Altında yeni moda ajda model bilezikler - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
27 Mart, 2024 04:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Altında yeni moda ajda model bilezikler

SAMSUN (İHA) – Geniş ve gösterişli bileziklerin yerini zarif görünümü ve inceliği ile ajda model bilezikler aldı.

Giyim ve teknolojide olduğu gibi ziynet eşyalarında da moda değişmeye başladı. Kadınlar gösterişli ve geniş bileziklerin yerine ince ve dayanıklı, modern bileziklere yöneldi. Bir kola 20 tane takılsa bile dikkat çekmeyen ajda model bilezikler, son dönemde kadınların vazgeçilmezi oldu.

“Ajda model bileziklere talep arttı”

Ajda medel bileziklere talep atmasının sebebinin moda ve gösterişsizlik olduğuna değinen Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Salih Özman, “Son dönemde ajda model bileziklere rağbet var. Ajda bilezik modeli 1970’li yıllarda oldukça meşhurdu. Bu bileziklerin özellikleri: Gösterişli değil, kolda yer tutmuyor, çok miktarda olmasına rağmen yan yana taktığınızda dikkat çekmiyor. Ayrıca geniş bileziklerden daha modern görünüyorlar. İnce ve sert olmasından dolayı modaya da uyuyor. Daha kibar ve zarif olduğundan çok tercih ediliyor. Kola takıp, çıkartması da oldukça kolay. Deforme olması zor olan bu ajda bilezikleri, deforme olursa da kolay düzeltiliyor. Ayrıca halk arasında ‘bozarken normal bilezikten daha karlı olurum’ düşüncesi var. Öyle bir durum söz konusu değil. Tüm bilezikler aynı fiyattan bozduruluyor. Geniş bileziklerden 10 tane yan yana taksanız kolunuzun tamamı doluyor ve çok göze batıyor. Ancak 10 ajda model bilezik, diğerinin 2 tanesi kadar bile yer kaplamıyor. Bu manada güvenlik anlamında da iyi oluyor. Özellikle son dönemde kadınlar ajda model bileziklere oldukça rağbet göstermeye başladılar. Altında bugün için moda olan bilezik türü ajda model bilezik” dedi.

“Merkezin açıkladığı fiyatlar ile kuyumcular arasında 200-250 TL fark var”

Resmi satış rakamları ile kuyumcuların altın satış fiyatlarındaki farkın nedenini de açıklayan Başkan Özman, “Bir kilo altında kiloda 6 bin dolar gibi bir fark var. Bu da gram altında 1 gramda yaklaşık olarak 200-250 TL arasında fark oluşturuyor. Yani merkezin açıkladığı resmi kurla serbest piyasadaki altın satışı arasında 200-250 TL gibi bir fark oluşuyor. Bugün itibari ile kuyumcularda 22 ayar bilezik 2 bin 403 TL’den, çeyrek altını 4 bin 360 TL’den, yarım altını 8 bin 720 TL’den, tam altını 17 bin 440 TL’den, gram altını da 2 bin 510 TL’den satışa sunuyoruz” diye konuştu.

“Kuyumcuların bile gram altına ulaşması son derece zorlaştı”

Artan talep karşısında piyasada gram altın bulmanın zorlaştığına da değinen Özman, “Gram altına talep seçim öncesinde oldukça arttı. Maalesef yüzük ve küpe satışımız yok ama gram altına ciddi anlamda talep patlaması var. Bu talebi, ürün karşılayamıyor. Biz kuyumcuların gram altına da ulaşması son derece zorlaştı. Altın ithalatına sıkılaştırmanın getirilmesi, altın üreten firmaların da daha çok 50 gramlık ürünler basması gram altına ulaşmayı zorlaştırdı. Piyasada olan gram altınlar da genelde yüksek gramajlı oluyor bu da talebi karşılayamıyor. Herkes almaya çalışırken, elinde gram altın olan vatandaşlar da bozdurmaya yanaşmıyor. 1 gram ve 5 gram altın piyasada çok az bulunurken, 10, 20 ve 50 gram altınlar bulunuyor. 20 kişi altın almaya geliyorsa bunun 1 kişisi 50 gram ve üzeri altın talep ediyor. Kalan 19 kişi 1 ve 5 gram almak istiyor. 20 gramın üstünde altın talep edene çok rastlamıyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
40 yasinda cirak oldu giresunun bicak mirasini yasatiyor aLNHI1yZ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Nisan, 2026 12:22 tarihinde yayınlandı
0
0

40 yaşında çırak oldu, Giresun’un bıçak mirasını yaşatıyor

Giresun’un Sokakbaşı Mahallesi’nde yöresel bıçak üretimi yapan Haluk Kemal Yücesan, 40 yaşından sonra çırak olarak adım attığı meslekte, kentin yüzlerce yıllık bıçakçılık kültürünü yaşatan son ustalar arasında yer alıyor.

1999 yılında yaşanan Marmara Depremi’nin ardından İstanbul’dan ayrılarak memleketi Giresun’a dönen Haluk Kemal Yücesan (66), tesadüfen başladığı bıçakçılık mesleğinde 26 yılı geride bıraktı. Ustası, “Çavuş Ömer” lakaplı Ömer Saraçoğlu’nun yanında çırak olarak mesleğe adım atan Yücesan, bu sanatın köklerinin daha da eskilere dayandığını söyledi. Ustasının babası Temel Saraçoğlu’nun bıçakçılığı Rum kökenli Anton Usta’dan öğrendiğini belirten Yücesan, böylece mesleğin kuşaktan kuşağa aktarılan bir gelenek olduğuna dikkat çekti.

1999 Marmara Depremi’nin ardından yaşadığı psikolojik etkiler nedeniyle İstanbul’u terk etme kararı aldığını anlatan Yücesan, “Giresun’a geldikten sonra ustamın dükkanının önünden geçerken sohbet ettik. Dükkanı kapatacağını söyledi. ‘Bu Çin malı bıçaklarla uğraşamıyorum, öğrenecek kimse de yok’ deyince ben de ’Bana öğret’ dedim. Ertesi gün sabah 6’da dükkana gittim, o gün bu gündür devam ediyorum” dedi.

“Giresun saldırması, Yılan dili, Sepet bıçağı, Kanun bıçağı gibi çeşitlerimiz var”

Giresun’un bıçak kültürünün Türkiye’de ve dünyada ayrı bir yere sahip olduğunu vurgulayan Yücesan, çocukluk yıllarından itibaren bıçaklarla iç içe büyüdüklerini ifade ederek, “Giresun’da hemen herkesin cebinde ya da belinde bir bıçak olurdu. Biz oyuncaklarımızı bile kendimiz yapardık, bunun için bıçak kullanırdık. Bu kültürün içinde büyüdük. Kentte üretilen bıçaklar yalnızca birer kesici alet değil, her biri ayrı bir isim ve hikaye taşır. Dünyanın birçok yerinde bıçak yapılır ama isimlendirilmiş, hikayesi olan bu kadar zengin bir kültür zor bulunur. Giresun Saldırması, Yılan Dili, Sepet bıçağı, Kanun bıçağı gibi çeşitlerimiz var” dedi.

Bıçakların kullanım amacına göre şekillendiğini anlatan Yücesan, “Örneğin ‘Kanun bıçağı’ sivri uçlu bıçakların yasaklandığı dönemde ucu yuvarlatılarak yapılmış. ‘Giresun Saldırması’ ise koltuk altından rahat çekilebilmesi için özel kavisli bir yapıya sahip. ‘Yılan Dili’ bıçağı ise hem sepet yapımında hem de savunma amaçlı kullanılmış. Her birinin ayrı bir geçmişi var” ifadelerini kullandı.

“26 yıldır pazar günü dahil dükkandan çıkmadım”

Mesleğe 40 yaşından sonra başlamasına rağmen büyük bir özveriyle çalıştığını belirten Yücesan, “26 yıldır pazar günü dahil dükkandan çıkmadım. Bu iş sabır ve emek ister. Yeni nesil biraz daha hızlı sonuç almak istiyor ama bu meslek göz nuru ister. Ben 40 yaşımdan sonra çırak oldum, bu mesleği öğrendim ve 2010 yılında ’Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı’ olarak onayı verildi. Hepsinde emek ve sabır var. Tabi yaptığın işi sevmek de var. Bugüne kadar birkaç çırak yetiştirdim, ancak gençler ekonomik nedenlerle mesleği sürdürmekte zorlandığı için başka şehirlere çalışmaya gitti. Oğlum da bu işi öğrendi, yıllarca birlikte çalıştık ama geçim sıkıntısı nedeniyle başka şehre gitti. Bu kültürün devam etmesini istiyorum. Çünkü biz burada sadece demiri dövmüyoruz, Giresun’un kimliğini yaşatıyoruz” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin