Afrikalıların Zehra Teyzesi - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
24 Haziran, 2022 14:27 tarihinde yayınlandı
0
0

Afrikalıların Zehra Teyzesi

Safranbolu’da  14 yıl önce Karabük ve Safranbolu’da yardıma muhtaç insanlara yardım etmek isteyen hayırseverlerin bağışlarına vesile olmak için  Safranbolu Yağmur Derneği’ni kuran  Zehra Söylemez, 5 yıldır Afrika’daki mülteci kamplarında ve Afrika’da yaşayan insanlara zor günlerinde dost eli uzatıyor.

Karabük ve Safranbolu ilçesindeki yardıma muhtaç insanlara yardım eli uzatacak hayırseverlere vesile olmak üzere 2008 yılında kurulan Safranbolu Yağmur Derneği Başkanı Zehra Söylemez “Safranbolu Yağmur Derneği olarak hem Karabük hem de Safranbolu da yaşayan yardıma muhtaç insanların dertlerine çare olacak hayırseverlerin hayırlarına vesile olurken, 2017 yılından bu güne kadar 6 ülke de 300 ün üzerinde hayırsever ve şehitlerimizin ismini verdiğimiz su kuyusu açarken, Bangladeş’te sığınan Müslüman kardeşlerimize 25 ev yaptık” dedi.

ŞEHİDLERİMİZİN İSMİ VERİYORUZ

Yapılan yetimhane, su kuyuları ve çeşmelere Türkiye’nin birlik ve beraberliği, bölünmez bütünlüğü için canlarını veren şehitlerin isimlerini verdiklerini belirten Söylemez ” Arkadaşına verdiği vasiyetinde devletin bağladığı maaşın yüzde onunu yine Zehra teyzenin oraya versin” diyen şehidimiz Ömer Bilal Akpınar’ın ismini bir mescide verdik. Ayrıca 15 Temmuz şehidimiz Ömer Halis Demir’in ismini Etiyopya da yapılan yetimhaneye ismi verdik” dedi.

KURBANLARIMIZ AFRİKA İÇİN

Açlık ve susuzluğunun en çok yaşandığı Afrika ülkelerine elinden geldiği kadar yardım elini uzattığını belirten Söylemez ” Bazı Afrika ülkelerinde maalesef imkansızlıklar nedeniyle Müslüman kardeşlerimiz çaresiz. Açlığın ve susuzluğun en çok yaşandığı bölgelerdeki kardeşlerimize yardım elini uzatmaya çalışıyoruz. Yılda bir kez de olsa onlara et yeme imkanı sunmaya çalışıyorum. Kurban kesmek isteyen hayırseverlerimiz, bize sosyal medya, cep telefonu veya Safranbolu Emek mahallesi Emek Camisinin altında bulunan dernek binamıza gelerek tüm izinleri alınmış ve Karabük Valiliği onaylı makbuz karşılığı parayı yatırıyorlar. Bizlerde onları arayıp vekalet alıyoruz. Daha sonra Afrika da belirlediğimiz bölgede kurbanlarını İslami kurallara uygun kesilip, etleri Afrikalı kardeşlerimize dağıtıyoruz. Hayırseverlerimizin gönülleri rahat olmaları için kurbanları kesilirken cep telefonumuz ile video çekip, kendilerine atıyoruz. Böylece yaptığı hayrın yerine ulaşma mutluluğunu da yaşamış oluyorlar” diye konuştu.

YOLUMUZU GÖZETLİYORLAR

Afrikalıların  her Kurban Bayramında yollarını gözetlediklerini belirten Söylemez, “Bir çok hayırsever derneklerimiz bu tür kampanyalar düzenliyor. Hepsinden Allah Razı Olsun. Afrikalı kardeşlerimiz Kurban Bayramı yaklaştıkça Türklerin yolunu gözetliyorlar. Kurban eti verirken, o kardeşlerimizin gözlerindeki mutluluklarını gördüğümüz zaman yaptığımız hayrın ne kadar makbul olduğunu anlıyoruz” ifadelerini kullandı. (Nurettin Acar)

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
03 Mayıs, 2026 12:31 tarihinde yayınlandı
0
0

GÖRDÜK-İŞİTTİK-SÖYLÜYORUZ

Deprem Gerçeği

Ülkemizde irili ufaklı depremler meydana geliyor.

Binlerce insanımızı molozların altında bıraktığımız bu depremler sonrasında hep aynı şeyleri konuşur olduk.

Belirli bir süre sonrasında her şeyi unuttuk. Tedbiri de tabi ki.

Yıllardır Karabük’te olası bir deprem halinde hazırlığımızın olup olmadığını yazar, çizeriz şu ana kadar kendisini yetkili gören bir makamdan beklediğimiz cevabı alamadık.

Sadece Allah korusun diyoruz.

1944 Çerkeş depremi Karabük’te de ciddi derecek etkilenmiş, köylerde can kaybına mal olmayan yıkımlar olmuştur.

Karabük yıllarca inşaat ruhsatları verilirken 2. Dereceye kadar verilmiş, sonrasında tehlikeli, bir fay hattınızı üzerinde olduğumuz anlaşılınca ruhsat işlemleri değiştirilmiştir.

Bilimsel ve teknik raporlara göre;

“Karabük’ün sismik durumu, büyük ölçüde Kuzey Anadolu Fay Hattı ile belirlenir. Dünyanın en aktif ve hızlı hareket eden sağ yanlı faylarından biridir. Kuzey Anadolu Fay Hattı Karabük il sınırının güneyinden geçer. Bu fay hattı, Karabük il sınırının hemen güneyinden geçer. Eskipazar ve Ovacık ilçeleri, Kuzey Anadolu Fay Hattı’na oldukça yakın konumdadır. Gerede-Bolu bölümü ya da Çerkeş-Kurşunlu bölümü parçalardır. Kuzey Anadolu Fay Hattı parçalarında 7 büyüklüğünde deprem olabilir. Ya da daha büyük bir deprem olur. 7 ve üzeri büyüklükteki bir deprem, Karabük genelinde büyük yıkıma yol açabilir. Yerbilimciler fayın tarih boyunca yaptığı depremleri inceler. 1944 Gerede Depremi gibi büyük tarihsel depremler incelenerek örnek alınmaktadır. Ve yerbilimciler bölgenin risk potansiyelini hesaplar. Örnek alınan depremlerle çalışırlar.

KAF’ın yanında Karabük ve çevresinde kırıklar da vardır. “Karabük Fayı” ya da “Safranbolu Fayı” adıyla bilinen kırıklar vardır. Daha kısa ama yerel ölçekte etkili olabilen tali kırıklar da var. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün haritası vardır. Diri Fay Haritası’nda yer alan kırıklar potansiyel deprem kaynaklarıdır. Karabük deprem riski sadece ana fayla ilişkili değildir. Risk sadece ana fay hattının kırılmasıyla değil, yerel fayların tetiklenmesiyle de ilişkilidir.” Deniyor.

Ve;

“Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın ana koluna en yakın ilçe olan Eskipazar, sismik açıdan en riskli bölgedir. Yenice ilçesi, içinden geçen fay hatları ve heyelan riskiyle dikkat çeker. Ve derin vadilerden kaynaklanan heyelan tehlikesiyle dikkat çeker. Merkez ilçe, nüfus ve sanayi yoğunluğu nedeniyle en yüksek kayıp riskini taşıyan bölgedir. Safranbolu ise ayrı bir risk grubundadır.”

Hem Yerel yönetimler, hem de Çevre Şehircilik Bakanlığı yerel birimleri iş birliği ile konuyu gündemde tutmalı, riskli binaları tespit etmeli. Sadece resmi binaların dönüştürülmesi yetersizdir.

Bu arada olası bir deprem halinde sanayi tesislerinin özellikle Kardemir’in de bu konulardaki planlaması önemlidir.

Riskli alan yoğun yerleşim yaşam alanlarıdır.

Allah Korusun denek yetmez.

Tedbir de lazım değil mi?

 

Hadi Hayırlısı

Sosyal medyaya bakıyoruz

Aman Allahım?

Kıyamet kopuyor.

Karabük’ün eniştesi Emniyet Genel Müdürü olmuş.

İlk sivil Milli Savunma Bakanlığı müsteşarı da olan yeni genel müdür Fidan’ın eşi bir Prof. Ve Ovacık İlçemizin Dudaş köyünden.

Hayırlı oldun.

İnşallah artık Emniyet Genel Müdürlüğü literatüründen Karabük’ün sürgün yeri gerçeği silinir.

 

 

Tiyatro bitiyor mu?

Daha başlarken senaristleri ve yönetmenleri belli ve ülkemizi bölmeye yönelik bir tiyatro oyunu olduğunu söylemişti.

TBMM de usul ve teamüllere aykırı olarak dayatma ile kurulan güya TBMM ve devletin projesi olarak dayatılan sözde kardeşlik(!) tiyatrosunda silahların yakılması perdesinin oyuncusu 30 terörist inlerine dönmüş, sözde müttefiklerimizin verdiği yeni silahlarla görevlerinin başındalarmış.

Bunu söyleyen bebek katilinin Beka Vadisi’ndeki sözde komutanı.

Şımarıklıkla ne isteyeceklerini şaşıran katil seviciler de sürecin duraksadığını açıklamış.

Milletin durdurmak için beklediği sürecin buraya kadar gelmesine önderlik edenlerde her hal de seçimi bekleyecekler gibi duruyor.

 

 

Sosyal medyada gördük hoşumuza gitti.

Alıntı Gürse Bilsel’den.

Allah’ın akıl verdiği, muhakeme yeteneği verdiği, konuşma yeteneği verdiği koca koca ünvanlı adamcıkların varlıklarının ve şak-şaklarının gürültüsü arasında denk düştü.

Buyurun tekrar tekrar okuyun efendim.

Okuyun ve etrafınıza dikkatli bakın;

“Karacıların komutanı tatbikat sırasında bir asker çağırmış. Asker:

-“Emret komutanım” diyerek yanına gitmiş.

Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş. Asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker:

 

-“Emret komutanım” diyerek komutanının yanına gitmiş.

Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış. Daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş, asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve;

-“Emret komutanım” demiş. Komutan;

 

-“Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma” demiş.

Asker;

-“Hadi lan” demiş. Komutan diğer komutanlara dönerek:

-“İşte asıl cesaret bu” demiş.

….

Asıl cesaret ülkede yaşananlara, zulümlere, zamlara, yolsuzluklara, haksızlıklara katlanarak yavaş yavaş ölüp yok olmak değil, halkın düzenini bozup, kendi düzenini sağlayanlara “HADİ LAN” diyebilmektir”

Değil mi?