Alzheimer'ı durduran çiçek: Nergis - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
27 Ağustos, 2023 15:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Alzheimer’ı durduran çiçek: Nergis

Tıbbi Biyokimya Profesörü Aysun Bay Karabulut, ismini Yunan mitolojisindeki ünlü karakterden alan nergis çiçeğinin, nörolojik hastalıklar için kullanılan galantamin içerdiğini belirterek “Galantamin maddesi alzheimer hastalığını direkt tedavi etmese de ilerlemesini durduruyor, belirtilerini hafifletiyor” dedi.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, Nergis Çiçeğinin birçok kişi tarafından bilinmeyen özelliklerini kaleme aldı. Tıbbi Biyokimya Profesörü Karabulut, nergisin Doğu’da zenginlik ve iyi talihin, Fars edebiyatında ise güzel gözlerin sembolü olarak bilindiğini söyledi. İngiliz edebiyatında da sıklıkla nergis isminin geçtiğini belirten Karabulut, “Nergis Galler’in ulusal çiçeğidir. Ancak nergisi en çok Eski Yunan Mitolojisi’ne dayanan Narcissus hikayesiyle biliyor olabilirsiniz” ifadelerine yer verdi.
Nergis çiçeğinin baharın en erken müjdecileri olduğunu da hatırlatan Karabulut, “Mart ayı ile hatta bazı iklimlerde Şubat ile beraber kırlarda, kaya diplerinde, yol boylarında öbek öbek açarlar. Nergiste sap 20-80 cm kadar yükselebilmektedir. Soğanlı ve güzel kokulu olan bu bitkilerde taç yaprakları beyaz veya sarının karışımları şeklindedir. Anavatanı Avrupa olan bu bitkilerin en çok tür zenginliğine İspanya ve Portekiz’de rastlanmaktadır. Ancak doğal olarak tüm Akdeniz kıyılarında, hatta bunun uzantısı olan Japonya’ya kadar aynı enlem dereceleri arasında görülmektedir. Dünyada Avrupa, Kuzey Amerika, Kuzey Afrika ülkelerinde tarımı yapılmaktadır. Bu bitkinin soğanları en az bir sene ara ile kullanılmaktadır. Zira çiçeğini vermiş olan soğan ekilirse, bir dahaki seneye çiçek vermez” dedi.
Nörolojik hastalıklarda kullanılıyor
Nergisin içinde binbir çeşit alkaloid bulunduğunu ifade eden Karabulut, “Nergisteki alkaloidlerden en önemlisi, daha doğrusu üzerinde en çok araştırma yapılanı galantamin maddesi. Ruslar, galantamini ilk olarak 1950’lerin başında Galanthus woronowii, yani kardelen çiçeğinden izole ediyorlar. Birkaç yıl sonra Japonya’dan Uyeo ve Kobayashi aynı molekülü Lycoris radiata yani kırmızı örümcek zambağından da elde ediyor. Böylece nergisgiller ailesinin tüm fertlerinde bulunduğu fark edilen madde, 1960 ve 70’lerde SSCB’de nörolojik hastalıklar için kullanılıyor fakat demir perde yüzünden dünyanın geri kalanının bu işten pek haberi olmuyor. Amerika’da ilaç olarak onaylanması 2001’i buluyor” dedi.
Alzheimer’ı durduruyor
Dünyada 50 milyon kişiyi etkileyen alzheimer hastalığının nedeninin hala tam olarak bilinmediğinin de altını çizen Karabulut, “Ölmüş alzheimer hastalarının beyinlerinde, düğüm ve plaklar olduğu görülüyor ki bunlar hastalığın karakteristik işareti kabul ediliyor. Amiloid hipotezi, hastalığı beta amiloid isimli proteinlerin zamanından önce ve fazla üretilip birikmesinin, yumak gibi dolanıp sertleşmesinin başlattığını varsayıyor. Bunu yavaşlatmaya veya durdurmaya yönelik ilaç adayları da heyecanla karşılanıyor, örneğin zeytinyağındaki oleokantal. AK enziminin de bu plakların oluşmasını hızlandırdığı, bu yüzden galantaminin, bu enzimin çalışmasını durdurmasının veya yavaşlatmasının düğüm ve plakların oluşumunu da yavaşlatabileceği öne sürülmekte. Galantamin hastalığı direkt tedavi etmese de ilerlemesini durduruyor, belirtileri hafifletiyor” ifadelerine yer verdi.
Çiçekten galantamin elde edebilmenin maliyetinin oldukça yüksek olduğunu ve bu nedenle ilaç firmalarının bu maddeyi ticari üretme çabasında olduğunu belirten Karabulut, “Laboratuvarda sentezlenebiliyor fakat bitki hücrelerinde üretilmesi tarımsal ekonomi açısından da milli yerli ilaç üretimi açısından da oldukça önemli” dedi.
Dikkat edilmesi gereken hususlar
Nergisin tüm kısımlarının zehirli bir kimyasal olan likorin içerdiğini de kaydeden Karabulut, şunları söyledi:
“Özellikle soğan kısmı. Bitkinin herhangi bir kısmını yemek mide bulantısı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi belirtilere neden olabilir. Bu belirtiler genellikle üç saat sürer. Düşük kan basıncı, uyuşukluk ve karaciğerde hasar gibi daha ciddi problemler, bitkiden çok fazla miktarda yiyen hayvanlarda rapor edilmiştir. Ayrıca çiçeğin olduğu kısımda, ampulla bölgesinde mikroskobik düzeyde oksalat vardır. Oksalatlar yutulduğunda dudaklarda, dilde ve boğazda şiddetli yanma ve tahrişe neden olur”
Nergis türleri
Nergis çiçeğinin Anadolu’dan Japonya’ya kadar birçok yerde doğal olarak yetiştiğini de belirten Karabulut, şunları söyledi:
“1920’lerde sadece bir Hollanda şirketinin envanterinde 2 bine yakın çeşidi olduğu söylenmektedir. İngiliz nergis-severler, 1898’de Daffodil Society’i kurmuştur, her türlü bilgi bu platformda arşivlenmekte ve paylaşılmaktadır. Türleri arasında, Çin nergisi (narcissus tazetta), yabani nergis (narcissus pseudonarcissus), fulya (narcissus jonquilla), zerrin (narcissus poeticus), güz nergisi (Narcissus serotinus) bulunmaktadır. Türkiye’deki nergis çeşitlerinin tanımlanması, var olanların korunması, ticari değeri yüksek (daha uzun ömürlü, daha hoş kokulu vs) yeni çeşitlerin yetiştirilebilmesi için önemli ama bu konuda yapılmış çalışmalar şimdilik çok kısıtlı. Türkiye’de en çok rastlanan tür Narcissus tazett’dır ama Ege, Akdeniz hatta Karadeniz’in bazı yerlerinde doğal ve doğallaşmış başka türler de bulunmaktadır.
Kastamonu ili, İnebolu ilçesinde zellankadef denilen bu çiçek halk pazarlarında köylü kadınlar tarafından satılır. Zellankadef Azerbaycan’da ve Urdu dilinde de nergis çiçeği yerine kullanılır.”
Narcissus poeticus’un Türkiye’de Ege Bölgesi’nde özellikle Karaburun ve Mordoğan’da yetiştirildiğini ifade eden Karabulut, “Karaburun’a gittiğinizde “Artık nergis falan kalmadı eskiden çiçekler açtı mı tepeler boyu bembeyaz, kar yağmış gibi olurdu” diyen Karaburunlularla karşılabilirsiniz. 1980 sonrasında soğan sak nematodu hastalığı, Latince adıyla ditylenchus dipsaci (kühn) büyük zarara neden olmuş, emek verip ticari karşılık bulamayan Karaburunlular zamanla nergis yetiştirmekten vazgeçmiştir. Karaburun’da her kış Nergis festivalleri düzenlendiği de buraya not edelim” ifadelerine yer verdi. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
beun ev sahipliginde sinai mulkiyet calistayi oncesi istisare toplantisi gerceklestirildi lbTkDv5w
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Nisan, 2026 20:22 tarihinde yayınlandı
0
0

BEUN Ev Sahipliğinde Sınai Mülkiyet Çalıştayı Öncesi İstişare Toplantısı Gerçekleştirildi

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) ev sahipliğinde, sınai mülkiyet alanında farkındalığın artırılması ve kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla istişare toplantısı düzenlendi. 15 Temmuz Şehitler Kampüsündeki Cafe Akademide gerçekleştirilen toplantıda, Mayıs ayı içerisinde düzenlenmesi planlanan “Sınai Mülkiyet Çalıştayı”na ilişkin hazırlıklar ele alındı.

Toplantıya; Zonguldak Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Kapağan, BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, BEUN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Servet Karasu, Zonguldak İl Sanayi ve Teknoloji Müdürü Metin Vural, Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) Genel Sekreteri Mehmet Çetinkaya, Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Zekai Kamitoğlu, Zonguldak TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yücel Mercimek, Zonguldak Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Ferdi Kesikoğlu, Devrek TSO, Ereğli TSO, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü ve BAKKA yetkilileri ile akademisyenler katılım sağladı.

Gerçekleştirilen toplantıda, BEUN TÜRKPATENT Danışma Birimi Sorumlusu Prof. Dr. Şenay Saraç tarafından sunum gerçekleştirildi. Sınai mülkiyet haklarının korunması, yaygınlaştırılması ve bu alandaki kurumsal kapasitenin artırılmasına yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Katılımcı kurum temsilcileri, Prof. Dr. Saraç çalışma alanları açısından sınai mülkiyetin önemine dikkat çekerek bu alanda yapılacak çalışmaların bölgesel kalkınmaya sağlayacağı katkıyı vurguladı.

Toplantıda ayrıca, Mayıs ayında düzenlenmesi planlanan Sınai Mülkiyet Çalıştayı’nın içeriği, hedef kitlesi ve program akışı üzerine kapsamlı bir planlama yapıldı. Kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve etkin bir organizasyon sürecinin yürütülmesi konusunda görüş birliğine varıldı.

Rektör Özölçer: “Sınai Mülkiyet, Şehirlerin Rekabet Gücünün Artırılmasında Önemli Bir Rol Oynamaktadır”

Toplantının ardından değerlendirmede bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, şu sözleri ifade etti:

“Sınai mülkiyet, şehirlerin ekonomik kalkınmasının sürdürülebilirliği ve rekabet gücünün artırılması açısından oldukça önemlidir. Zonguldak’ın sahip olduğu akademik bilgi birikimi ile üretim kapasitesinin korunarak yüksek katma değere dönüştürülmesinde sınai mülkiyet mekanizmalarının etkin kullanımı belirleyici rol oynamaktadır. Bu doğrultuda üniversitemiz bünyesinde faaliyet gösteren Sınai Mülkiyet Birimimize özel bir önem atfetmekte; Teknoloji Transfer Ofisimiz (TTO) ve Teknoparkımız aracılığıyla akademisyenlerimiz, öğrencilerimiz ile girişimcilerimizin farkındalığını artırmaya ve yetkinliklerini geliştirmeye yönelik kapsamlı çalışmalar yürütmekteyiz.

Başta patent olmak üzere sınai hak başvurularının nicelik ve nitelik bakımından artırılmasını öncelikli hedeflerimiz arasında görmekteyiz. Bununla birlikte, ilimizdeki tüm paydaş kurumlarla güçlü ve etkin bir koordinasyon içerisinde hareket etmenin, kalıcı ve etkili çıktılar elde edilmesi bakımından kayda değer bir öneme sahip olduğuna inanıyoruz.”

Bizi sosyal medyadan takip edin