Aort damarı yırtılan Azerbaycanlı tır şoförü, Kastamonu’da yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu - Karabük Haber Postası
aort damari yirtilan azerbaycanli tir soforu kastamonuda yapilan ameliyatla sagligina kavustu 3Y7eMWiA
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Şubat, 2025 16:15 tarihinde yayınlandı
0
0

Aort damarı yırtılan Azerbaycanlı tır şoförü, Kastamonu’da yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu

Kastamonu’nun Tosya ilçesinden geçtiği sırada rahatsızlanınca hastaneye kaldırılan ve aort damarı yırtıldığı tespit edilen Azerbaycanlı tır sürücüsü, yaklaşık 5 saat süren başarılı bir ameliyat ile sıhhatine kavuştu.

Uluslararası tır sürücülüğü yapan 36 yaşındaki Azerbaycanlı Gazi Asım Seferov Hümbetağaoğlu, Rusya’dan aldığı malzemeyi Kocaeli’nin Gebze ilçesine getirdiği sırada D100 karayolunun Kastamonu’nun Tosya ilçesi geçişinde şiddetli göğüs ağrısı yaşamaya başladı. Polis kontrol noktasında durarak yardım isteyen Asım Seferov Hümbetağaoğlu, trafik gruplarının birinci müdahalesinin akabinde çağrılan ambulansla Tosya Devlet Hastanesi Acil Servisine kaldırıldı. Ender görülen ve hayati risk taşıyan aort damarının yırtıldığının belirlenmesi üzerine Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilen Hümbetağaoğlu, Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Güler Gülsen Ersoy ile Opr. Dr. Üzeyir Yılmaz tarafından muayene edildi. Dr. Öğretim Üyesi Ersoy ve Opr. Dr. Yılmaz tarafından acil ameliyata alınan Hümbetağaoğlu, yaklaşık 5 saat süren başarılı operasyon sonucunda sıhhatine kavuştu. Azerbaycanlı hasta, tedavisi tamamlandıktan sonra taburcu edilecek.

“Yaklaşık 5 saat süren ameliyat sonrasında hastamız sıhhatine kavuştu”

Hastanın tedavi süreci ile ilgili bilgi veren Ersoy, “Azerbaycanlı soydaşımız Asım Seferov Hümbetağaoğlu acil kaidelerde hastanemize aort disseksiyonu nedeniyle ameliyat edildi. Son derece riskli olan bu ameliyat başarılı bir halde sonuçlandı. Hastamız sıhhatine kavuştu. Kendisinin de dediği üzere her şey hoş ve çok yahşi. Hastamıza da bundan sonraki hayatında sağlıklı bir hayat diliyoruz” dedi.

Hastaya yapılan süratli müdahalenin ehemmiyetine değinen Ersoy, “Polis arkadaşlarımız da acil olarak ambulans istiyorlar, hastamızda Eğitim ve Araştırma Hastanemize sevk ediliyor. Biz de çabucak hastayı acilde görür görmez 10 dakika içerisinde gece saat 12.00 olmasına karşın takımımızı toparlayıp ve süratlice ameliyatımıza başladık. Yaklaşık 5 saat süren ameliyat sonrasında hastamız sıhhatine kavuştu ve ameliyatı da başarılı geçti” diye konuştu.

Dr. Öğretim Üyesi Ersoy, başarılı ameliyattan ötürü tüm gruba teşekkür ederek, çok keyifli olduklarını belirtti.

“Aort yırtılmasında ameliyat çok başarılı geçse de yüzde 50’nin üzerinde mevt oranı var”

Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Üzeyir Yılmaz ise, “Hastamız, hastanemizin aciline göğüs ağrısı şikayetiyle nakledildi. Bizlerde birinci tetkiklerinde aort disseksiyonu teşhisini koyduk ve süratlice ameliyathaneyi organize ederek operasyona başladık. Hasta birinci geldiğinde yırtıcı darda göğüs ağrısı vardı, hayati durumu çok kritikti. Önemli bir mevt riski bulunuyordu hastanın. Bu aort yırtılması dediğimiz durumda ameliyatta her şey çok başarılı dahi gitse yüzde 50’nin üzerinde bir mevt oranı ne yazık ki var. Hasta tüm bunların hepsini biliyordu lakin kendisi bizlere motivasyon sağlayacak cümleler kurdu. ’Ben, hocam Azerbaycan’da iki tane savaştan çıktım, Allah’ın müsaadesiyle bundan da kurtulurum’ dedi. Hakikaten de o denli oldu, ameliyatımız pek başarılı geçti. Hastamız artık ağır bakımda, takip sürecimiz devam ediyor fakat hayati tablo atlatılmış görünüyor. Şu anda pek âlâ durumdayız çok şükür” biçiminde konuştu.

“Her şey istediğimden de daha hoş oldu”

Azerbaycan’ın Karabağ kentinde Ermenistan’a karşı savaşta gazi olduğunu söyleyen Asım Seferov Hümbetağaoğlu da, “Rusya’dan Kocaeli’nin Gebze ilçesine yük getiriyordum. Kastamonu’ya geldiğimde bir anda gözlerim karardı. Arabayı durdurdum. Biz de telsiz var, telsizle konuştum. Önümde yaklaşık 5 kilometre ileride polis noktası olduğu söylendi. Kendimi toparlayıp hareket ettim. Orada polislerden yardım istedim. Bana ne olduğunu sordular, kalbimde külfet yaşadığımı söyledim. 5 dakika geçmeden ambulans geldi, akabinde Kastamonu’ya, hastaneye kadar geldim. Allah hepsinden razı olsun. Hiç bu kadarını beklemiyordum. Her şey çok hoş geçti. Her şey istediğimden de daha hoş oldu. Minnettarım Türkiye Cumhuriyetine, doktorlarına, milletine, beşerlerine. Görmediğim ilgiyi, karşılamayı burada gördüm” sözlerini kullandı.

“Karabağ’dan savaştan çıktım, Allah’ın ve tabiplerin sayesinde ameliyattan da çıktım”

Doktorlara teşekkür eden Hümbetağaoğlu, “Burada bütün hoşlukları gördüm. Üç çocuk babasıyım. Ameliyat yaptılar beni. Çocuklarımla konuştum. Allah’ıma çok şükür, o savaştan beni çıkarttın, Allah’ın müsaadesi ve hekimlerin sayesinde de burada ameliyattan çıktım. Şükür yaşıyorum, her şey çok hoştu. Minnettarım. Ben tır sürücülüğü yapıyorum. Zelzele olduğu vakit sürücülük yaptım. İki kez sarsıntı bölgesine yük getirdim. Orman yangını oldu, yangında da tırlarla yük getirdim. Benimle birlikte 30 kişi daha hem sarsıntıda hem de yangında tırlarla yük getirdi. Hepimiz gelip yardımda bulunduk. Türkiye, bizlere Karabağ savaşında çok büyük yardımlarda bulundu. Ben şahsen Türklerin kendisiyle Karabağ’da savaş yaptım. Arkadaşlarımdan şehit olanlarda oldu, gazi olanlar da oldu. Allah şehitlerimize rahmet eylesin, gazilerimize de şifa versin” dedi.

Kastamonu Vilayet Sıhhat Müdürü Uzman Çağdaş Derdiyok da, başarılı geçen ameliyat münasebetiyle tüm takımı kutladı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
03 Mayıs, 2026 12:31 tarihinde yayınlandı
0
0

GÖRDÜK-İŞİTTİK-SÖYLÜYORUZ

Deprem Gerçeği

Ülkemizde irili ufaklı depremler meydana geliyor.

Binlerce insanımızı molozların altında bıraktığımız bu depremler sonrasında hep aynı şeyleri konuşur olduk.

Belirli bir süre sonrasında her şeyi unuttuk. Tedbiri de tabi ki.

Yıllardır Karabük’te olası bir deprem halinde hazırlığımızın olup olmadığını yazar, çizeriz şu ana kadar kendisini yetkili gören bir makamdan beklediğimiz cevabı alamadık.

Sadece Allah korusun diyoruz.

1944 Çerkeş depremi Karabük’te de ciddi derecek etkilenmiş, köylerde can kaybına mal olmayan yıkımlar olmuştur.

Karabük yıllarca inşaat ruhsatları verilirken 2. Dereceye kadar verilmiş, sonrasında tehlikeli, bir fay hattınızı üzerinde olduğumuz anlaşılınca ruhsat işlemleri değiştirilmiştir.

Bilimsel ve teknik raporlara göre;

“Karabük’ün sismik durumu, büyük ölçüde Kuzey Anadolu Fay Hattı ile belirlenir. Dünyanın en aktif ve hızlı hareket eden sağ yanlı faylarından biridir. Kuzey Anadolu Fay Hattı Karabük il sınırının güneyinden geçer. Bu fay hattı, Karabük il sınırının hemen güneyinden geçer. Eskipazar ve Ovacık ilçeleri, Kuzey Anadolu Fay Hattı’na oldukça yakın konumdadır. Gerede-Bolu bölümü ya da Çerkeş-Kurşunlu bölümü parçalardır. Kuzey Anadolu Fay Hattı parçalarında 7 büyüklüğünde deprem olabilir. Ya da daha büyük bir deprem olur. 7 ve üzeri büyüklükteki bir deprem, Karabük genelinde büyük yıkıma yol açabilir. Yerbilimciler fayın tarih boyunca yaptığı depremleri inceler. 1944 Gerede Depremi gibi büyük tarihsel depremler incelenerek örnek alınmaktadır. Ve yerbilimciler bölgenin risk potansiyelini hesaplar. Örnek alınan depremlerle çalışırlar.

KAF’ın yanında Karabük ve çevresinde kırıklar da vardır. “Karabük Fayı” ya da “Safranbolu Fayı” adıyla bilinen kırıklar vardır. Daha kısa ama yerel ölçekte etkili olabilen tali kırıklar da var. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün haritası vardır. Diri Fay Haritası’nda yer alan kırıklar potansiyel deprem kaynaklarıdır. Karabük deprem riski sadece ana fayla ilişkili değildir. Risk sadece ana fay hattının kırılmasıyla değil, yerel fayların tetiklenmesiyle de ilişkilidir.” Deniyor.

Ve;

“Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın ana koluna en yakın ilçe olan Eskipazar, sismik açıdan en riskli bölgedir. Yenice ilçesi, içinden geçen fay hatları ve heyelan riskiyle dikkat çeker. Ve derin vadilerden kaynaklanan heyelan tehlikesiyle dikkat çeker. Merkez ilçe, nüfus ve sanayi yoğunluğu nedeniyle en yüksek kayıp riskini taşıyan bölgedir. Safranbolu ise ayrı bir risk grubundadır.”

Hem Yerel yönetimler, hem de Çevre Şehircilik Bakanlığı yerel birimleri iş birliği ile konuyu gündemde tutmalı, riskli binaları tespit etmeli. Sadece resmi binaların dönüştürülmesi yetersizdir.

Bu arada olası bir deprem halinde sanayi tesislerinin özellikle Kardemir’in de bu konulardaki planlaması önemlidir.

Riskli alan yoğun yerleşim yaşam alanlarıdır.

Allah Korusun denek yetmez.

Tedbir de lazım değil mi?

 

Hadi Hayırlısı

Sosyal medyaya bakıyoruz

Aman Allahım?

Kıyamet kopuyor.

Karabük’ün eniştesi Emniyet Genel Müdürü olmuş.

İlk sivil Milli Savunma Bakanlığı müsteşarı da olan yeni genel müdür Fidan’ın eşi bir Prof. Ve Ovacık İlçemizin Dudaş köyünden.

Hayırlı oldun.

İnşallah artık Emniyet Genel Müdürlüğü literatüründen Karabük’ün sürgün yeri gerçeği silinir.

 

 

Tiyatro bitiyor mu?

Daha başlarken senaristleri ve yönetmenleri belli ve ülkemizi bölmeye yönelik bir tiyatro oyunu olduğunu söylemişti.

TBMM de usul ve teamüllere aykırı olarak dayatma ile kurulan güya TBMM ve devletin projesi olarak dayatılan sözde kardeşlik(!) tiyatrosunda silahların yakılması perdesinin oyuncusu 30 terörist inlerine dönmüş, sözde müttefiklerimizin verdiği yeni silahlarla görevlerinin başındalarmış.

Bunu söyleyen bebek katilinin Beka Vadisi’ndeki sözde komutanı.

Şımarıklıkla ne isteyeceklerini şaşıran katil seviciler de sürecin duraksadığını açıklamış.

Milletin durdurmak için beklediği sürecin buraya kadar gelmesine önderlik edenlerde her hal de seçimi bekleyecekler gibi duruyor.

 

 

Sosyal medyada gördük hoşumuza gitti.

Alıntı Gürse Bilsel’den.

Allah’ın akıl verdiği, muhakeme yeteneği verdiği, konuşma yeteneği verdiği koca koca ünvanlı adamcıkların varlıklarının ve şak-şaklarının gürültüsü arasında denk düştü.

Buyurun tekrar tekrar okuyun efendim.

Okuyun ve etrafınıza dikkatli bakın;

“Karacıların komutanı tatbikat sırasında bir asker çağırmış. Asker:

-“Emret komutanım” diyerek yanına gitmiş.

Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş. Asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker:

 

-“Emret komutanım” diyerek komutanının yanına gitmiş.

Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış. Daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş, asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve;

-“Emret komutanım” demiş. Komutan;

 

-“Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma” demiş.

Asker;

-“Hadi lan” demiş. Komutan diğer komutanlara dönerek:

-“İşte asıl cesaret bu” demiş.

….

Asıl cesaret ülkede yaşananlara, zulümlere, zamlara, yolsuzluklara, haksızlıklara katlanarak yavaş yavaş ölüp yok olmak değil, halkın düzenini bozup, kendi düzenini sağlayanlara “HADİ LAN” diyebilmektir”

Değil mi?