bireyleri erken tespit edecek sistemler kurulmalı, aileler çocukların duygusal ihtiyaçlarına daha fazla odaklanmalıdır. Medya ise şiddeti sansasyonel biçimde sunmak yerine bilinçlendirici bir dil benimsemelidir.”

“Toplumun aynasına bakmalıyız”

Bu tür olayların yalnızca bireysel suçlar olarak görülmemesi gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Çelik, “Okullarda yaşanan silahlı saldırılar, aslında çok daha önce sessizce biriken kırılmaların yansımasıdır. Bu olaylar, toplum olarak görmemiz gereken gerçekleri ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin