Karabük Postası tarafından
19 Mayıs, 2021 10:51 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Akbaş’tan Tarihi Taş Bina ve Kalealtı İlkokulunda inceleme

Karabük İl Milli Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş Safranbolu’da bulunan Tarihi Taş binada hizmet veren Karabük Üniversitesi Bilim ve Sanat Akademisini ziyaret etti. İl Millî Eğitim Müdür Yardımcıları Turgut Acarlı ve Erdal Üngören, Şube Müdürü Mehmet Özdemir’in de eşlik ettiği ziyarette, birçok kulüp ve sosyal projeye ev sahipliği yapan tarihi binanın bölümlerini gezen İl Millî Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş,  yapılan faaliyetlerle ve yürütülen projelerle ilgili olarak Karabük Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Mesut Doğan ile bilgi alışverişinde bulundu. Kısa bir değerlendirmede bulunan İl Millî Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş; "Bu bina tarihi dokusu itibariyle göz alıcı bir çekiciliğe sahip ve bu haliyle bile tarihimizi yansıtan bir okul niteliğinde. Kitap okumadan, Sanat Atölyelerine kadar birçok etkinliğe ev sahipliği yapması ve birçok etkinlikte de özellikle lise öğrencilerimize de rehberlik yapılması ve onlara yönelik projelerin de bizlerle birlikte yürütülüyor olması Karabük'te Üniversite, Millî Eğitim işbirliğinin en önemli göstergesidir. İnşallah birlikte birçok yeni projeye de imza atacağız." dedi. RESTORASYONU DEVAM EDEN KALEALTI İLKOKULNDA İNCELEME İl Millî Eğitim Müdürü  Nevzat Akbaş, inşaat ve restorasyon çalışması devam eden Kalealtı İlkokulu'nda incelemelerde bulundu. Safranbolu İlçe Millî Eğitim Müdürü Hasan Gümüş'ün de hazır bulunduğu ziyarette inşaatın son hali hakkında yüklenici firma temsilcisinden bilgi alan İl Millî Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş, okul restorasyonunun planlanan süre içerisinde bitirilmesi ve teslim edilmesi için azami gayret gösterilmesini istedi. İl Millî Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş, yapmış olduğu değerlendirmede "Tarihi Kalealtı İlkokulu binamızdaki restorasyon çalışmalarında son aşamaya gelindi. Proje bittiğinde binanın tarihi dokusu itibariyle İlimizin Vizyon Projelerinden biri olacaktır" dedi

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.